SON DAKİKA

Şule Çet’in arkadaşları: Kadınlar korkmadan haykırmalı

Kadınlar kesinlikle korkmamalı, davalarının peşlerini bırakmamalı. Kadınlar asla susmamalı hep, haykırmalı. Buna en büyük örneği Şule için verdiğimiz mücadeledir.

Bu haber 08 Ocak 2019 - 1:02 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 FERSUDE – Şule Çet, 29 Mayıs 2018’de Ankara’daki bir plazanın 20’inci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetti. Gazi Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Tekstil Tasarımı 2. sınıf öğrencisi Çet’in ölümüne ilişkin açılan soruşturmada Ankara Cumhuriyet Savcılığı, sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu için “cinayet”, “cinsel saldırı” ve “hürriyeti tehdi”‘ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istedi.

Fersude Psikoloji Söyleşileri’nin 10 Soru 10 Cevap serisinde Yasemin Akkaya’nın bu haftaki konuğu, Şule Çet’in arkadaşı.

Şule’nin en yakın arkadaşı tüm bu yaşananları Yasemin Akkaya’ya anlattı.

1.Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1) Can güvenliğimiz için kimliğimizi açık etmek istemiyoruz. Şule’nin arkadaşlarıyız

2.Bu konunun yakın takipçisi olduğunuz için konuya daha fazla hakimsiniz. En baştan başlayalım, sizce kadına şiddet neden var? Şiddet eylemi neden yaranıyor?

2) Kadına yönelik şiddete karşı duyarlılığın artma nedeni. Niye arttı bu duyarlılık? Çünkü artık normal görülmüyor bu tip şeyler. Ve belli odaklar ki onlar hep şer odaklarıdır, bu olayların üstüne gittikçe daha çok şiddet olayına ulaşılıyor. Son zamanlarda kadına yönelik şiddetin neden arttığı ya da bazılarının söylediğine göre neden görünür olduğudur. Şimdi bazıları, bak onlar şiddet uyguluyormuş ben de uygulayım gibi saçma sapan bir durum mu yaşanıyor ya da bu şiddetin başka nedenleri mi vardır sorusudur. Eğitim diye söylense de, üniversite bitirmişler, eğitim görmüşler kadına şiddeti normal görürken, eğitimi olmayanlar onun çözüm olmadığını görebiliyorlardır.

Kadına şiddet, şiddet uygulayanın zayıflığı, eksikliğidir. Başlıca nedeni olaya “İnsana yönelik şiddet” ve hatta “şiddet” yerine “Kadına yönelik şiddet” olarak bakmamız, “İnsan” demeden önce “Kadın” – “Erkek” dememizdir.

3.Kadına şiddetle nasıl mücadele etmeliyiz? Neler yapmalıyız?

3) Kadına yönelik şiddet oranı dünya genelinde ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de yüksek. Ülkemizde özellikle aile içinde ve “namus-töre” adına işlenen kadın cinayetleri artık herkesi isyan ettiren boyutlara geldi. Kadın cinayetleri en temel insan hakkı olan “yaşama hakkı” karşısında ciddi bir tehdittir. Bir şiddet olayında suçu sadece failde görmenin son derece kolaycı bir tutum olacağını ifade eden Uzman Psikolog Falay , “Şiddeti doğuran etkenleri iyi incelemek gerekir. Kişinin aile yaşamı, eğitim durumu, sosyo-ekonomik seviyesi, psikolojik durumu, alkol ve madde kullanımı belirleyici faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca içinde yaşadığı çevre, genel tutum ve inanışları, örnek aldığı rol modellerin tutum ve davranışları çok önemli etkenlerdir. Şiddet içinde büyümüş, çaresizlik yaşamış, kendisi ile hiç empati kurulmamış bir çocuğun sağlıklı bir yetişkin olması çok zordur. Bunun yanında toplumsal öğretiler ve kabuller de maalesef özellikle kadına yönelik şiddeti destekler niteliktedir”. “Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin, kocandır döver de sever de, eti senin kemiği benim, kadın kuyruk sallamasa erkek bakmaz” gibi söylemler şiddeti hak ve meşru göstermektedir. En önemli çözüm hukuki düzenlemelerle kadına, çocuğa, yaşlıya, hayvana şiddete, tacize, tecavüze gereken cezaları hafifletici sebepleri işletmeden, affı olmadan verilmesini sağlamak olmalıdır.

Aile kızlarına güvenmeli ve arkasında olduğunu hissettirmelidir.

Erken yaşlardan itibaren çocuklara tüm canlılara karşı sevgi ve merhamet duygusunu aşılamalı ve anne babalar bu anlamda çocuklarına olumlu rol model olmalıdır.

Hiçbir şiddet olayını normalize etmemek veya üstünü örtmeye çalışmamak oldukça önemlidir.

Şiddet, taciz, tecavüz mağduru kadın ve çocuklar için mutlaka destek grupları oluşturulmalı ve bu kişiler bu gruplara yönlendirilmeli.

Basın, medya ve sosyal medya mağdurları değil failleri teşhir etmeli böylelikle mağdur kişinin toplum içerisinde kendisini daha fazla kötü hissetmesine engel olunmalıdır.

4.Erkek hegemonyası nasıl bitebilir? Adli vakalarda katil ve cinsel saldırı uygulayan erkekler çoğu zaman serbest bırakılıyor. Neden tutuklanmıyorlar?

4) Erkeklerin karşı cinse oranla daha üstün olma çabası ve hakimiyetini yaygınlaştırma olayıdır bu. Hegemonik erkekliği anlamaya çalışmak, mücadele yöntemlerimizi de bilgilendirecek bir adım olacaktır. Erkeklik ve kadınlık üzerine düşünmek bu birkaç paragrafla sınırlı kalmamalı. Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın erkek hepimizi tek tipleştirerek belirli çarkları döndürme amacıyla kimimizle geçici veya süreğen işbirlikleri yapmakta, kimimizin canını almaktadır. Acil ihtiyaçlarımızı gidermek için yasal düzenlemelere ihtiyaç duyarken, içinde bulunduğumuz toplumsal cinsiyet hiyerarşisini ve bunun değişken ama sistematik yapıtaşlarını görmezden gelirsek, eşitlik kültürünü kuracak araçlara erişmekte hayli gecikebiliriz. Yaşadığı travmayla baş etmeye çalışan mağdura “Hayır sana inanmıyorum”, “Ne malum senin de istemediğin?” yaklaşımları.

Adli Tıp’a gönderilirken kollarından mühürlemeler… Tecavüz olayı sabitken, mahkemelerin her seferinde “Ruh sağlığı bozuldu mu, bozulmadı mı?” diye, akıl almaz soruları… Kimi davalarda, sanki papatya falı gibi, bazen “bozulmuş” bazen “bozulmamış” yanıtları… “Yok canım bozulmamış” şeklindeki “bilimsel” raporlar geldiğinde de cezayı hemen indiriverdiler.

Bir tecavüz olayına dair Yargıtay kararı ya da bir tecavüz mağduruyla ilgili Adli Tıp raporunun alınması süreci “tecavüzden beter” olabilir mi? Yaşadığı travmayla baş etmeye çalışan bir mağdur, sürekli “Hayır sana inanmıyorum”, “Ne malum senin de istemediğin?”, “Asıl sen suçlusun” diyen, buna karşılık tecavüz edene her türlü anlayışı gösteren bir yaklaşıma, adalet diyebilir mi?

Bu ülkede koskoca mahkemeler, tecavüze uğrayan kız çocuğunu alabildiğine suçlayan ama onun bedeni üzerinden bu suçu işleyen büyük adamların sırtını sıvazlayabildiği kadar sıvazlayan kararlar aldılar.

5.Kadınların şiddetten uzak kalması için eğitim ve bilge sahibi olmak şart mı? Nasıl şiddete karşı çıkabilirler?

5) Şiddet mağduru bir kadın bu durumu yaşadığında ilk etapta polise veya bulunduğu yer jandarma bölgesinde ise jandarmaya ulaşmalıdır. Ancak tıbbi müdahaleye acil ihtiyaç duyan kadın doğrudan bir sağlık kuruluşuna gitmeli ve şiddet gördüğünü dile getirmelidir. Bu durunda vaka hastane polisine intikal ettirilir. Şiddet gören kadınlar, doğrudan Cumhuriyet Savcılığı nezdinde de şikâyetçi olabileceği gibi, İl ve İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlükleri, belediyelerin veya baroların Kadın Dayanışma Merkezleri, Mor Çatı gibi çeşitli kadın örgütlenmelerinden yardım isteyebilir veya Alo 183’ü arayabilirler. ALO 183 kadın, çocuk, özürlü sosyal hizmet danışma hattı, şiddete maruz kalan veya kalma ihtimali bulunan kadınlara psikolojik, ekonomik ve hukuki destek vermekte ve gerekli duydukları hizmete ulaşmalarını sağlamaktadır.

6.Kanun düzeyinde neler değiştirilmeli?

6) Kadınlar evde, sokakta, iş yerlerinde baskıya ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bu baskı ve şiddet, her geçen gün daha görünür hale gelirken ülkemizde bu yıl gerçekleşen kadın cinayetleri rekora ulaşmıştır. Kadına yönelik şiddet vakalarının tek sorumlusu şiddet uygulayan şahıslar değildir. Zira, kadınlara sadece eşleri veya aile bireyleri tarafından değil, devlet tarafından da şiddet uygulanmaktadır. Kadınların şiddet görmesini önleyici etkin bir mekanizma oluşturmayarak, şiddet gören kadınların güvenliği sağlamayarak devlet de bu şiddete ortak olmaktadır.

Ülkemiz sınırları içinde yaşayan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi devlet görevidir. Biyolojik ve fiziksel çevrenin yanında sosyal çevrenin de sağlıklı olması bireyin en temel hakkıdır. Sağlıklı bir sosyal çevrenin oluşması ve sürdürülmesinin önündeki en büyük engellerden biri bireysel ve toplumsal şiddettir. Şiddet, sahip olunan güç ve kudretin yaralanma ve kayıpla sonlanan bir başka insana, kendine bir gruba veya bir topluma karşı tehdit yoluyla ya da bizzat uygulanmasıdır. Devletin de toprakları üzerinde yaşayan tüm kadınların can güvenliğini sağlamak, beden bütünlüğünü ve cinsel dokunulmazlığını korumak anayasal yükümlülüğüdür. Kadınlar evde, sokakta, iş yerlerinde baskıya ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bu baskı ve şiddet, her geçen gün daha görünür hale gelirken ülkemizde bu yıl gerçekleşen kadın cinayetleri rekora ulaşmıştır. Kadına yönelik şiddet vakalarının tek sorumlusu şiddet uygulayan şahıslar değildir. Zira, kadınlara sadece eşleri veya aile bireyleri tarafından değil, devlet tarafından da şiddet uygulanmaktadır. Kadınların şiddet görmesini önleyici etkin bir mekanizma oluşturmayarak, şiddet gören kadınların güvenliği sağlamayarak devlet de bu şiddete ortak olmaktadır.

7. Şule Çet olayı nasıl sonuçlandı? O süreçte sizi en çok zorlayan ve tepki vermenizi sağlayan neler oldu?

7) 7 aylık süren zorlu bir süreç oldu bizler için. İlk başta dosya intihar olarak kapatılmak istendi deliler karartıldı, savcılar değişti zanlılar, sürekli gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Ama nihayetinde sosyal medyada büyük kampanyalar başlattık bu sayada zanlılar tutuklandı. Savcı değişti yeni savcı olayı tekrar ele aldı ve zanlılar halkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. Zanlılar hala tutuklu ve 6 Şubat’taki duruşmada tutuklu yargılanacaklar bu sosyal medya ve kamuoyu baskıyla olmuştur. Bizi zorlayan süreçler zanlıların yakınları sosyal medya üzerinden paralı trolleri tutarak hesabımızı 6 kez kapattırdılar ve kişiler için adalet çağrısı yaptılar. Şule’min kullandığı antidepresan ilacının reçetesini ifşa edip olayın intihar olduğuyla ilgili tweetler attılar.

8.Kadın dayanışması şart biliyoruz, ama bazen kadın kadının düşmanı oluyor. Şiddetçi erkekleri haklı bulan kadınlar hakkındaki düşünceleriniz neler?

8) Şiddeti haklı bulan kadınlar bizce başlarına gelmedikleri için haklı buluyorlar.

9.Toplumun şiddete karşı en doğru tepkisi nasıl olmalı sizce?

9) Toplumun şiddete karşı tepki vermesi için öncelikle vicdanı olması gerek ve kimseyi diniyle ırkıyla veya mezhebiyle ayırmaması gerektiğinde en doğru tepkiyi o zaman verebiliriz

10.Buradan şiddet mağduru kadınlara neler demek istersiniz?

10) Kadınlar kesinlikle korkmamalı, davalarının peşlerini bırakmamalı. Kadınlar asla susmamalı hep, haykırmalı. Buna en büyük örneği Şule için verdiğimiz mücadeledir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.