SON DAKİKA

Uyanın artık! Nefret bir suçtur… – Seran Vreskala yazdı

Bu haber 22 Mart 2019 - 17:20 'de eklendi.

Bana göre içinde nefret barındıran her söylem ırkçılıktır. Bunun ille de bir ırka karşı olması gerekmiyor. Birini veya birilerini sevmeyebilirsiniz, bir oluşumu ya da bir hareketi beğenmeyebilirsiniz ama onun ismi ayrımcılıktır ama insan sevip hayvandan nefret ediyorsanız, ayrımcı değil ırkçısınız. Erkeği sevip, kadından nefret ediyorsanız, ırkçısınız. Rakip takımdan nefret ediyorsanız, karşınızdakine düşmanca davranıyorsanız, ırkçısınız. Komşunuzu sevmeyebilirsiniz ama tüm ailesinin yok olmasınız istiyorsanız, ırkçısınız. Sevgilinizin sizden ayrılması hoşunuza gitmeyebilir ama öldürmek isteyecek kadar ondan nefret ediyorsanız, ırkçısınız. Birinden sadece gey olduğu için nefret ediyorsanız, ırkçısınız… Bu, bu kadar basit bir matematik… İlle bir ırktan nefret etmeniz gerekmiyor, ırkçılık için… Çünkü ırkçılığın hammaddesi nefret, kendinden başkasını kabullenememe ve tahammülsüzlüktür. Ve bu tedavisi olmayan bir virüstür.

Irkçılık, işkence, düşmanlık ve ayrımcılık barındıran her eylem tartışmaya açık olmaksızın kanunen cezalandırılmalı; ki insanlar artık nefret etmekten korkmalı! Aile içi eğitimden ve okullardaki öğrenim bu korkunç duyguyu yok etmemize maalesef yeterli olmadığı için artık cezanın kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Nefret suçu işleyenlerden bile nefret etmeden uygulanması gereken cezalardan bahsediyorum, çünkü bu işlemi hızlandırmadığımız sürece durum daha da kötüye gidecek. Geçen ay Viyana’da biri bana ‘burada da ırkçılık var ama en azından medeni ırkçılık var’ demişti. Irkçılığın medenisi mi olur derken, durumu şöyle açıkladı: ‘Buradakiler de bizleri ya da Suriyelileri istemiyor ama eylemlerinin ve söylemlerinin cezalandırılacaklarını bildikleri için kimse kimseye saldırmıyor, nefret söyleminde bulunmuyor. Kanunlardan korkuyor’… Her ne kadar içinde faşizm de barındırsa nefreti bu şekilde kontrol etmek, insanların tepkileri yüzünden cezalandırılacağından korkmaları, yaptıklarının bir şekilde karşılıksız kalmayacağını bilmeleri çok rahatlatıcı… 

Yaptığım TV programı için sokaklarda dolaşıp, insanlarla konuşuyorum ve sohbet ettiğimiz insanların -solcu sağcı liberal faşist hümanist doğasever hayvansever herşeyisever (?) fark etmiyor- çoğundan Araplar -özellikle Suriyeliler- hakkında resmen nefret söylemleri duyuyorum ve duyduğum şeyler beni dumura uğratıyor. Üstelik Türklerin bu sebeple Almanya’da neler yaşadıklarını bilen insanlar da var içlerinde. Bu da dünyanın daha iyiye gittiği yöndeki umutları boşa çıkarıyor.

Hayır, efendim, dünya daha iyiye gitmiyor. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ırkçılık ve nefret korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Son yıllarda özellikle LGBTİ konusunda her ne kadar tolerans seviyesi artsa da ülkemizde homofobi halen vahim bir seviyede… Gün geçmiyor ki gey olduğu için ailesi tarafından öldürülmüş, kendisini ifade edemediği ve istediği hayatı yaşayamadığı için depresyona girmiş, kendisini hastalıklı bir birey olarak gördüğü veya bu yüzden toplumdan dışlandığı için intihar etmiş, bu baskılara maruz kalmamak için evden kaçmış, işkence görmüş, dövülmüş, yakılmış, cinayete kurban gitmiş gençlerin hikayesini duymayalım…

Bu yüzyılda hala insanın cinselliğini nasıl kullanması, kimin kiminle birlikte olması, kimin kiminle evlenmesi gerektiğinin söylenmesi ve bunun tartışılması bile akıl dışı… Bu yüzden hala inanılmaz acılar çeken o kadar çok insan var ki! Bu konuda yapılan çalışmalar yeterli olmadığı gibi, basının LGBTİ bireylerinin seslerine kulak tıkaması da çok üzücü. Bu insanlar sokaklarda dövülüyorlar, işkence görüyorlar, öldürülüyorlar; tek sebebi farklı olmaları… O da bize göre farklı olmaları… Yoksa yönelimlerinden başka kendilerini farklı kılan hiçbir durum yok. Cinsel yönelim dediğiniz de bir tercih değildir; hiç kimse hayatının her yönden daha zorlaşacağını bile bile böyle bir tercih yapmaz. Bundan 15 yıl evvel 6 yaşında gey bir çocukla tanıştığımda bunun bir tercih olmadığını anlamıştım.

Hayatımda hayranı olduğum iki tane Ellen var… Biri Ellen DeGeneres, diğeri de Ellen Page… DeGeneres 90’larda yaptığı bir sitcom’la gey olduğunu açıkladığı için işinden kovuldu, Hollywood’dan ve TV sektöründen dışlandı ve 4 yıl iş bulamadı. O dönemi hayatının en korkunç dönemi olarak anlatıyor. Gey evlilikler kabul edilir edilmez de sevgilisi Portia ile evlendi ve 10 yıl sonra hala mutlu bir birliktelikleri var. Ve Ellen LGBTİ bireylerin sesini duyurabilmek için TV’daki varlığını kullanarak, sempozyumlara katılarak ve ona sığınan gençlere yardım ederek elinden gelen her şeyi yapıyor.   

Çocuk yaşta hamile kalan bir lise öğrencisini canlandırdığı Juno filmiyle ismini duyuran Kanadalı aktrist Ellen Page’i tanımayan azdır. Ellen tüm dünyaya gey olduğunu açıkladığında 26 yaşındaydı. Çocukluğundan beri artık kendine işkence çektirmekten yorulduğu için bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymuştu. Hem de cinsel yönelimini saklaması gerektiğini söyleyen çevresinin ve Hollywood’un baskılarına rağmen… Şimdi 32 yaşında olan yıldız geçen yıl dünya güzeli bir kadınla evlendi. 31 Ocak’ta Stephen Colbert’in sunduğu programa katılan Page’in bir anda kendi ülkesinde, Amerika ve dünyadaki LGBTİ düşmanlığıyla ilgili yaptığı konuşma internette izlenme rekorları kırdı. İnsanlardaki bu nefreti kırmak ve LGBTİ bireylerinin neler çektiğini göstermek için ‘Gaycation’ isimli bir program yaparak dünyayı dolaşıyor ve bu bireylerin seslerini duyurmaya çalışıyor.

Nefret duygusu hissedenin kendisini de parçalayan bir duygu. Anlık öfkelerden söz etmiyorum, içini yakan, gözünü karartan, ruhunu yok eden o duygudan bahsediyorum. Uyanın artık, hissettiğiniz şey yok edici ve bulaşıcı bir şey. Bu duygu önce söylemlerinize sonra da eylemlerinize sızıyor. Ve siz farkında bile olmadan o virüs, tüm ruhunuzu ele geçirerek, sizi insani duygularını kaybetmiş ırkçı bir zombiye dönüştürüyor. İşte bu dönüşümden sonra durmak çok zor. Uyanın artık!   

Seran Vreskala
Seran Vreskalaseranvreskala@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.