SON DAKİKA

Türk devletinin beka sorunu vardır – Aziz Tunç yazdı

Bu haber 19 Nisan 2019 - 1:55 'de eklendi.

Uzun süreden beri ve özellikle seçimler boyunca AKP/MHP çetelerinin dillendirdiği ama birçok çevrenin de AKP’nin, kendi durumunu kurtarmak amacıyla yalan söylediğini ileri sürerek karşı çıktığı bir beka sorunu tartışması bulunmaktadır.

AKP/MHP mevcut durumdan hareketle ve Kürt halkının özgürlük direnişini kastederek, Türk devletinin geleceğinin tehlikede olduğu anlamına gelen bir beka sorunun varlığını ispat etmeye çalışmaktadır.  Yani AKP/MHP ikilisinin tam olarak anlattığı şudur, Türk devletini yıkmak isteyen güçler vardır ve bu güçler bu gün için çok etkilidirler ve bu nedenle Türk devleti yıkılmakla yüz yüze kalmış bulunmaktadır. Bu duruma karşı AKP/MHP ikilisi, Türk devletini yıkılmaktan kurtaracak olan yegâne gücün kendileri olduğunu ileri sürerek kendilerini topluma dayatmaktadırlar.   

Diğer tarafta bu görüşlere karşı çıkanlar ise, bunun doğru olmadığını, AKP/MHP çetesinin oy alabilmek amacıyla topluma yalan söylediğini, esasında AKP/MHP ikilisinin beka sorunu olduğunu, bu suç şebekelerinin kaybetmesinin Türk devletinin kaybetmesi anlamına gelmediğini belirtmektedirler.

Aslında her iki tarafın da tezleri doğrudur ve her tez gerçeğin birer yanını ifade etmektedirler, o nedenle bu tezler birbirlerinin karşıtı tezler değildirler. Gerçeğin anlaşılması için Türk devletinin yaşadığı değişimi ve Türk devleti ile Erdoğan’ın kaderi arasındaki bağın iyi görülmesi gerekiyor.  Erdoğan, Türk devletinin klasik anlamda, eski yöneticilerinden birisi gibi değildir. Eskide Demirel gider, ama devlet hiçbir değişiklik yaşamadan yerinde durur, Demirel’in yerine Ecevit veya bir başkası gelirdi.

Ancak Erdoğan’ın yönettiği mevcut Türk devleti, bu özelliğini kaybetmiş, büyük ve önemli değişiklikler yaşamıştır.  Bu kapsamda yaşanan en temel değişiklik ise, Erdoğan’ın tek şef, tek karar verici olarak, kendi kaderini Türk devletinin kaderiyle birleştirmiş olmasıdır. Dolayısıyla Erdoğan’ın yıkılması demek, Türk devletinin de mevcut haliyle devam edemeyeceğinin ifadesi olacaktır.

  Durumun daha iyi anlaşılması için Türk devlet gerçeğine daha yakından bakılmasında fayda vardır. Türk devleti bugün bütün cuntalarıyla birlikte Kürtlere karşı bir savaşa girmiş bulunmaktadır. Bu savaş Türk devletinin tarihsel, stratejik ve yapısal sorunudur. Türk devletinin hiçbir kliği bu savaşa karşı pozisyon alabilecek durumda değildir.  

Açık ki bu savaşın nedeni, Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve bu mücadelenin geldiği düzeydir.  

Bu durumda devletin başında olarak bu savaşı yürütebilecek en uygun katliamcı ve en uygun suç şebekesi Erdoğan ve partisi AKP olmaktadır.  Osmanlıcı/gerici ve ırkçı söylemlerle toplumun çoğunluğunun etki altına alınabileceği gerçeği, İslam kimliğini kullanarak Kürtlerden de destek alma ihtimaliyle birleşince ortaya vazgeçilemez bir figür olarak, Erdoğan çıkmaktadır.

Kürt halkının direnişinin devleti çok zorladığı mevcut koşullarda, Türk devletini yönetecek potansiyel unsurların hangisi alınırsa alınsın, her birisinin devleti yönetebilme yeteneği ve imkânı Erdoğan’dan daha azdır. O nedenle devleti yönetmek Erdoğan’a kalmakta ve Erdoğan’ın kaderi ile Türk devletinin kaderi birleşmektedir.

Bu gerçeklik, iki sonuç yaratmaktadır.  Birincisi, son 17 yıldır Erdoğan’ın nasıl iktidar olabildiğini izah ettiği gibi, neden yıkılmadığını da ve nasıl yıkılacağını da açıklamaktadır.

 İkincisi, Erdoğan’ın kaderinin Türk devletinin kaderi ile birleştiğini göz önüne aldığımızda, Erdoğan’ın kaybetmesinin (31. mart seçimlerinden çok net görüldüğü gibi), aynı zamanda Türk devletinin de kaybetmesi ve mevcut durumuyla devam edemeyeceği anlamına geldiği gerçeğidir.

  Bu ikinci gerçeklik asıl konumuz olarak Türk devletinin bir beka sorunu olduğunu, çok net bir biçimde ortaya çıkartmaktadır. Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin beka sorununun olması Türk devletinin beka sorunun olmadığı anlamına gelmez. Çünkü bunlardan birisi bir diğerinin alternatifi değildir. Pekâlâ ikisinin de beka sorunu olabilir. Rus Çar’ının Çarlıkla birlikte yıkılmış olması gibi, Türk devleti de bugün devleti yöneten Erdoğan/Bahçeli ikilisiyle birlikte yıkılabilir.

  Bunun dışında beka sorunun varlığını gösteren en önemli veri, Türk devletinin yüz yüze bulunduğu sorunlardır. Türk devleti, yüz yıllık tarihin bu aşamasında, ilk defa, üstesinden gelemediği, bastırıp yok edemediği, demokratik özelliğinden dolayı hem kitleler nezdinde, hem uluslararası bağlamda ve hem de diğer demokratik güçler tarafında, desteklenen, onaylanan meşru ve haklı bir kitlesel isyan hareketiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu  kitlesel direnişin uzunca bir süreden beri, güçlenerek ve büyüyerek devam ediyor olması ve Türk devletinin demokratik bir çözüme yaklaşmaması, Türk devletinin de  onu ele geçirmiş olan Erdoğan/Bahçeli çetesinin de  beka sorunuyla karşı karşı kalmasına yol açmıştır.   

İşte bu ve buradan kaynaklanan başkaca birçok nedenden dolayı   Türk devletinin beka sorunu vardır ve bu sorun Türk devletinin tarihinde olmadığı kadar yakın ve yakıcı bir sorundur. 

Bu nedenle Türk devletinin gerçekten yaşadığı beka sorununu yok saymak, bu sorunun doğmasına yol açmış olan Kürt halkının ve Türkiye halklarının demokratik özgürlük mücadelesinin kazanımlarını görmemek olur. Üstelik her geçen gün daha çok büyüyen, ilerleyen ve gelişen, demokratik, yaygın ve etkili bir özelliği olan Kürt özgürlük mücadelesi ve daha önemlisi, gerçek anlamda bir savaşla ve büyük bedeller ödeyerek kazanılmış olan Rojava gerçekliği var olduğu sürece Türk devleti, mevcut haliyle devam edemeyecek, bir beka sorunu olacaktır.

 Bu yaklaşım ayrıca, ileri de ortaya çıkabilecek olan gelişmelere karşı da yeterince hazırlıklı olmamak gibi bir sonuç yaratacaktır. Halbuki bugünden mevcut yapısıyla Türk devletinin devam edemeyeceğini, bunun yerine oluşacak olan yeni siyasal yapılanmanın sorumluluğunun da üstlenmesi gerektiği de hesaba katılmalıdır.   

Devrim, sadece eskiyi ve geri olanı yıkmaz, aynı zamanda ve daha çok yeniyi ve ileri olanı yapmaktır devrim.

Aziz Tunç
Aziz Tunçaziztunc@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.