SON DAKİKA

Suriye ateşindeki akrep: Heyet Tahrir El Şam

Bu haber 10 Ocak 2019 - 21:38 'de eklendi.

İddia

Akrepleri ateş ile kıstıracak olursanız kendi iğnesiyle kendisini sokarak intihar eder.

Gerçek Ne?

Ateş çemberine sarılmış bir akrebin kendini sokuyor gibi gözükmesi bir algı yanılgısıdır. Hiçbir akrep kendisini sokarak intihar edemez, zira her akrebin kendi zehrine karşı bağışıklığı bulunmaktadır. Dolayısıyla akrep intihar etmeyi denese bile bunu asla başaramayacaktır.

Yaptığı deneyler sonucunda Bay Bourne tarafından yapılan çıkarım, akreplerin intihar etmediği ve ölüm sebebinin ateşin yaydığı sıcaklık olduğudur.  (https://evrimagaci.org )

Akrep, kendisini cebinde dolaştıranı sokar.

2013 yılında Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’de özellikle Kürt hareketine karşı eylemlerde El Kaide örgütünü taşeron olarak kullanan Ankara için “Cebinde akrep taşıyan sonucuna katlanır” demiş ve eklemişti. “Diğer dünya devletleri olarak en fazla 3 yıl içinde Türkiye’deki El Kaide terörünü konuşuyor olacağız, göreceksiniz”

Putin’in bu açıklamasının üzerinden iki tane üç yıl geçti fakat bu sözleri hükmünü yitirmedi.

Suriye savaşında El Kaide-El Nusra ve şimdiki adıyla Heyet Tahrir El Şam örgütü son bir haftadır İdlib’teki ÖSO’yu bitirme noktasına getirdi ve çok da uzak olmayan bir zamanda bitirecek gibi de gözüküyor.

Aslında Soçi mutabakatından sonra genel beklenti, mutabakata ayak diremesi beklenen HTŞ’in TSK-ÖSO tarafından tasfiye edilmesiydi. Hatta Eylül ayının sonlarında Rus haber ajansı Sputnik’e konuşan bir ÖSO komutanı bu beklentiyi doğrular nitelikte açıklamalarda bulunmuştu. ÖSO komutanı, TSK ile birlikte HTŞ’ye saldıracaklarını ve hatta Rusya’nın da bu saldırılara hava desteğinde bulunacağını iddia etmişti.

Yaklaşık bir hafta önce HTŞ, Kuzey İdlib’te beş militanının öldürülmesinden sorumlu tuttuğu TSK destekli ÖSO bileşeni Nureddin Zengi Tugayı’na yönelik güçlü bir saldırı başlattı. Birkaç günlük çatışmalardan sonra da Kuzey İdlib’teki Zengi Tugayının kontrolündeki bütün alanları ele geçirip Kuzey İdlib’in tek hakimi oldu. Bununla yetinmeyen HTŞ, Güney İdlib’e yönelip buradaki ÖSO kontrolündeki alanları tek tek ele geçirmeye başladı. Şimdi hedefinde Kuzey Haleb’in İdlib’ten sonraki en büyük kenti olan Marat Numan’ı kuşattı.

10. 01. 2019

Beklenen olmadı. HTŞ’nin tasfiyesi umulurken şimdi ÖSO tasfiye oluyor.

Akrep düne kadar cebinde beslendiği sahibini sokmaya başladı.

HTŞ, her ne kadar Zeytin Dalı Bölgesi’ne saldırmayacağını açıkladıysa da şimdiden İdlib-Afrin sınırında çatışmalar başladı. Güney İdlib’i kontrol altına almasından sonra Afrin bölgesine yönelmesi muhtemel.

Bu durum hiç şüphesiz en çok Şam ve Moskova’ya keyif veriyor, Ankara’yı ise üzüyordur.

Hatırlanırsa 10 Eylül’deki Tahran Zirvesi’nin hemen öncesinde, eylül ayının ilk haftasında İdlib’e yönelik üç-dört gün gün süren Rus hava saldırıları olmuş, gerçekleşen bu saldırılar sonrasında beklenen İdlib operasyonu için gözler bu zirveye çevrilmişti.

Tahran Zirvesinin sonuç bildirgesinde İdlib’teki cihadist HTŞ’nin varlığının kabul edilemez olduğunun özellikle Rus-İran ittifakı tarafından belirtilmesi, İdlib operasyonun işaret fişeği olarak anlaşılmış, gözler tekrar İdlib’e çevrilmişti.

İdlib’e yapılacak bir operasyonun burada yaşayan sivil halk için tam bir felaket olacağı, sayıları milyonu bulan yeni bir göç dalgasını tetikleyeceği şeklinde itirazlar Türkiye diplomasisi tarafından yüksek sesle dile getirildi.

Görünürde bu itirazlar Rus-İran-Şam ittifakı tarafından ciddiye alındı ve 19 Eylül’de Soçi’de “Silahsız Bölge” mutabakatıyla yeni bir proje ortaya çıktı. Böylelikle gerçekleştirilmesi kaçınılmaz olan İdlib operasyonu ertelendi. Türk basını ve diplomasisi bu yeni durumu büyük bir diplomatik zafer olarak sundu.

 “Silahsız Bölge” mutabakatı, İdlib-Rejim sınırının 15-20 KM’lik alanının ağır silahlardan arındırılmasını ön görüyordu. Projeyi gerçekleştirme sorumluluğunu Türkiye üstlendi.

Neticede proje kısmı olarak gerçekleştirildi ve 20 Ekim’de tamamlanması hedeflenen proje başarıya ulaşmadı.

20 Ekim 2018’den 2019’un ilk haftasına kadar geçen süre içerisinde nedeyse her gün Suriye Ordusu ile İdlib’teki isyancılar arasında küçük çaplı çatışmalar yaşandı. Bu süre zarfında Güney Suriye’deki son IŞİD hakimiyeti, Dürzi şehri Süveyde ve çevresinin kurtarılmasıyla son buldu.

İdlib operasyonuna Türkiye’nin itirazının temel sebebi, İdlib’in büyük bölümünü kontrolleri altında tutan ÖSO’yu korumaktı. Astana süreci çerçevesinde İdlib’te 12 kontrol noktası kurulduğunu da unutmayalım. Şayet HTŞ-ÖSO çatışması Afrin’e sıçrarsa kontrol noktalarının birer saatli bombaya dönüşmesini beklemek yanlış olmayacaktır.

Geldiğimiz noktada HTŞ, ÖSO’yu İdlib’te tamamıyla bitirirken, Eylül ayında İdlib operasyonu başlamasın diye dört dönen Türkiye iktidarı, şayet yaşanan son durumda bir parmakları yoksa sahadaki müttefiklerini düne kadar besleyip büyüttükleri akrebin sokmasını sadece seyretmekle kalıyor ve sanırım Rusya’nın İdlib operasyonuna biran önce başlamasını umuyorlar.

Şimdi Suriye-Rusya-İran ittifakı ve bunlara yakın zamanda bir sürpriz olmazsa dahil olacak olan Demokratik Suriye Güçleri, gözlerini İdlib-Afrin-Cerablus hattına dikmiş akrebin gidebileceği son noktayı bekliyorlar.

M. Ekrem Ergül
M. Ekrem Ergülekremergul@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.