SON DAKİKA

Mezarsız Karanfiller: Son sözü ‘Onları yendim’ olan Ekrem Ekşi’nin hikayesi

Bu haber 28 Eylül 2018 - 22:53 'de eklendi ve kez görüntülendi.
12 Eylül Darbesinin hemen öncesi. Türkiye’de darbe yaklaşıyordu. O dönem, tutuklanacak olanlar “Bayrak Liste” adıyla hazırlanan bir listede yayınlanıyor ve bu liste afiş olarak sokaklara asılıyordu.
Zonguldak doğumlu, 25 yaşındaki İTÜ öğrencisi Ekrem Ekşi’de bu bayrak listede ismi olan devrimcilerdendi. Ekrem Ekşi, İTÜ mimarlık Fakültesi öğrenci temsilciliği ve darbeden hemen önce kapatılan Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği genel sekreterliği görevini üstlenmişti.
Ekrem, 12 Eylül sabahı, abisinin evindeyken, ev baskınıyla gözaltına alındı. Gözaltına alındığı andan itibaren işkenceli sorgulardan geçirildi. 14 Ekim gününe kadar işkenceli sorgular devam etti. 14 Ekim günü kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
Ekrem’in mücadele arkadaşlarından Sefariye Ekşi, Ekrem’i Evrensel gazetesine 2016 yılında verdiği röportajda şu sözlerle anlatıyordu: “1979 yılında sıkıyönetim YDGF’yi kapattı. Gençlik federasyonumuzun 25 bin genç üyesi vardı. Üniversiteli, liseli, genç işçi… Yasaklanmasına rağmen kongreyi illegal yaptık. Ekrem 1980 yazında bu kongrede federasyon yürütmesine seçildi.
Ekrem varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Küçüklüğünden bu yana yoksuldan yana ve insan sevgisi çok yüksek olan biriydi.
Çocukluğunda ailesinin inşaatlarında çalışan işçilerle birlikte çalışıp, babasından aldığı parayı işçilere vermekle safını belirlemişti. Kendi sınıfını inkâr edip ezilenlerin yanında yer aldı.

Yoldaşlarına bağlılığına, paylaşımcılığına dair şu örnekler belki her şeyi daha iyi anlatır. Gece yarısı yoldaşlarının kapısını elinde bir kese kağıdı turfanda meyveyle çalardı. Zengin olan ailesinin evinden getirdiği, yeni pazara çıkmış pahalı meyveler yalnız boğazından geçmezdi. Bir yoldaşının arkasından bakarken simsiyah kocaman gözlerinden dökülen yaşları saklayamaz, “O ölürse ben ne yaparım.” diye düşünürdü.

Mücadelesine saygı duyduğu bir yoldaşıyla karşılaşsa gece mutluluktan uyku uyuyamazdı. Kafasına bir soru takılsa, gece demez gündüz demez, kafasındaki sorunu çözmek, ertesi günkü adımını nasıl atacağının kararını vermek için birilerinin kapısını çalardı. Ama kafasına yatmayan bir konu oldu mu da susmazdı.”
Sefariye Ekşi, Ekrem’in katledilme sürecini ise aynı röportajda şu şekilde anlatıyor;

“12 Eylül askeri darbesi iş başına gelmeden hazırlığını yaptı. Bir gecede gelmedi yani. Listeler hazırlandı, mücadele edenlere yönelik takipler vardı. Polis ve askeri güçler tarafından ilişki ağları açığa çıkarılmaya çalışılıyordu.Onlara göre Ekrem gençlik lideriydi. Onu yakalayıp konuşturarak sözde gizli ilişkileri açığa çıkarıp darbe vuracaklardı. Onun için darbe sabahı, Türkiye’nin neresinde olursa olsun saat dokuza kadar bulunup getirilmesi gerekenlerin listesinde, “Bayrak” listesindeydi Ekrem. Ama Ekrem, işkencelere rağmen örgütü hakkında tek bir kelime dahi söylemedi.

Ekrem’i 13 Ekim 1980 günü akşam saatlerinde Haydarpaşa Askeri Hastanesi’nin acil servisine bırakmışlar. Nöbetçi doktor baygın vaziyette yatan Ekrem’e kim olduğunu, kendisine ne olduğunu sormuş. Ekrem, “Adım Ekrem Ekşi. Beni polisler birinci şubede bu hale getirdiler. Ama yine de ben kazandım.” demiş. Doktor, daha sonra Ekrem için “Sanki fetih savaşından dönmüş bir savaşçı edası vardı.” demişti. İşkencede bütün kemikleri kırılmış, karaciğeri patlamış. Doktorun bütün çabalarına rağmen kurtarılamamıştı. 14 Ekim sabahı hayatını kaybetti.”

Ekrem’in başka bir arkadaşı ise, Özcan Sapan’ın hazırladığı “Beyaz Ölümün Güncesi” adlı kitabında, Ekrem’in ölümünden nasıl haberdar olduğunu şu şekilde anlatıyordu:
“Tam bir ay geçmişti, ‘belki serbest bırakılmıştır’ düşüncesiyle, sanki ona kavuşacakmış gibi telefonla ağabeyinin evini aradık. Ekrem’in arkadaşları olduğumuzu söylediğimizde ahizedeki ses boğuklaşarak ‘Ekrem öldü’ dedi. “
Ekrem Ekşi, 12 Eylül günü ev baskınıyla gözaltına alındı. 13 Ekim gününe kadar işkenceli sorgudan geçirildi. İşkence sırasında hiçbir şey söylemedi. 13 Ekim günü hastaneye kaldırıldığında bütün kemikleri kırılmış durumdaydı.
Ekrem’in işkenceli sorguda, 12 Eylül günü ilk söylediği söz; “Ben kazanacağım” olmuştu. 13 Ekim günü son sözü ise “Onları yendim” oldu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.