SON DAKİKA

Türk Siyasal İslamının doğuş yeri: Akıncılar Derneği – Hayri Tunç

Bu haber 16 Eylül 2018 - 0:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Türkiye’de son dönemin sağ siyasetinin ve siyasal İslam’ın en önde gelen isimleri, 1970’li yıllarda tek bir yerden siyasete atıldılar. Daha öncesinde var olan siyasi yapılanmalardan çok bu dernek, siyasal İslam’ın neredeyse bütün renklerinin ilk yeri olarak önümüze çıkıyor.

1970’li yılların siyasal ortamında, gençliğin kendi ideolojik yönelimine doğru bir yere meylettiği, ülkenin her köşesinde siyasetin hissedilebilir şekilde yansıdığı  dönemde İslamcı düşünceyi seçen gençler o güne kadar eleştirileri olsa da Milli Selamet Partisi, Milli Nizam Partisi gibi partilerde, onların gençlik kollarında örgütleniyordu.

Akıncılar Derneği

1975’in 25 Ekiminde, Milli Türk Talebe Birliği içinde örgütlenen İslamcı 32 genç Ankara Valiliğine bir dilekçe vererek, yeni bir derneğin resmi kuruluşunu gerçekleştirdi.

Akıncılar Derneğinin neden kurulduğunu İslamcı yazar Arif Altunbaş bir söyleşisinde şu şekilde ifade ediyor;

“MTTB genel merkez kadrolarını ele geçiren İstanbul kökenli, Türkiye’de yaygın ve saygın bir cemaate bağlı olan gençlerin Anadolu’da da cemaatçi bir anlayışla örgüt kadrolarının kendi mensuplarından oluşmasını istemesi ve bunu da Anadolu’daki teşkilatlara dayatması iç huzursuzluğu körükledi.

 

MTTB’deki bu cemaatçi kadrolaşma inadının üstüne siyasi arenada İslamcıların desteklediği MSP’yi ve liderini çok sert bir şekilde eleştirmekle aradaki soğukluk ve çatlaklık iyice derinleşti.

 

Tabandaki huzursuz teşkilatlar ve başkanları Akıncılar kurulduktan sonra ya Akıncılar’ın bünyesine veya onlarla birlikte MTTB tabelası altında çalışmaya başladılar. MSP tabanının desteğiyle de Akıncılar hızla ülke çapında örgütlendi ve geniş bir taban buldu.”

 

Derneğin Kurucu Başkanı olan Tevfik Rıza Çavuş ise derneğin kuruluşunu şu sözlerle anlatıyor;

“Akıncılar adı altındaki teşkilatımız, 1975 senesinin onuncu ayının yirmi beşinde 30 arkadaşımızın iştirakiyle kurulmuştur. (…) Gazeteci yazar Kadir Mısırlıoğlu Bey’in açılışımızı şereflendirerek yapmış olduğu veciz konuşmayla çalışmalarımıza başlanmıştır.”

Akıncılar Derneği’nin ilk şubesi Kayseri’de açıldı. En büyük mitinglerini de yine Kayseri’de “İsral’i tel’in mitingi” adıyla yapmışlardı. Derneğin bir yıl dolmadan İstanbul’da 22 şube açması sonrası düzenlediği geceye ise dönemin Adalet Bakanı İsmail Mütfüoğlu’da katılıyordu.

Derneğin kurucuları arasında yer almasa da o dönem dernekle ilişkisi olan bir isim sonradan çok konuşuldu. Bu ise, Salih Mirzabeyoğlu olarak tanıdığımız, Salih İzzet Erdiş’tir.

Salih İzzet Erdiş ise, derneğin yayın organı olan Gölge ve Akıncı Güç dergilerinin çıkmasını sağlıyor, Ak-Gençlik olarak bilinen Akıncı Gençler’in örgütlenme çalışmaları içinde bulunuyordu. Mirzabeyoğlu soyadını da ilk olarak Gölge dergisinde kullanmıştır.

Akıncılar Derneği, Türkiye üzerinde giderek büyümeye, İslamcı gençlik içerisinde kendisine yer edinemeye başlayınca, içinden doğduğu MTTB ve MSP’ye karşı daha sert tavırlar almaya, onları eleştirmeye başladılar. Erbakan’a ilişkin yayınladıkları bir bildiri de Erbakan’ı CHP’nin ekmeğine yağ sürmekle, imandan uzaklaşmakla suçladılar.

Akıncılar Derneği, yaptığı eylemler ve mitinglerle adından söz ettirmeye başlamıştı. Özellikle 1976 yılından itibaren her yıl İstanbul’da “Fetih Mitingi” düzenlemeye başladılar. Bir yıl sonra 1977 yılında yapılan mitingde bir grup Akıncılar Derneği üyesi Ayasofya’da namaz kılmak istemiş, polisin engeliyle karşılaşmıştı.

Erbakan’a yönelik eleştirilere rağmen, Erbakan 1977 10 Temmuz’unda yapılan Akıncılar Derneği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada derneği, “gençliğin kurtarıcı gücü” olarak tanımlıyordu.

Akıncılar Derneği 1979’de kapatılmadan önce 600’e yakın şube açmıştı. Ancak Akıncı ismini kullanan 1200 dernek daha açılmıştı o dönemde. Akıncı İşçiler, Akıncı Memurlar, Akıncı Liseliler, Akıncı Esnaflar vb.

Akıncılar Derneği içerisinde en çok öne çıkan ise Fatih şubesiydi. Kendilerine Fatih Akıncıları diyen bu grup, Akıncı Dernekleri içerisindeki en aktif grup olarak karşımıza çıkıyor. Siyasi faaliyetler dışında, ücretsiz sağlık kontrolleri yapan, mahalle halkıyla ilgilenen Fatih Akıncılarının gelişimi, şube başkanı Metin Yüksel’in ülkücüler tarafından öldürülmesiyle geriye doğru gitmeye başladı.

Silahlı kamplar, Akıncılar

Akıncılar Derneği, o dönem sadece kitle eylemleri ya da mitingler düzenlemiyor, sosyalist ve ülkücü örgütlerle de çatışmalara giriyordu. Sosyalistlerin dışında, ülkücü hareketle çatışmaları daha sert geçen Akıncıların, öldürülen üyelerinin çoğunluğu kendilerine ülkücü diyen kişiler tarafından vurulmuştu.

1977’nin Aralık ayında Edirne MTTB üyesi Erdoğan Tuna, ülkücüler tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 1979 yılında Akıncılar Derneği Fatih Şube Başkanı Metin Yüksel, Cuma namazı çıkışı ülkücü İhsan Barutçu tarafından Fatih Cami avlusunda silahla öldürüldü. Metin Yüksel’in katili olarak yargılanan ve ceza alan İhsan Barutçu, yıllarca MHP içinde aktif siyasetin içinde bulunmuş, en son MHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürütmüştür.

Ülkücüler ile Akıncılar arasındaki çatışmalar sadece silahlı, bıçaklı halde yürütülmüyordu. Aynı tabandan beslenen iki akım, örgütlendikleri alanlarda duvar yazılarıyla da birbirlerine meydan okuyordu. Dönemin en ünlü duvar yazısı ise “Sola dur, yeşile vur” sloganıydı.

Akıncılar, ülkücüler ve sosyalistlerle olan çatışmalarında silahlı kamplar kurmaya başladılar. 9 Haziran 1978 tarihinde Akıncılar Derneği Kültür ve Eğitim Başkanı İrşadi Yıldırım imzasıyla tüm teşkilatlara bir genelge gönderildi. Genelge de, “İlerideki çetin mücadelemizde görev alma kabiliyetinde olan kardeşlerimiz genel merkezimiz tarafından kurulacak olan 100 kişilik ve 30 gün sürecek kampa davetlidir” deniyordu. Bu genelge yayınlanmadan 5 ay önce ise Ecevit hükümeti görev başına geçmişti.

Akıncılar Derneği üyeleri yaptıkları eylemlerde hiçbir zaman Akıncılar ismini kullanmadılar. Farklı örgüt isimleri kullanarak yapılan eylemler daha sonra yargılanmalarda ortaya çıkacaktı.

Kullanılan isimlerin bazıları şunlar;

İKO (İslam Kurtuluş Ordusu)

TİKO (Türkiye İslam Kurtuluş Ordusu)

İS-FE (İslam Fedaileri)

EKC/ŞİM (Evrensel Kardeşlik Cephesi Şeriatçı İntihar Mangası)

İDAM (İslam Devletinin Acil Mücahitleri)

TİKC (Türkiye İslam Kurtuluş Cephesi)

TİKB (Türkiye İslam Kurtuluş Birliği)

EİKS-TM (Evrensel Kurtuluş Savaşının Türkiye Mücahitleri)

DŞKO (Dünya Şeriat Kurtuluş Ordusu) vb.

Bazı Akıncı kampları

RİZE: 21 Temmuz 1978 tarihinde Rize Güneysu bucağı Vakıfdüzü Yaylası mevkiinde Sivas’tan gelen bir grup ile Rize’den gelen kişilerin katıldığı 9 çadırdan oluşan bir kamp kuruluyor. Kaya Muradiye adlı bir kişinin kamp nöbetçisi Yakup Kellici tarafından kaza ile öldürülmesi sonucu, kamp yeri jandarmalar tarafından ortaya çıkarılıyor. Aramalarda Akıncı Gençler Derneği Yönetim Kurulu yedek üyesi Oğuz Ökten’in çantasında 2 tabanca ile 75 adet mermi bulunuyor.

BOLU: 12 Temmuz 1979 tarihinde Bolu Demirciler Yaylası’nda yaklaşık 30-35 kişilik bir grubun silahlı eğitim yaptığı polise ihbar ediliyor. Yapılan aramalarda Metin Külünk’ün üzerinden dinamit lokumları ve tabanca çıkıyor.

SAKARYA: 1979 yılı Ekim ayı başında Akıncılar Derneği Sakarya il yöneticilerinin organizesi ile Akyazı ilçesi Keremali Yaylası’nda yeni bir kamp yeri açılıyor. Buradaki aramada 4 adet tabanca, 43 adet dinamit lokumu, 16 metre saniyeli fitil, ateşleme kapsülü ve çok sayıda mermi ele geçiriliyor.

AFYON: 21 Ağustos 1980 tarihinde Bolvadin ilçesi Dişli kasabası civarında kamp kuruluyor. Akıncılar Derneği Van Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Said Çalımlı tarafından 25 kişilik gruba patlayıcı madde, bombalı pankart yapımı gibi eğitimler yaptırılıyor.

KAYSERİ: 1980 Ağustos ayı ortalarında Yahyalı ilçesi Aladağ Aksuderesi bölgesinde kamp yeri kuruluyor. Silah atışı ve patlayıcı madde yapımı öğretilirken, 23 Ağustos günü kamp jandarma kuvvetlerince çevrilerek, kampta bulunanlara teslim ol çağrısı yapılıyor. Ancak bu isteğe silah ve patlayıcı madde atılarak yanıt veriliyor. Çatışma çıkıyor. Kamil Dağaslan ölü; Osman Yapar, Türkay Gürlek ve Sami Öztürk yaralı olarak yakalanıyor. 5 adet tabanca, 14 adet dinamit lokumu ve fitili, av tüfekleri, havalı tabanca ve çok sayıda mermi ele geçiriliyor.

BANDIRMA: 31 Temmuz 1980 tarihinde Yenice Köyü Gemidere bölgesinde 13 kişilik bir grup tarafından kamp kuruluyor. İhbar üzerine kampta yapılan aramalarda, bir torba içinde 130 adet 7.65 ve 9 mm. çaplarında boş mermi kovanları ile hedef olarak kullanılan malzemeler ele geçiriliyor. Sanıkların ifadelerinden 2 tabanca ile atış talimi yaptıkları öğreniliyor.

Bursa Yalova Esenköy kampı, İstanbul kampı, Van kampı, Erzurum kampı, Trabzon kampı, Bursa Karacabey kampı, Çanakkale Biga kampı, Yozgat Başlıyayla kampı, Muğla Marmaris kampı.. vb…

 

Akıncılar Derneği baskını ve 12 Eylül

Akıncılar Derneği 1979 yılında yapılan baskınla kapatıldıktan kısa bir süre sonra, Akıncılar Derneği yönetimi tarafından Akıncı Gençler Derneği adıyla dernek yeniden kuruldu ve 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar faaliyetlerine devam etti.

Akıncı Gençler Derneği, kurulduğunda Genel Merkez binasını Konya’da açıp, Ankara’nın sıkıyönetim koşullarından birazda olsa uzak durmayı başarmışlardı

Akıncılar Derneğinin mali koşulları, 12 Eylül sonrası açılan Milli Selamet Partisi davasının dosyasında ayrıntılarıyla açıklanıyordu. MSP, maddi olarak Akıncılar Derneğine belli aralıklarla yüklüce para aktarmış, derneğin faaliyetleri için yardımlarda bulunmuştu.

Akıncılar ile MSP arasındaki ilişki sadece para ile de bitmiyordu. Akıncılar Gençler Derneğinin bazı yöneticilerinin silah temin etmesinde MSP’nin yardımları da olmuştu.

Akıncılar Derneği kurucularından olan Halis Özdemir’e silah rhsatı verilmesi için dönemin MSP Genel Başkan Yardımcısı Recai Kutan, Halis Özdemir’in MSP’nin Çankırı İl Müfettişi olduğunu, can güvenliğinin olmadığını anlatan MSP antetli bir kağıtla Çankırı Valiliğine başvuruda bulunuyor.

Aynı Halis Özdemir ise, silah ruhsatı verildikten aylar sonra, Marmaris’teki silahlı kampta yakalandı.

Akıncılar Gençlik Derneği faaliyetleri 12 Eylül Darbesi sonrası sona erdi. Darbe sonrası Akıncılar Gençlik Derneği de kapatıldı. Yöneticileri yargılandı. Ancak o dönem hem Akıncılar Derneği hem de MSP içerisinde siyasete atılan birçok isim, özellikle 1990 sonrası Türkiye siyasetinde adlarından çok sıklıkla bahsedilen isimler oldu. Sadece isimler değil, 1990 sonrası Türkiye’de adını duyduğumuz neredeyse bütün İslami örgütlerin doğuş yeri olması açısından da önemli bir yerde duruyor.

 

Kaynaklar:

Hangi Erbakan – Soner Yalçın

Akıncılar ve Ak-Gençlik’ten AKP’ye Turhan Feyizoğlu

Akıncılar MTTB’den neden ayrılmıştı – Dünyabizim com

 

Hayri Tunç
Hayri Tunçhayritunc@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.