SON DAKİKA

Yeni bir dünya özlemi – Erhan Sezer

Bu haber 05 Kasım 2018 - 20:48 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Neden gelmişlerdi insanlar bu uzak ülkeye? Gezmek, yeni yerler keşfetmek, farklı kültürler tanımak için mi? Peki o halde yüzlerinde neden tedirgin bir ifade var? Bir şeylerden mi korkuyorlar?

 

Bunun tanıtım amaçlı açılmış bloglara konu olacak alelade bir yolculuk olmadığı muhakkak. Evet, bu insanlar bu uzak ülkeye gelmişlerdi. Çünkü burası yeni başlangıçların yapıldığı bir yerdi ve bu insanların ihtiyaç duydukları şey de tam olarak buydu; işsizlik, savaş, yoksulluk ve baskı dörtgeninde geçen zorlu hayatlarından kaçıp geleceğe dönük yeni bir adım atmak, yarınların günlerinde güvende ve huzurlu bir hayat yaşamak…

 

Hayatlarının belki de en önemli dönüm noktası olan yeni bir başlangıç yapmak elbette sanıldığı gibi kolay olmasa gerek… Eminim, gözlemime takılan bu insanların hepsinin dinlenmeye değer hikayeleri vardır. Kim bilir belki de gerilerinde nice ölümler, nice gözyaşları, nice ağıtlar bırakıp gelmişlerdir. Ve fakat güç bir yaşamın talihsiz bir karakteri bile olsanız, ‘ben gidiyorum?’ demekle gitmiş olmuyorsunuz. Bunun için de birçok engeli aşmanız, bedeller ödemeniz ve bir parça da şanslı olmanız gerekiyor. Tabi, ‘para’ denilen anahtarın bu yolculuğun bir nirengi noktası olduğu da yadsınamaz bir gerçek.

 

Dünyanın çoğunlukla kötüler tarafından yönetildiğini inkar edebilir miyiz?

Belki de olup bitenlere karşı sessiz kalmayı tercih eden bir çoğunluk var ve bu yüzden dünyanın gidişatı beni korkutuyor. Bilemiyorum, her aklın buna getireceği yorum farklı olabilir. Ama gelgelelim az ilerimde ellerini çırpıp, etrafı meraklı gözlerle izleyen bu siyahi çocuğa, anne ve babasının kendi ülkelerinden ayrılıp, bu uzak topraklara neden gelmek zorunda kaldığını anlatabilir miyiz? Anlatsak bile muhtemelen söylediklerimizi anlamayacak ve anlamak için büyümeyi bekleyecektir.

 

Peki geride kalanlar?

 

Derme çatma bir bota binip, limitin çok üzerinde bir kalabalıkla birlikte hiçbir tedbir alınmadan azgın sulara karşı umut yolculuğuna çıkan o Suriyeli minik kız için de dünyaya söyleyecek kelimelerimiz var mı? Ya gidenler kadar şanslı olamayıp, dalgalı denizlerde boğulan ve koynundan hayattayken yanından hiç ayırmadığı kemanı çıkan o Kürt delikanlısı adına hangi süslü sözcüklere başvurmalıyız? Dünyanın kararan adalet duygusunu canlandırmak için? Ya ‘çağdaş’ bir ülkenin havalimanında yıllarca bekletilen, özgürlükleri kısıtlanan ve ne olduğu belirsiz katı bir prosedüre maruz bırakılan Somali’li aileleri nereye koymalıyız bu makalede?

 

Eğer kitaplar bir yaratıcı olduğu konusunda haklı ise, sanırım Tanrı, eseri için pek de gurur duymuyor olmalı. İyi bir iş çıkartmamış olmalı ki, her gün, her saat, her dakika bir cinayet işleniyor, bir kadın şiddete ya da tecavüze uğruyor, bir çocuk açlık ve hastalık sebebi ile ölüyor. Dünyanın dörtte biri refah ve güven içinde yaşarken, geri kalan dörtte üçü ne yazık ki savaş, hastalık ve yoksulluk içinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Adaletin ve eşitliğin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Kesinlikle bir cendere bu. Her insanın kendi başının çaresine bakmasını ona dayatan korkunç bir cendere.

 

Şayet bana bir insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir, diye sorsaydınız; buna yanıt olarak, o kişinin ülkesine küsmüş olmasını söylerdim. Ama bence bundan daha kötü olanı da var; o kişinin ülkesinden ayrılmak zorunda kalışı.

 

Dünyanın en güzel ülkesi bile olsa, eğer söz konusu kişi, kendi ülkesinden uzakta ve dilini konuşamıyorsa, bunun hayatında mutluluk yaratan bir tarafı da olmuyor. Nereye giderse gitsin içinde bir yerde hep bir yabancılık duygusu taşıyor…

 

“Kötü bir zamanda yaşıyoruz, dünya gittikçe bozulup alçaklaşıyor.” diyen Zola’nın haklı olduğu gerçeğini bugün daha bariz bir şekilde anlıyoruz. Hiç kuşku yok ki yeni bir dünyaya ihtiyacımız var;

 

İçinde diktatörlerin, asalakların, gericilerin, savaş borazancılarının ve umut tacirlerinin olmadığı bir dünyaya…

 

Herkesin birbirine samimiyetle ve sevgiyle baktığı, gülümsemenin hayatın sıradan bir alışkanlığı haline geldiği, yalnızca kitapların ve şiirlerin konuşulduğu, doğanın tüm renkleri ile yaşamın her zerresine iliştiği, tüm canlıların özgür ve güvende yaşadığı bir dünyaya…

 

Adaletin sağlandığı, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı, kimsenin kimseye haksızlık yapmadığı, insan hayatının bayraklardan önce geldiği bir dünyaya…

 

Ve elbette hiçbir insanın kendi ülkesini terk etmek zorunda kalmayacağı bir dünyaya…

 

Ben bu dünyanın bir gün, ama bir gün kurulacağına yürekten inanıyorum. Bu inancımla çevremde hayalperest olarak görünsem de…

 

Erhan SEZER

Toronto

Erhan Sezer
Erhan Sezererhansezer@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.