SON DAKİKA

Kadının yalın hali – Rabia Mine yazdı

Bu haber 06 Temmuz 2019 - 14:28 'de eklendi.

Pek çoğumuzun ilkokul dilbilgisi derslerinden hatırlayacağı gibi ismin -i hali (belirtme), -e hali (yönelme), -de hali (bulunma), -den hali (çıkma) ve ‘yalın hali’ şeklinde sıralanan beş hali vardır.

Bugün bu bilginin paralelinde kadın hallerimizi düşündüm. “Kadını okutmayın,” diyerek belirtilmiş, “Kadına söz hakkı vermeyin,” denilerek yöneltilmiş, “Kadında namus her şeydir,” diye bulundurulmuş, “Kadından adam olmaz,” diye çıkarılmışız.

Her sosyo-ekonomik ve kültürel sınıftan kadın olarak ismin her haline sokulmuşuz çok şükür de sıra hiçbir türlü yalın halimize gelememiş.

Her hal reva görülmüş bize; yalın halimiz hariç.

Daha önce de birçok kez olduğu gibi yine bir okurumun, “Entelektüel kadın cinsiyetsiz gözükür,” diyerek sosyal medya hesaplarımda sık fotoğraf paylaşmamı eleştirmesi üzerine daldım bu düşüncelere… Gerçekten de tarih boyunca sadece bizim ülkemizde değil, bütün dünyada yazan çizen, söyleyecek sözü olan kadınların neredeyse tamamı cinsiyetsiz gözükmek için çaba sarf etmiştir.

Peki, sözü olan kadının neden cinsiyetsizmiş gibi davranması gerekir? Nedir bu söylemin arka planında yatan gerçek sebep?

Aydın kadının sözünün kaale alınması için sanki utanılacak bir şeymiş gibi kadınlığının üstünü örtmesi gerektiği şeklindeki önerme, kadına yönelik art niyetli psikolojik manipülasyonların en ağırlarından biridir aslında ve maalesef bu baskıya -tarihteki birkaç marjinal figürün dışında- düşünen kadınların geneli tarafından onursuzca riayet edilmiştir. Hatta sorgusuz sualsiz kabullenilerek bir marifetmiş gibi taşınıp nesilden nesile aktarılmış, bu hastalıklı düşünme biçimi 21. yüzyılda bile geçerliliğini korumayı başarmıştır.

Ben sosyal medyanın olanaklarını kullanmak suretiyle sözümü kitlelerle paylaşmaya başladığım ilk günden itibaren bilinçli olarak bu tabuyu da yıkmak hedefiyle belirledim duruşumu.

Erkeğin ve erkek egemen sistemin ister hoşuna gitsin ister gitmesin ben bir kadınım ve sözümün kadın olduğum gerçeğiyle birlikte ciddiye alınmasını istiyorum, kadınlığımın unutulması koşuluyla değil.

Ve hatta erkekleşmiş bir dişi, en azından kadınlığını gizleyen cinsiyetsiz bir varlık olarak gözükmem kaydıyla sözlerimi önemseyecek kişilerin hiç önemsememesi daha iyidir diyorum. Bu şekilde niceliksel olarak daha büyük bir kitle tarafından ciddiye alınırım belki, ama umurumda olmaz; çünkü benim itibar ettiğim olgu nicelik (sayı) değil, niteliktir.

O yüzdendir ki öncülüm ve hatta çağdaşım olan hemcinsim yazarların ezici çoğunluğunun aksine kadın varlığımı daima üretimlerimin ayrılmaz bir parçası kılıyor; hemen her yazımı, özellikle de şiirimi kişisel fotoğraflarımla servis ediyorum ve bundan sonra da sığ beyinler nasıl yorumlarsa yorumlasın öyle yapmaya devam edeceğim.

Bu bilinçli tercihim, aydın kadının cinsiyetsiz gözükmesi gerektiği safsatasını savunan hemen herkesin ilk itiraz cümlesi olarak kuracağı, “Kadınlığını kullanmak” anlamına gelmiyor. Sözlerimi bu argümanla çürütmeye kalkışmak, çirkin bir demagojiden başka bir şey olmaz. Şayet kullandığım fotoğraflar seksüel mesajlar veren bakışlar ya da pozlarla söylemimin önüne geçseydi ya da yazılarım salt kadınlık olgusuyla kaleme alınan subjektif yazılar olsaydı bu iddia doğru olabilirdi belki; ama öyle olmadığını, beni objektif olarak takip eden herkes biliyor. Bilakis, on yıl içinde kullandığım yüzlerce fotoğrafımın birinde bile o tarz bir ima bulamaz kimse… Ya da hiçbir yazımın fotoğrafım sayesinde okunan, niteliksiz, subjektif bir yazı olduğunu iddia edemez. Edenlerin tek derdi kompleks, haset ve hamasettir ki onlarla da işimiz yok zaten.

Sözlerimin kadın olduğum unutulmadan ciddiye alınması için izlediğim bu çizgi, benim her sınıftan kadının ruhunu iğdiş etmeye kodlu sisteme “karşı duruş” yöntemlerimden biri, belki de en önemlisidir.

Çünkü bu kötücül çark en büyük gücünü kadını baskılamaktan, kadını kadın olduğundan dolayı utandırmaktan, bu şekilde de kişiliğini un ufak ederek edilgenleştirip dilediği gibi çekip çevirebilmekten alıyor. Eğitimsiz bırakılmış, ekonomik gücü olmayan, ataerkil ailelerin içinde önce babası ve abisi, ardından kocası tarafından ezilmiş kadının maruz kaldığı bireysel ve toplumsal baskılara karşı direnememesini bir yere kadar anlayabilirim; fakat aydın olduğu iddiasında olan kadınların bu kısır döngüye su taşıyan tuzak söylemlere gönül rızası ile itibar etmesi, benim nezdimde asla kabul edilemez bir gurursuzluktur. Kendi cinsiyetini baskılamasının, erkek tarafından daha fazla ciddiye alınmasını sağlayacağı hesabıyla kendine ihanet içine düşerek sözde eşitlik mücadelesi veren ve bu şekilde de aslında tam sistemin istediği şeyi yerine getiren sözde aydın kadın, benim gözümde söylemi ile eylemi örtüşmeyen farkındasız bir şarlatandan öteye geçemez.

Beni okuyan herkes, karşısında kimseye kendisine ne yapacağını söyleme izni vermeyen bir KADIN düşünce insanı, bir KADIN yazar, bir KADIN şair olduğu bilgisiyle okuyacak ve kadınların da beyni ve yüreği olduğu gerçeğiyle yüzleşecek. Hem de çoğu erkekten çok daha büyük bir beyni ve yüreği… Biz söyleyecek sözü olan bütün kadınlar, her sözümüzü bir kadın olarak söylediğimizi bizi yok saymaya ahdetmiş erkeğin ve erkek egemen sistemin gözüne her fırsatta sokmakla mükellefiz. Bin yıllardır sultası altında ezildiğimiz vahşi mantalite bunu bizim için zorunlu kılıyor… Taa ki varlığımızın hiçbir ayrımcılığa ve aşağılanmaya maruz bırakılmadan sorgusuz sualsiz kabul göreceği; hiçbir sınıf, ırk, inanç, cinsiyet ve tür ayrımı yapılmayan toplumlar oluşuncaya kadar.

Bu rol model duruşu sadece kendimize değil, her tür baskılanma ve aşağılanma ile inim inim inletilen hemcinslerimize de borçluyuz. İsteyen ilgi manyağı, isteyen dikkat çekmek istiyor, isteyen kadınlığını kullanıyor desin. İsteyen istediğini söylesin. Kaldı ki istersek yine aslında bu kötücül sistemin yol açtığı derin boşlukların ve yoksunlukların yansıması olan bu hazin sebeplerle de hareket edebiliriz, hiç kimseyi ilgilendirmez. Demedikleri gün zaten bir şeyler değişmiş, çabalarımız semeresini vermiş demektir; geri çekilebiliriz. Çook uzak bir ihtimal bile olsa o günler gelene dek hayallerimizle tutarlı bir şekilde başımız dimdik durmak zorundayız.

Biz kadınız!

Ve kadının hepsini köhnemiş erkek zihniyetin belirlediği bütün o hallerini, bu hallerini, şu hallerini külliyen reddediyor; SADECE YALIN HALİMİZ OLMAK İSTİYORUZ.

Ben 21. yüzyılda hâlâ Ortaçağ zihniyetinin hüküm sürdüğü TC denilen coğrafyada varoluş mücadelesi veren direnişçi bir yazar kadın olarak HER DAİM EN YALIN HALİM OLMAYA VE BU HALİMİ DE ÇEKİNCESİZCE SERGİLEMEYE DEVAM EDECEĞİM. Bu duruş, benim söylemimle başat giden en önemli misyonumdur.

Başta ruhdaşım kadın kalemlere olmak üzere bütün kadınlara da kafadan bacaklılar ve bin yüzlü toplum ne derse desin, bedeli ne olursa olsun böyle dik durmalarını tavsiye ediyorum. Şunu sakın unutma sevgili kız kardeşim, senin ruhunu iğdiş etmenin en kolay yolu, kadın kimliğini biçmektir. Kimsenin eline o tırpanı verme. Ciddiye alınmanın yolunun cinsiyetsiz gözükmekten geçtiği safsatası, kadına kurulmuş en büyük tuzaklardan biridir.

Yukarıdaki fotoğraf, Barış İçin Kadınlar Girişimi olarak ablukalar esnasında Diyarbakır Sur’a gidişimizin fotoğrafıdır. Bize ne yapıp ne yapmamamız gerektiğini söyleme haddini kendinde bulan errkekler klavyelerinin başında en kahraman Rıdvan’cılık oynarken, biz ülkenin dört bir yanından devlete kafa tutan 500 beyaz tülbentli kadın onlarca otobüsle sayısız engeli aşarak ateş hattına girip oradaki acılı annelerle dayanışmayı göze aldıysak; bizi kadın olduğumuz için aşağı görecek, kimliğimizi taşıyış şeklimizi çirkin söylemlerle yaftalayacak bir Ademoğlu daha anasından doğmamıştır. Ben bunun haricinde de bir çok kez bireysel olarak oraya giden; sadece Kürdün değil bütün ezilenlerin, ötekileştirilenlerin dili olmaya çabalayan; yaşama yepyeni pencereler açıp yepyeni düşünme biçimleri oluşturmaya emek harcayan ve bütün bunları yapabilmek adına da her türlü bedeli ödeyen bir yazar kadın olarak kendi adıma oturduğu yerden boş beleş ahkâm kesen hiç kimseye bu hakkı vermiyor, bütün kız kardeşlerime de vermemelerini öneriyorum.

Rabia Mine

Rabia Mine
Rabia Minerabiamine@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
A kadir Yazar6 Temmuz 2019 / 15:16Cevapla

İnsan doğası gereği en iyi hali yalın hali saygılarımla