SON DAKİKA

Nasıl tecavüz mağduru oldum

Bu haber 26 Nisan 2019 - 12:31 'de eklendi.

FERSUDE- Cinsel saldırıya maruz kalan bir kadının Being Feminist blogunda paylaştığı hikayesi.

18 yaşından dört ay almıştım, dolayısıyla resmi olarak halihazırda yetişkin bir kadındım. Üniversite ve bağımsızlığın başlamasından önceki yaz tatili idi. Hepimiz A seviye notlarımızı almıştık ve hangi üniversiteye gideceğimizi araştırıyorduk. Okuldan birinin büyük bir parti vereceğini duyduk. Ailesi ona notları hep A olduğu ve 18’ine girdiği için hediye olarak ayarlamıştı partiyi. Beni havalı insanlar alemine soktuğunu düşündüğüm mavi kadifeden yeni elbisemi giydim. Partinin daha ilk saatlerinde arkadaşımla sohbet ederken bir oğlan yanıma gelip beni öptü. Oğlan diyorum, sanırım adam demeliyim ama o zamanlar erkek akranlarımı hala oğlanlar olarak görüyordum (19 yaşındaydı bu arada). Hiçbir uyarıda bulunmadan, yorum yapmadan, öylece gelip beni kavradı, hareket edemeyeceğim şekilde kendine çekti ve dilini ağzıma sokup öptü.

Yaptığı şey iğrenç ve ürkütücü ama yine de Bohem, heyecanlı ve uçuk gelmişti. Bu adamın kim olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu, onu daha önce hiç görmemiştim, anında onu arzulamadığımı anlamıştım ama her türlü normal sınırı böylesine basitçe aşmaya ne hakkı olduğunu sorgulamak aklımın ucundan bile geçmedi. Bir partideydik. Bildiğim kadarıyla erkeklerin böyle davranması normaldi. İtiraz etmek fazla telaşlı, ahlakçı, dar kafalı olurdu. Hiç kimse bana “sadece tecavüzcü erkekler böyle davranır, seni arzulayan ama buna hakkı olduğunu düşünmeyen normal adamlar sana bu şekilde yapışmaz” dememişti. Adamın davranışından ve —geriye dönüp baktığımda— belki de benim verdiğim tepkiden endişelenen arkadaşımla kıkırdayarak uzaklaştık. Arkadaşımın da dediği gibi “tuhaftı,” evet, ama daha gecenin başlangıcında böylesine bir “sana abayı yaktım” işareti almak beni çok heyecanlandırmış ve nahif biçimde gururumu okşamıştı. Bu, bir adamın beni fark ettiği anlamına geliyordu ve isteyeceğim bir şeydi, öyle değil mi? Kadınlar bunu —erkeklerin dikkatini çekmeyi— isteyecek şekilde toplumsallaşırlar. Bu, benim de pazartesi sabahı, cumartesi gecesi biriyle çıkmış gruptan biri olabileceğim anlamına geliyordu. Daha önce hiç o grupta olmamıştım, zamanım gelmiş gibi hissediyordum. Kişisel sınırlarıma, özelime, kendi hayatımı belirleme hakkına hiç saygı duyulmamış bir ailede büyümüştüm, bu yüzden bunu arkadaşımın gördüğü kadar ihlal olarak görmüyordum.

Ama partinin geri kalanında, ondan bilinçli bir şekilde kaçındım çünkü davranışı beni havalı gruba ulaştırsa da, ona karşı bir şey hissetmemiş ve öpmesinden iğrenmiştim, o öpüşme deneyimini bir daha yaşamak istemiyordum. Arada bir onun beni dikkatle izlediğini görüyor ve bunda bir uğursuzluk hissetmiyordum. Beni bu adamın bir cinsel saldırgan olduğu konusunda uyaran hiçbir kuşku, hiçbir altıncı his duymadım. Nasıl duyaydım ki? Televizyonda Impulsereklamı gösterilen bir toplumda büyümüştüm, reklamda adamın biri istasyonda bir kadına yumuluyor ve kimse buna cinsel saldırı demiyordu, “Erkekler Impulse’ın kokusuna kendini kaptırır” diyorlardı. Slogan buydu [Türkiye’deki slogan “Hiç tanımadığınız bir erkek size çiçek verirse şaşırmayın, sebebi Impulse’tır” idi. ÇN]. Bu yüzden bir erkek bir partide bana bunu yaptığında, bunun cinsel saldırı olduğunu düşünmedim. Pek çekici olmasa da normal davranıp şansını deneyen biri olduğunu düşündüm sadece. Kültürüm ve yetiştirilme tarzım bana bunu söylüyordu. Hem sınıfımdaki birinin, dürüst olmam gerekirse hoşlandığım, bir noktada çıkmayı umduğum birinin abisi olduğunu öğrenmiştim. İnsanların kardeşleri sorun olmazdı yahu, onlar hakkında endişelenmeniz gerekmezdi.

O öpmenin bir tuzak olduğunu fark etmem yıllarımı aldı: beni o şekilde hedef almasının sebebi, eğer daha sonra tecavüze uğradığım konusunda şikâyette bulunursam, daha önce partide öpüşürken görüldüğümüzü söyleyen bir sürü şahide sahip olmaktı. Bu şekilde, yaptığının yanına kalmasından kesinlikle emin olabilecekti çünkü herkes bilirdi ki, bir kadın bir erkekle öpüştüğünde, kendisi bunu istiyor olsun ya da olmasın, ona bedenine penetre etme hakkı vermiş olurdu. Daha sonra başka bir kızı da aynı şekilde öptüğünü duydum. Yani ikimize de tuzak kurmuştu ama kurtulan öteki kız oldu.

İçinde olduğum grup partiden ayrılıp taksi durağına doğru ilerlerken, o da gruptaydı. Yürürken yanıma yanaştı ve konuşmaya başladı. Nezaketen ben de konuştum. Kadınlar, erkekler daha önce çizgiyi aşmış olsalar da onlara karşı nazik olacak, sohbet girişimlerine yanıt verecek şekilde toplumsallaşırlar. Daha önce olup biteni bir kenara bırakmamız gerekir. Ben de öyle yapıyordum. Normal davranış kurallarına göre davrandım ve onunla normal şekilde konuştum.

Nasıl olduğunu gerçekten bilmeksizin, bir şekilde grubun gerisine düştüğümüzü fark ettim. Önce bu beni endişelendirmedi. Görüş mesafesindeydiler ama çok arkalarında kalmıştık. Bir noktada bununla ilgili bir şey söyledim ve hızlandım ama beni geri çekti. Mağdurda kabahat arayanlar işte bu noktada çığlık atmam, bağırmam, yardım çağırmam gerektiğini söyleyecektir. Çünkü bu noktada bana tecavüz etmeyi planladığını fark etmiş olmalıydım. Ama fark etmedim. Çünkü ayrıca, sırf yapmak istediğinizi açık bir şekilde belirttiğiniz bir şeyi yapmaktan sizi alıkoyuyor diye bir erkeğin tecavüzcü olduğunu varsaymanın histerik, erkek düşmanı, ağda yapmayan bir feminist olmak olduğu da öğretilmişti bana. Ve dolayısıyla bir kez daha, haddini aşan davranışı beni gerçekten rahatsız etmedi veya alarm zillerinin çalmasına neden olmadı çünkü bunun haddini aşmak olduğunu anlamıyordum, normal geliyordu. Kadınların sınırları erkekler tarafından sürekli ihlal edilir ve bize sürekli olarak, bunları büyütürsek mantıksız, soğuk, kaba, histerik, zor, agresif olacağımız söylenir —tümü de olmayı istemediğimiz şeyler. Bu yüzden eğer gençseniz ve asla tecavüze uğramamışsanız ve tecavüzün ne kadar yaygın olduğunu bilmiyorsanız ve toplum size sınırlarınızın ihlal edilmesinin normal olduğunu öğrettiyse, bir erkek bunu bir kez daha yaptığında alarm zilleriniz çalmaz. Benim durumumda, hafifçe irrite olmuştum ama bundan fazlası değil.

Beni kolumdan tutup geri çektiğinde, bir kapı eşiğine sürükledi ve öpmeye başladı. Taksime ulaşmadan önce bana bu şekilde yumulmasına teslim oldum çünkü bazılarının bu noktada artık yapmam gerektiğini söyleyeceği gibi taşaklarına tekme atmak ve çığlık atarak kaçmak aklıma gelmedi. Bunu yapsaydım şüphesiz ki histerikçe aşırı tepki vermekle suçlanacaktım ama benden ne kadar iri ve güçlü olduğunu düşününce, bu zaten bir seçenek değildi. Yürümeye devam ettik ve yol boyunca sürekli beni kuytulara çekip biraz daha öptü. Gıdım gıdım taksi durağına yaklaşıyorduk.

Beni çekiştirip öptüğü son kapı eşiğinin yanında küçük bir patika varmış. Daha ben fark etmeden, beni oraya çekti. Bunu yaparken sanki benim de aklımda bu varmış gibi laflar edip gülüyor, beni kendi “yaramazlığına” dahil ediyordu. O zaman bile kendimi tehdit altında hissetmedim. O zaman bile bu adamın bana tecavüz edeceğini düşünmedim. Neden bunu düşüneyim ki? O birinin kardeşiydi, karanlık bir kuytudaki bir tecavüzcü değil.

Külotumu indirip penisini dayadığı ana kadar, gerçekten de bana tecavüz edeceğini samimi şekilde düşünmedim. Bedenime girdiğinde bile hâkim olan duygu bir inanamazlık haliydi. Bunun olduğuna inanamıyordum. Bu iğrenç adam bir şekilde beni arkadaşlarımdan ayırmış, bir kuytuya sürüklemiş ve tecavüz ediyordu. Ben de eşşek gibi buna alet olmuştum, olay çıkarmamış, onunla yürümüş, bunu yapmasına izin vermiştim. Olan şeye kesinlikle inanamıyordum. Aptallığıma inanamıyordum. Birçok tecavüz mağduru gibi ben de kendimi suçluyordum. Onu tecavüzle suçlamak yerine onun tecavüzcü olduğunu anlamadığım ve kendimi tecavüzden kurtarmadığım için kendimi suçluyordum. Öylece uzanıp benimle işini bitirmesini bekledim, hızlı olmasını ve eve gitmeyi umarak.

Sonrasında bana iyi olup olmadığımı sordu ve telefon numaramı istedi. Başka bir şey yapamayacak kadar sersemlemiş vaziyette, numaramı ona verdim. Sonra beni taksi durağına bıraktı, “böylece güvende olurdum,” (!) ve beni arayacağını söyledi.

Eve gidiş yolu boyunca, bunun bir tecavüz olup olmadığını düşündüm ve birçok tecavüz mağduru gibi, tecavüz olmadığına ikna ettim kendimi. Tecavüze uğramış hissediyordum ama kendime toplumun bana söylediği şeyi söyledim —bu şekilde hissettiğim için hatalı ve mantıksızdım, hayır dememiştim, demişsem bile yeterince güçlü, yeterince agresif şekilde söylememiştim, onunla mücadele etmemiştim, beni kuytuya çekmesine direnmemiştim, aslında hiç direnmemiştim. Ama direnmiştim, sadece toplumun direnmeyi tanımladığı şekilde değil. Toplum, direnişin ne olduğunu tecavüzcülerin tanımlamasına izin vermişti: direnmek çığlık atmak, ağlamak, tırmalamak, itmek, tekmelemek, ısırmak, yumruk atmaktı. Ben böyle direnmemiştim. Benim direnişim biraz rahat durmamaktı, faydasızca onu itmekti, taksime gitmek istiyorum demekti; bunların tümü, kadınlarla ilişkilenirken normal erkekler tarafından fazla coşkulu olmamak şeklinde algılanırdı, tecavüzden bahsederken “gri alanmış” [“tamam, biraz isteksiz gibiydi ama tamamen de reddetmiyordu” gibi ÇN.] gibi davranırlar. Tecavüzcüler toplumu benim yaptığım şeyin rıza göstermek olduğuna inandırmayı başarmışlardır. Tecavüzcülerin – ve de toplumun – kadınlara direnmelerini söyledikleri şekilde direnmediğimiz için, pasif kalmamız, rıza göstermek olarak tanımlanır.

Ona, toplumun kadınlara tecavüzcülere davranmasını söylediği şekilde davranmamıştım. Ona aslında birçok kadının tecavüzcülere davrandığı şekilde davranmıştım —biraz dayanılması gereken bir mide bulantısı gibi. Siz dokunmalarını istemiyorken size dokunan erkeklere katlanmanız gerektiğine inanacak şekilde toplumsallaşmıştım. Bir kadının böyle bir davranışa öfkeyle tepki gösterdiğine şahit olduğum tek örnekte herkes kadına gülmüş ve adamın dokunmasında kötü bir niyet yokken ne kadar abarttığını, ne kadar mantıksız davrandığını söylemişti. Dolayısıyla mesajı özümsemiştim: tecavüzcü gibi davranan bir erkeğe tecavüzcüymüş gibi davranmak —yani toplumun bize söylediği gibi davranmak— histerik, mantıksız kaltak davranışıydı ve bunlardan biri olursanız kabul görme puanınız düşerdi, öyle değil mi, bu yüzden birçok genç kadın gibi ben de bu mesajı iyice aklıma kazıdım. Kadınlar böyle yapar. Ve sonra da toplum bize tecavüze uğramışsak, bunun bizim hatamız olduğunu söyler. Çünkü gerçekten yaptığımızda bize “histerik kaltak” dedikleri şeyi yapmamışızdır. Sınırlarımı ilk ihlal ettiğinde, herkesin güldüğü mantıksız bir kaltak gibi davranmadım, bu yüzden bana tecavüz etmesi benim hatamdı.

Üstelik, birkaç tane de bira içmiştim (sarhoş olmamıştım ama) ve kısa, dar bir mavi kadife elbise giyiyordum. Mavi kadife elbise beni havalı kalabalıktan biri yapıyordu ama aynı zamanda tecavüze uğradığında “tecavüze uğradım” diye şikayetlenme hakkına sahip olmayan cinsten bir kadın da yapıyordu. Polis bana bunun benim hatam olduğunu söylerdi. Arkadaşım 14 yaşındayken tecavüze uğramıştı ve polis ona gitmesini, zamanlarını boşa harcamamasını söylemişti. O yasal olarak çocuktu ve ben yasal olarak kadındım, o yabancı biri tarafından bir parka sürüklenmişti—klasik, nadir görülen ‘yabancı tecavüzü’, birinin tecavüzcü olamayacak abisi değil. Ve o zaman bile, adamı yakalamakla veya vakayı soruşturmakla hiçbir şekilde ilgilenmediler. Bu yüzden benim kesinlikle hiçbir şansım olmadığını biliyordum, yasa uygulayıcılarının mavi kadife elbise içindeki yetişkin bir kadının vakasını soruşturmakla hiç ilgilenmeyeceklerini biliyordum.

Tecavüze uğradığımı düşündüğüm, bu fikri aklımdan geçirdiğim için bile kendimi suçlu hissettim. Kadınların yok yere “tecavüze uğradım” diyerek ortalığa döküldüğü fikrini ve sırf aptallıklarından tecavüze uğradıkları fikrine kapılan veya sırf kötü niyetli oldukları için bilinçli bir şekilde tecavüze uğradıkları yalanını atan histerik, erkek düşmanı kadınlar yüzünden ortalıkta hayatları mahvolmuş milyonlarca masum erkek dolandığı fikrini, ben de birçoğumuz gibi özümsemiştim. Bu kadınlardan biri olabileceğim düşüncesinin dehşeti, bana tecavüz eden adama acımama ve bu zavallı adam hakkında böyle bir şeyi düşünebilmiş olmaktan bile utanmama sebep oldu. On sekiz yaşındaki iyimser, rasyonel, dürüst kendime ise hiç acımıyordum, toplum beynimi öylesine yıkamıştı ki, kendimle değil onunla empati kuruyordum.

Tecavüzden iki gün sonra beni arayıp çıkma teklif ettiğinde hemen evet dedim. Esasen onunla şimdi çıkmazsam, herkese benim onunla bir kuytuda sikişmiş bir yollu olduğumu söyleyeceğinden korkarak ama aynı zamanda da onunla çıkarsam ve onun kız arkadaşı olursam, bunun bir tecavüz olmayacağını düşündüğümden, her şeyin hallolmuş olacağını, seks konusunda başıma gelen şeyde (artık her ne olduysa) hiçbir kontrolüm olmadığını hissetmeyi bırakacağımı düşündüğümden. Onunla normal bir şekilde seks yapmak istedim; bir yatakta, biraz kendi seçimim de olacak şekilde. Bu onun bana tecavüz etmediği anlamına gelecekti. Geçen cumartesi gecesi hallolmuş, romantik bir şey başlamış olacaktı, yani bağımsızlığıma bir saldırı olmuş gibi hissetmeyecektim.

Ondan iğreniyordum, sıkıcı buluyordum ve ondan kurtulmaya can atıyordum ama olan biteni aklımda saygın ve sorunsuz hale getirmek için onunla 3 hafta çıktım ve ardından ona ilişkimizin yürümediğini ve birbirimizi görmeyi kesmemiz gerektiğini düşündüğümü söyledim.

Vedalaşırken beni öptü, sırf yapabildiğini göstermek için ellerini yine külotuma soktu ve bana “üniversitede başarılar ve bir de… istemediğin biriyle bir daha yatma” dedi. Bunu zaten yapmayacağımı söyledikten sonra “çoktan yaptın bile” dedi.

Öylece kalakaldım. Bana, bir tecavüzcü olduğunu söylüyordu. Tecavüzcü olduğunu bildiğini söylüyordu. Onunla üç haftalık sıkılma ve kötü seks boşa gitmişti. Onun biraz sarhoş olması, benim hiç rahat olmadığımı, onunla seks yapmak istemediğimi anlamaması gibi bir durum yoktu; bunun tecavüz mitindeki “gri alan” olmadığını biliyordu yani her şeyin çok açık farkındaydı. O kadar irkildim ki söylediği şeyi inkâr ettim. “Hayır yapmadım, hiç yapmadım,” dedim. Sırıttı. “Evet, yaptın,” dedi.

Orada ne yaptığını anlamam yirmi yılımı aldı. Sahip olduğum en ufak kontrol veya özsaygı kırıntısını bile benden almaktı yaptığı. Her şey bir yanlış anlamadan ibaretmiş, sonrasında onunla çıkmayı denemiş ama yürümediğini görmüş gibi davranmama bile izin vermek niyetinde değildi; bana ne yaptığını ve ona suç ortağı olduğumu ve bu konuda da yapabilecek hiçbir şeyim olmadığını tam olarak bilmemi istiyordu.

Bununla yüzleşmem yirmi yılımı aldı. Bu yirmi yıl boyunca, bana tecavüz etmesine verdiğim ilk tepki, bende seks konusunda kaderim olan bir etki bıraktı; hiçbir şekilde sınır koyamıyordum. Bir erkeğe onunla o an, orada veya o şekilde seks yapmak istemediğimi söylemekten korkuyordum çünkü isteklerimin (o an, orada veya o şekilde seks yapmamak) yeniden göz ardı edilmesi ve istemediğim halde bir kez daha seks yapmaya zorlanmış olma ve bunun benim bir şekilde erkeklerin kullanıp atabileceği o kadınlardan biri olduğumu kanıtlayacağı gerçeği ile yüzleşme riskini alamıyordum. Bu yüzden istemediğim halde, sevmediğim, beni buna zorlamayan ama isteyip istemediğimi de pek umursamayan erkeklerle, kendime istenmeyen bir sevişmenin o kadar da büyük mesele olmadığını ve bu konuyu o kadar da dert etmek gerekmediğini kanıtlamak için bir sürü seks yaptım. Cinsel ilişkiden uzak kaldığım yıllarca süren dönemleri, hiçbir şekilde ilgimi çekmeyen erkeklerle tek gecelik ilişkiler yaşadığım dönemler takip etti. Bunun, bilincinde olmaksızın seks konusunda tamamen berbat bir tutuma sahip olmama sebep olduğunu söylemem sanırım doğru olur.

Tüm bu zamanlar boyunca tecavüze uğradığımı birilerine söylemeyi yalnızca bir kez denedim. Üniversiteden iki arkadaşıma. Buluşma tecavüzü hakkında bir makale okumuştum. Tecavüzcülerin illa ki ellerinde bıçakla kuytularda bekleyen kar maskeli adamlar olmadığı gibi devrimci bir fikri anlatıyordu. Bu makale kafamı öylesine açtı ki, başıma geleni birkaç arkadaşıma anlattım ama ikisi de ona (tecavüzcüye) nasıl hissettiğimi anlatan bir mektup yazmamı önerdiler —temel kaygıları ona tecavüzcü demememdi çünkü açık ki bu tecavüz olamazdı (birçok kadın gibi onlar için de, tecavüzcü olmasına rağmen hiç tanımadıkları bir adamı tecavüzle suçlanmaktan korumak, arkadaşları olan bir kadının tecavüze uğradığını kabul etmekten daha kolaydı), sadece bir yanlış anlaşılmaydı (vedalaşırken bana söylediği şeyleri aklımdan silmiştim, bu yüzden onlara da anlatmadım) ve duygularımı ona yazarsam, tecavüz gibi bir niyeti olmadığı, her şeyin bir yanlış anlama olduğu konusunda beni temin edebilecekti ve ben de böylece kendimi iyi hissedecektim.

Bunu yapmayı gerçekten düşündüm ama bir şey bana böyle bir mektupla herifin tam olarak yakayı sıyıracağını söyledi, bu yüzden yapmadım ve başıma geleni birkaç on yıl daha kimseye anlatmadım. Beni en çok susturan şey, inanılmama korkusuydu; şu soruların sorulacak olmasını bilmemdi: “Ama neden bağırmadın?” “Neden onun seni gruptan ayırmasına izin verdin?” “Ona neden telefon numaranı verdin?” “Sonrasında neden onunla çıktın hatta yattın?” “Olan biteni arkadaşlarına neden söylemedin?” Bu soruların hepsini ben kendime onlarca yıl sordum. Bunu yazarken bile, sevgili okur, davranışlarımı açıklamak, soruları, eleştirileri ve kuşkuları gidermek için ne kadar özendiğimi fark etmişsindir. Tecavüz mağdurlarının her zaman, tecavüzcülerin ise nadiren yapması gereken o şey: davranışlarımın hesabını vermek, neden tecavüz mağduru olduğumu açıklamak. “Çünkü bir tecavüzcü ile rastlaşacak kadar şanssızdım” açıklaması işe yaramayacak, biliyorum. Toplum erkekleri kadınlara tecavüz etme tercihini yaptıkları için suçlamak istemez, erkeklerin bu tercihi yapmasına olanak sağladıkları için kadınları suçlamak ister ve genellikle bu işe de yarar. Tecavüzcüler tecavüz etme tercihlerinin sorumluluğunu çok nadiren üstlenir, tecavüz mağdurları tecavüzcülerin onlara tecavüz etme tercihi için kendi kendilerini suçlamasına rağmen.

Bu suçu artık kabul etmiyorum. Olan biten benim hatam değildi. Bunu yapmasına neden olacak hiçbir şey yapmadım ben. Harika mavi kadife elbisem değildi sorumlu. Birkaç bira içmiş olmam değildi sorumlu. İstismarla geçen, özsaygıyı öğretmeyen çocukluğum bile sorumlu değildi. Onunla sonrasında çıkmış ve toplumun rızayla seks dediği şeyi birkaç kez yapmış olmam başıma gelenin tecavüz olmadığı anlamına gelmiyor. Tecavüz mağdurlarının davranması beklenen şekilde davranmamış olmam tecavüz olmadığı anlamına gelmiyor. 20-30 yıl bana inanmazlar diye bunu kimseye anlatmamam tecavüz olmadığı anlamına gelmiyor. Olan şey tecavüzdü, o bir tecavüzcü ve ben bir tecavüz hayatta kalanıyım. İkimizin de toplumun tecavüzcülerin ve tecavüz mağdurlarının davranacağını söylediği şekilde davranmamış olması tecavüz olmadığı anlamına gelmiyor; toplumun tecavüzün ne olduğu konusundaki yanlış kavrayışına son vermesi gerektiği anlamına geliyor. Toplum bize tecavüzün tecavüzcüler tarafından icat edilmiş bir versiyonunu satmaya devam ediyor: onların kadınlara tecavüz etmeye devam etmesini sağlayan, mağdurları olanı olduğu gibi adlandırma hakları olmadığına ikna eden versiyon.

Ondan nefret ettiğimi ve iğrendiğimi biliyorken sonrasında onunla çıktığım için yıllarca kendimi suçladım. Kendime bunu niye yaptığımı, bunun gerekli olduğunu neden düşündüğümü anlayamıyordum. Kendimi neden bu şekilde cezalandırmıştım? Beni kontrol etmesine, bunu yapmasını istemediğimi bilirken bedenime bir daha penetre etmesine, mağdur ettiği insan daha fazlası için döndüğünden tecavüzcü değilmiş gibi davranabilmesine izin verdiğim için kendimi suçluyordum. Şimdi ise, akıllı, popüler bir genç kızı, tecavüzü tecavüz olmaktan çıkarmaya tecavüzcü ile çıkmanın yettiğine ikna eden toplumu suçluyorum. Bunu neredeyse 30 yıl önce yaşadım ve toplum tecavüz için erkek yerine hala beni suçluyor. Kızım da benimle aynı tehlikelerle yüz yüze: yaşamı boyunca tecavüze veya cinsel saldırıya uğrama ihtimali %25. Bu annesi gibi ona da olursa, istatistiki olarak bunu bildirme ihtimali sadece %10-15. Bildirirse, tecavüzcünün mahkemede suçlu bulunması ihtimali sadece %6.

Tecavüz konusunda kadınlar açısından son otuz yıldır değişen pek bir şey olmadı. Sanırım kızım için yapabileceklerim, onu sınırlarına saygı duyulmasını bekleyecek şekilde yetiştirmek, tecavüzün ne kadar yaygın olduğunu ve tecavüze uğrarsa bunun söylediği veya giydiği bir şey yüzünden değil, bir tecavüzcü ile karşılaşma talihsizliği yaşadığı için olduğunu bilmesini sağlamak. Ve tüm kızlar ve kadınlar için de yapabileceğim, kendi deneyimimi dile getirmek ve oğlumu, eğer bir kız veya kadın, yaptığı şeye devam etmesini isteyip istemediğinden emin değilse, ona bunu sormasını ve cevabına saygı duymasını, bunu yapmazsa tecavüzcü olabileceğini bilecek şekilde yetiştirmek. Çünkü tecavüzcüler genellikle kuytu köşelerdeki erkeklerle sınırlı değildir, birilerinin oğlu, kardeşi, babası, amcası, kuzeni, arkadaşı, meslektaşıdır. Orada bir yerde, bana tecavüz eden adam muhtemelen bir aile kurmuş ve normal bir hayat sürüyor, birçok başka tecavüzcü gibi. Ve muhtemelen hala bir tecavüzcü değilmiş gibi davranıyor ve toplum da hala onu bu konuda destekliyor.

İşte böyle tecavüz mağduru oldum. Okuduğun için teşekkürler.

Kaynak: Dünyadan çeviri

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.