SON DAKİKA

Sosyal inşacılığı kurtarmak – David Sloan Wilson

Bu haber 11 Ekim 2018 - 10:12 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Akademi dünyası, Helen Pluckrose, James A. Lindsay ve Peter Boghossian tarafından yazılan ve “ideolojik motivasyonlu akademik çalışmaların, radikal kuşkuculuğun ve kültürel inşacılığın sorunlarını” ifşa etmek üzere dizayn edilmiş büyük bir işletmeyi bildiren “Academic Grievance Studies and the Corruption of Scholarship” (Akademik Şikayet Çalışmaları ve Bilimsel Çalışmaların Yozlaşması) başlıklı çevrimiçi bir makale ile sarsılıyor. Yazarlar absürt pozisyonlar ileri süren 20 makale yazmışlar ve bunları prestijli akademik kültürel çalışmalar dergilerine göndermişler. Bunların birçoğu kabul edilmiş ve yazarlar bunun bu dergilerin bilimsel çalışmalardan çok safsataya katkıda bulunduğunu gösterdiğini iddia ediyorlar.

Bilim insanları olarak hepimiz beşeri bilimleri kapsayan bilimsel alanlara yönelik kuşkuculuk dalgasına aşinayız. Ancak sosyal inşacılığı insan olmanın ifade ettiği anlamın özünün de bir parçası olarak görüyoruz. Bu yüzden, sosyal inşacılığın — en ekstrem savunucularından ve de en ekstrem eleştirmenlerinden — kurtarılması gerektiğini düşünüyoruz. Her iki taraftaki kutuplaşmış görüşlere karşı bir oluşturulması ve savunulması gereken bir ortak zemin var.

Makul ortak zemin, evrim teorisi ile karmaşıklık teorisinin bir birleşimine dayanıyor. Evrim bilimi 20. yüzyılın çoğunluğu boyunca, insan kültürünün araştırılmasını diğer disiplinlere terk ederek, son derece gen-merkezli hale geldi. Ancak geçtiğimiz son birkaç on yıl boyunca, genleri sayısız kalıtım mekanizmasından yalnızca bir tanesi sayarak evrimi varyasyon, seleksiyon ve kalıtım açısından ele almaya ve işin özüne dönmeye başladılar. Diğer mekanizmalar arasında epigenetik, birçok türde mevcut bulunan öğrenme biçimleri ve insana özgü olan sembolik düşünce biçimleri var[i]. “Genişletilmiş evrimsel sentez,” “ikili kalıtım teorisi,” “kültürel çok seviyeli seleksiyon” ve “niş inşası” gibi terimlerle, evrimciler kendileri için yeni olan ama sosyal bilimler ve beşeri bilimlerdeki bilim insanlarının iyi bildiği bir alanı henüz incelemeye başlıyorlar—tıpkı 19. yüzyılda Avrupalı kaşiflerin yerli halkla ilk kez karşılaşması gibi[ii].

İnsan bilişsel psikolojisinin mikro dinamiklerinden makro seviyedeki sosyal inşacılık dinamiklerinin nasıl ortaya çıktığını anlamak için karmaşık sistemler teorisi ve ajan bazlı modelleme gibi araçlar gerekiyor. Bu girişim henüz başlangıç aşamasında ve ilk modeller, alt grupların spontane oluşumu, izlek bağımlılığı, kilitlenme ve endojen kültürel değişim gibi zengin bir olasılıklar dizisine işaret ediyor. Ancak bunlar gerçek dünyadaki kültürel sistemlere ilişkin bilgilerle ilişkilendirilene dek yalnızca kavram kanıtları—ve verili bir kültürün betimlemesi ne kadar “yoğun” ise, o kadar iyi.

Pluckrose, Lindsay ve Peter Boghossian’ın ifşasının ardında yatan kaygıyı anlıyor ve takdir ediyoruz. Örneğin, Paul Boghossian’ın Fear of Knowledge: Against Relativism and Constructivismkitabı, gerilla taktiklerine başvurmaksızın aynı meseleyi ele alıyor. Beşeri bilimlerin bu aşırılıkları kabul edilmeli, eleştirilmeli ve ele alınmalı. Ancak objektif bilginin peşindeki bilim insanları ve akademisyenlerin kendi kültürel önyargılarını aşma becerileri konusunda mütevazı olması gerekiyor. Gönderdikleri absürt makaleleri ayıklayamayan akran değerlendirmesi sürecine dair ifşada geçen anlamlı bir pasaj şöyle:

Bu, akran değerlendirmesindeki sorunlar meselesinden çok, akran değerlendirmesinin ancak katkıda bulunmaya çağrılan akranlar toplamı kadar önyargısız olabileceğinin kabulü. Bilimsel üretim sürecini karakterize etmesi gereken kuşkucu kontrollerin yerini, şikayet çalışmalarını daha da yoldan çıkaran istikrarlı bir doğrulama yanlılığı rüzgarı aldı. Araştırmanın böyle işlememesi gerekiyor.

Ne yazık ki, ne zaman bir bilim insanları veya akademisyenler topluluğu kendi sosyal inşalarının balonu içine sıkışıp kalsa, bilimsel ve akademik araştırmanın işleme şekli bu oluyor. 19. yüzyıl sırasında ırk ve toplumsal cinsiyet konusundaki bilimsel teorilere şöylece bir bakmak bunu anlamaya yetecektir. Bunun çözümü bilimsel topluluğun kültürel olarak olabildiğince çeşitlilik arz eder hale gelmesidir. Elbette topluluğun objektif bilginin peşinde olması da gerekir. İki taraftaki kutuplaşmış görüşlere karşı oluşturulması ve savunulması gereken orta nokta budur.

Referanslar:

[i] Jablonka, E., & Lamb, M. (2006). Evolution in Four Dimensions: Genetic, Epigenetic, Behavioral, and Symbolic Variation in the History of LIfe. Cambridge, MA: MIT Press.

[ii] Joseph Henrich Avrupalı kaşifler ile yerli halkların karşılaşmasını The Secret of Our Success: How Culture is Driving Human Evolution, Domesticating Our Species, and Making us Smarter kitabında ele alıyor.

9 Ekim 2018

Kaynak

Çeviri: Serap Güneş

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.