SON DAKİKA

Savcı Kiraz davasının itirafçısından mahkemeye: İşkence ve tehdit nedeniyle öyle ifade verdim

Bu haber 06 Temmuz 2019 - 13:00 'de eklendi.

Fersude/ Hayri Tunç

Gizli tanıklar, AKP iktidarı sürecinde hayatımıza giren ve muhaliflerin bütün davalarında tutuklanma ‘gerekçesi’ olarak önümüzde sık sık çıkmaya başladı. Ergenekon, Balyoz, KCK, KCK Basın, ÇHD, HHB gibi Türkiye gündeminde önemli yerleri olan bütün davalarda gizli tanık ifadeleri birçok kişinin yıllarca tutuklu kalmasına, tutukluluk süreçleri boyunca bazı kişilerinin yaşamlarını yitirmesine sebep olmuştu.

Gizli tanık ifadelerinin yanında bir de itirafçıların ifadeleri bu tutukluluk sürecinde çok etkili oldu. Sadece büyük davalarda değil, neredeyse muhaliflerin yargılandığı birçok davada itirafçıların ifadeleri tutuklanmaları ve cezalandırılmaları için önemli etkide bulundu.

Emniyetin sıklıkla başvurduğu bu yöntem yüzünden çok sayıda muhalif uzun yıllarını haksız yere cezaevlerinde geçirmek zorunda kaldı.

En son, İstanbul Adliyesi’nde vurulan savcı Mehmet Selim Kiraz’ın davasında da hem gizli tanık hem de itirafçıların ifadeleri önemli yer tutuyor.

Savcı Mehmet Selim Kiraz 31 Mart 2016’da, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde odasında öldürülmüştü. Emniyetin Kiraz’ın öldürülmesine ilişkin açtığı dosyada birçok kişi, itirafçı Berk Ercan’ın ifadeleriyle tutuklandı ve ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyor.

Emniyetin, dosyaya koyduğu itirafçı ifadelerinden biri de C.Y.’nin ifadesi. C.Y., emniyete verdiği ifadesinde ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan M.K. aleyhine ifade verdi ancak daha sonra, C.Y., yurtdışına kaçıp bir kampa geldiğinde, davanın sürdüğü mahkeme heyetine yazdığı mektubunda ifadesinin nasıl alındığını detaylı bir şekilde anlattı.

“Tehdit, takip atlında mahkemeye gelemezdim…”

C.Y., mahkemeye gönderdiği mektubunda ilk olarak, “Türkiye’de bana yöneltilen tehditler altında siz değerli mahkeme heyetine anlatmam imkansızdı. Bırakın mahkemenize gelmeyi, evimden markete çıktığım andan itibaren telefonla aranarak, ‘hayırdır nereye gidiyorsun’ denilerek, ‘seni 7/24 izliyoruz, bizden habersiz hava dahi alamazsın’ denilen zamanları yaşadım ve aylarca evden çıkamadım” diyerek, neden mahkemede ifade veremediğini açıklıyor.

Nişanlısı baskında düşük yaptı

C.Y., yazdığı mektupta, davada yargılanan M.K. ve M. C. ile ilk olarak, İstanbul’da görüştüğünü anlatıyor ve onlardan yurtdışına gitmek için yardım istediğini ancak bir sonuç alamadığını söylüyor. Birkaç gün süren bu bekleyiş sonrası yeniden evine dönen C.Y., evinde kaldığı ilk gece, ev baskınıyla gözaltına alınıyor. Gözaltı sırasında özel harekat polislerinin darp etmesi sonucu nişanlısının bebeğini düşürdüğünü anlatan C.Y., Manisa’daki evinden gözaltına alınıp İzmir TEM Şube’ye götürülüyor.

Gözaltı sürecinde, ‘istihbarat polis amiri’ olduğunu söyleyen biri tarafından sorgulandığını söyleyen C.Y., polis amirinin kendisine isimler verdiği zaman rahat edeceğini söylediğini kendisinin ise bunu kabul etmemesinden dolayı  5 Temmuz 2017 tarihinde tutuklanarak Şakran Cezaevi’ne gönderildiğini söyledi.

Cezaevinde gardiyanlardan şiddet ve işkence gördükten sonra koğuşa alınan C.Y., burada da rahat bırakılmaz. Tutuklanmasının üzerinden bir ay geçtikten sonra gözaltı sürecinde kendisiyle konuşan polis amiri ile bir kişinin kendisini ziyaret ettiğini anlatan C.Y., bu görüşmeye “avukat görüşün var” denilerek götürüldüğünü, görüşmede polis amirinin ‘abi’ dediği bir kişi ile kendisini tanıştırdığını, bundan sonra görüşmeleri onunla yapacağını söylediğini anlattı. Bu açıklama sonrası görüşmeyi sonlandırdığını anlatan C.Y., gardiyanlardan koğuşa gitmek istediğini söyleyip, odadan çıktığını belirtiyor. 

İlk görüşmeden sonra belli aralıklarla ‘abi’ denilen kişi tarafından ziyaret edildiğini belirten C.Y., bir görüşme sırasında bu kişinin kendisine Berk Ercan adlı itirafçının mektubunu verdiğini, mektupta Ercan’ın kendisine itiraflarda bulunması için çağrı yaptığını anlattı.

Görüşmelerin devam etmesi ile psikolojisinin bozulduğunu belirten C.Y., bir süre sonra hakkında ifade vermesi istenen M.K.’ye 3 mektup yazdığını ancak mektupların hiçbir şekilde M.K.’ye verilmediğini ve bunu da cezaevi müdürünün kendisine söylemesiyle öğrendiğini yazıyor mektubunda:

“3 Mektup denememden sonra, ‘avukat görüşün var’ denilerek bulunduğum koğuştan çıkartılarak, üst katta bulunan kütüphaneye götürüldüm. Koğuş aramalarından tanıdığım ve kendisinin 1. Müdür olduğunu bildiğim kişinin kütüphanede bir masada oturduğunu gördüm. Bana hitaben ‘gel C. Otur’ dedi. Bende konuyu anlamak için oturdum ve bana M.K.’ye yazdığım mektupları göstererek, ‘ABİ’ler bunların cezaevinden çıkmasını istemiyor, bu hafta içinde gelecekler, derdini onlara anlatırsın’ dedi ve beni koğuşa götürmesi için gardiyana talimat verdi. “

“İtirafta bulunmam için nişanlımın fotoğraflarını gösterdiler”

Daha sonra ‘abi’ dediği kişinin bir kez daha ziyaretine geldiğini anlatan C.Y., bu sefer yanında İstanbul TEM’de görevli bir polisin daha olduğunu belirtip, kendisini tehdit ettiğini yazdı:

“Kendilerini MİT personeli olarak tanıtan kişiler bir kez daha ziyaretime geldiler ve bu sefer yanlarında bir kişi daha getirmişlerdi. Kendini İstanbul Terörle Mücadelede bir polis olarak tanıtan bir kişi de vardı. Bu kişi bana, ‘seni buradan alırız, Ankara’ya götürürüz ve çiftliğimizde misafir etmesini de biliriz. Ama sana insan gibi söylüyoruz, bize yardımcı ol, bizde sana yardım edelim. Yoksa iş farklı boyutlara kayacak. İçişleri de, Adalet Bakanlığı da bu işle ilgili bizi tam yetkili kıldı. Ya konuş ya da olacaklara katlanırsın’  diyerek sarı bir zarftan nişanlım olan kişinin, evinin önünde, işe giderken, dolmuşta, marketten alışveriş yaparken ve tatil yaparken yaklaşık 8 adet fotoğrafını gösterip, bak Berk Ercan ifade vermek için dilekçe yazıyor, bize ifadelerinin arasında bu kişinin de isminin girmesini istemezsin değil mi^’ diyerek önüme 4 sayfalık bir dosya koydular. (…) Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesi eylemine yönelik ifade vermemi istediler”

Bu ziyaretlerden sonra psikolojisinin iyice bozulduğunu belirten C.Y., 11 Mart 2018 tarihinde çıkartıldığı mahkemece serbest bırakıldı ancak cezaevinden çıktığı gibi gözaltına alınarak İstanbul Terörle Mücadele Şubesine getirildi.

14 günlük gözaltı sürecinde psikolojik baskıya maruz kaldığını mektubunda anlatan C.Y., belli aralıklarla nezareten yukarıya çıkartıldığını, fotoğraflar gösterilip, tanıdıklarının isimlerinin yazmasını istediklerini anlatıyor. Bir seferinde de yukarı da annesi ile karşılaşması sonrası ailesine bir şey yapılacağından korktuğunu belirten C.Y., ifade vermeyi kabul ediyor ve polislerin yazdığı ifade metnini imzalıyor. Metinde yazılanlar C.Y.’ye ezberletiliyor. C.Y., serbest bırakılma tutanağı imzalatıldıktan kısa bir süre sonra da bazı konuların ifadesine eklendiğini ve onları da imzaladığını belirtiyor.

“26 ya da 27 Mart günü saat 17:00’de salıverme tutanağını imzaladım ve çıkış işlemleri için nezarethane bölümüne iniyorduk ki, tekrardan eksik evrak var denilerek geri çağırıldım. Kahvehane, 2 evin adres gösterme tutanağını geçmişe dönük tarihlerle imzaladım”

C.Y., serbest bırakıldıktan bir süre sonra kendisine bir avukat tuttuğunu ancak, gizli bir numaradan kendisinin aranıp, “Biz sana avukat tuttuk” denilmesi üzerine telefonlarının dinlenildiğini, bundan da çok korktuğunu anlatıyor.  Bir süre sonra emniyetten çağırılarak üzerine ifade verdiği bir kişiyi teşhis ettiğini belirten C.Y., bu olaydan sonra psikolojik destek aldığını, psikolojisinin tamamen bozulduğunu söylüyor.

Bir süre sonra bir iş bulduğunu yazan C.Y., tanık olarak dinleneceği ilk duruşma öncesi, kalabalık bir polis topluluğuyla SEGBİS’e bağlanmak için adliyeye geliyor ancak burada da avukatların itirazı ve mahkemenin tanığın yüzünü görme isteği üzerine, ifade vermeden SEGBİS odasından çıkartılıyor.

17 Haziran 2019 tarihinde, Almanya’da bulunduğu sığınma kampından mahkemeye mektup yazan ve olanları anlatan C.Y., mektubunun sonunda, “Mahkemenizde yargılanan M.K., M.C. ve C.Ö.’ye yönelik verdiğim ifadeler, yukarıda yaşadığım somut olaylar ve somut tarihler içerisinde yaşadığım tehdit, baskı, psikolojik işkence sonrası gerçekleşmiştir.” Diyor.

C.Y.’nin mahkeme heyetine yazdığı bu mektup ise mahkeme tarafından kabul edilmedi ve dosyaya konulmadı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.