SON DAKİKA

Selim Temo’dan HDP eleştirisi: Kayyımlardan önce devletin yüz yıldır yasakladığı kendi dilini öğren, sonra da komşunun dilini öğren!

Kayyımlardan önce devletin yüz yıldır yasakladığı kendi dilini öğrenmek, çocukluğunu geri kazanmaktır.

Bu haber 20 Şubat 2019 - 13:17 'de eklendi ve kez görüntülendi.

FERSUDE – Araştırmacı yazar Selim Temo, sosyal medya hesabı üzerinden HDP’nin seçim bildirgesine yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Araştırmacı Kürt yazar Selim Temo, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, HDP’nin seçim bildirgesinde dillerle ilgili yer alan bir maddeye ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

“Mevcut bir hassasiyeti akılda tutmalı: “biz”, bize kendi adımızı fazla gören bir sistemle mücadele ediyoruz. Felsefî anlamda paranteze alma hiç hoş bir şey olmasa da anılmak, kendimizi adlandırdığımız gibi adlandırılmak istiyoruz” diyen Temo’nun eleştirileri şu şekilde:

HDP’nin seçim bildirgesinde “Kayyımların yasakladığı Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Arapça, Lazca gibi dillerde verilmesini savunur” ifadesi sorunlu biraz, ifade etmeye çalışayım:

1. Kayyımlar Arapça ve Lazcayı yasaklamış değil. Lazca konuşulan bir belediyeye kayyım atandığını duymadım şahsen. Arapça ise yasaklanan bir dil değil tabii kayyımlar tarafından.

2. Kürtçe denirken bir parantezle (Kurmancî-Kirmanckî/Dimilkî/Zazakî) denebilirdi. Bunu partide bu hassasiyeti taşıyan ve Kurmancî, Soranî ve Zazakî bilen bir dostla konuştum. Onun söylediği şey şu: “Elbette Kürtçe derken sadece Kurmancî’yi kastetmedik, ama parantez açarken sadece Kurmancî-Kirmanckî desek bir grup, sadece Kurmancî-Dimilkî desek başka bir grup dışarıda kalırdı. Sadece Kürtçe dedik ve bütün Kürtçeler anlaşılsın istedik.” dolayısıyla bir ihmal ya da kasıt değil, terminolojik bir sorundan söz ediliyor.

3. Ermenice denirken parantez açılıp Batı ve Doğu Ermenicesi denmemiş. Aslında bu iki Ermenice birbirine çok uzaktır, ama bunu az kişi bildiği için çok sıkıntı yaratacak bir ifade gibi görünmüyor, ama Kürtçe dendiğinde Kurmancî’yi anlama durumu çok yaygın. Başur’da ise Kurmancî konuştuğun zaman sana “sen Kürtçe bilmiyorsun, bu konuştuğun Behdînî’dir” derler. Orada Kurdî, hatta Kurmancî’den anlaşılan şey, Soranî’dir. Bakur’da ise dediğim gibi Kurmancî dominanttır. Hatta Evliya Çelebi, 1641’de, 14 Kürt lehçesi var deyip hepsini saydıktan sonra “Kürtçeden kasıt Kurmancî’dir” der. Bilimsel olarak bu böyle değil, ama yaygın kanı böyle. Ben “paranteze alma”ya bayılmasam da Kurdî/Kürtçe dediğimde parantez açıp kastımın hangisi olduğunu yazıyorum.

4. Mevcut bir hassasiyeti akılda tutmalı: “biz”, bize kendi adımızı fazla gören bir sistemle mücadele ediyoruz. Felsefî anlamda paranteze alma hiç hoş bir şey olmasa da anılmak, kendimizi adlandırdığımız gibi adlandırılmak istiyoruz. Adımız zikredilsin istiyoruz. Bu, son derece doğaldır. Özellikle bizim basın buna dikkat etmeli. Canını dişine takarak çalışan çok genç arkadaşlar var. Her şeyin uzmanı olmak zorunda değiller, ama bu tür şeylere dikkat etsinler lütfen.

Hepsinden daha önemlisi ise, bana göre, şudur: Aradan bin yıl bile geçse, kişi ondan esirgenen, ondan çalınan, ona yasaklanan dilini öğrenmeli. Bu Kirmanckî olur, Siirt Arapçası olur, Kurmancî olur, Doğu Ermenicesi olur, Kırgızca olur, Hemşince olur… İçine doğduğun dili iyi bilirsen dünyaya daha geniş bir solukla bakarsın.

Sonra dilersen komşunun dilini de öğren.

Kayyımlardan önce devletin yüz yıldır yasakladığı kendi dilini öğrenmek, çocukluğunu geri kazanmaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.