SON DAKİKA

Toplumun güzellik anlayışının inşaa edilmiş silueti – Rabia Çelik Çadırcı yazdı

Bu haber 05 Nisan 2019 - 22:26 'de eklendi.

Sosyal medyada gündem olan Semiha Yıldırım ve Dilek İmamoğlu’nun fotoğraflarının karşılaştırılması neticesinde akıllara şu soru/söylemler geliyor:

Konu, birbirine rakip iki erkek Belediye Başkan adayından eşlerine nasıl geldi? Adaylıklarını koyan her iki kadın da olmadığına göre, niçin birçok zaman gibi yine kadınların bahsi yapılıyor? Üstelik niteliksiz kılınarak, yalnızca görsellerine dayalı son derece ilkel karşılaştırmalarla; “güzellik,çirkinlik”…

Mevcut sistemde kadınlar, zaten erkek tarafından çoğu zaman yok sayıldığı, ezildiği gibi erkeklerin kendi arasındaki siyasal-iktidar çatışmasına da konu edilerek rencide edilip, türlü hakaretlere uğruyor.  

“Topluma dayatılan güzellik anlayışının, ırkçılıkla birebir ilişkisi var” diyor Claudine Sagaert “Kadın Çirkinliğinin Tarihi” adlı kitabında.  

Tarih boyunca bir “güzellik” kalıbına sığdırılmaya çalışılmış  kadınlar ve bu kalıplara uymayan veya uymak istemeyenler baskılar görerek dışlanmışlardır. Günümüzde hala böylesi bir gerçekliğin olduğunu görmek çok geri bir şey.

Her iki kadın da kadındır yalnızca mevzu olan görselde. Sarışın olmak mı, beyaz tenli veya siyahi olmak mı, baş örtülü veya örtüsüz olmak mı ya da anne olmak mı daha yeğdir? Seçim yapılarak verilen her cevap ırkçılıktır: “Kültürel Irkçılık”. Birinin diğerinden üstün olduğu anlayışını doğurur zira bu seçimler.

Ne yazık ki toplumda: Eğer bilinen, öğretilen “güzellik” dışındaysa kadın, yani kozmetik ürünleri kullanmıyorsa, beyaz, çok beyaz, üstün beyaz değilse teni, uzun, zayıf veya “balık etli” değilse bedeni, burnu veya göğüsleri yine arzu edilen(!) büyülükte/küçülükte olmadığında, bu, patolojik bir durum olarak değerlendirilirken, “toplumsal prestij”e gölge düşürdüğü anlayışının doğmasına da yol açar.  

Kadına bu bağlamda sorumluluklar(!) yükleniyor ve bahsi edilen “güzellik” anlayışına uymayanlar, “çirkin” ilan ediliyor: Kiloluysa rejim yapsın, estetik yaptırsın, şöyle veya böyle giyinsin… Aynı anlayışa baş örtülü veya örtüsüz olan kadınlarda dahil ediliyor. Tüm bu kalıpların dışındaysa, bir türlü istenilen gibi olmuyorsa kadın, o halde anne olmak onu güzelleştirecektir!

Peki anne olmak istemeyen veya olamayan kadınları “çirkin”mi ilan edeceğiz?  

Dayatılan her türlü tek tipçilik bilinir ki faşizme kadar götürür.  

Beden görünümünün veya tercihlerin, kadının varlığı önüne geçmesi onları hiçleştirmekten başka şey değildir. Kadın birey olarak değerlendirilip, siyasi duruşu, her türlü ideolojisi, eylemleri veya söylemleri bakımından gerektiğinde en ağır şekilde eleştirilebilir; fakat cinsiyetçi ve verili yaklaşımlarda bulunmak, kişiliği rencide edecek tavırlar en hafif deyimle ahlak dışı ve iktidarcı bir anlayıştır.

Öyleyse, kadına ve kadındaki güzellik olayına daha yapıcı, sağduyulu ve gerçekçi yaklaşmak bir insani tutum olacaktır. Zira güzellik veya çirkinlik, kalpten söze düşen parametreler olup, sözden eyleme dönüşen olgulardır ancak.

Rabia Çelik Çadırcı
Rabia Çelik Çadırcırabiacelik3363@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.