SON DAKİKA

Jandarma, Polis Copu neden işçinin sırtında – Veli Saçılık

Bu haber 07 Kasım 2018 - 16:21 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İzmir’de TARİŞ fabrikasında işten çıkarmaları protesto eden 100 işçi polis tarafından gözaltına alındı. İşyeri önünde “İşten atılan arkadaşlarımız işe geri alınsın, yeni işten atmalar olmasın” içerikli, gayet naif bir eylemde işçiler neden gözaltına alınır? AKP’nin emekçilere karşı gözaltı, tutuklama vb. gibi yaygın terörünün en temel sebebi kazanımla sonuçlanan işçi direnişçilerinin bütün topluma ‘yayılma tehlikesidir’.

Bir diğer sebebi ise ekonomik krizin sonuçlarını emekçilere ihale edebilmenin yegâne yolu örgütsüz ve suskun bir emekçi sınıfıdır. Türkiye tarihinde emekçilere en organize saldırıyı yönelten AKP, sadece devletin kolluk gücünü acımasızca kullanmakla yetinmiyor.

Emekçiler aleyhine iş yasaları, grev yasakları, sendikaların içinin boşaltılarak birer hükümet kuruluşuna dönüştürülmesi gibi kapsamlı bir saldırı gerçekleştiriyor. Geçmiş hükümetler gibi iki adım ileri, bir adım geri yöntemi uygulamak yerine “Tam yol ileri” sloganıyla yeminli sermaye temsilciliği yapıyor. Önceki hükümetler sermaye lehine yasalar çıkarırken “benim işçim, benim köylüm” laflarıyla örtülü saldırı yaparken, AKP’nin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, yerli-yabancı patronları toplayıp “OHAL’den istifade ederek grevlere anında müdahale ediyoruz” diyerek, AKP’nin iş dünyasının ihtiyaçları için her türlü yasal ve fiili önlemi aldığını söyleyerek, hiçbir örtüye ihtiyaç duymadan sermayenin partisi ve siyasal temsilcisi olduğunu açıkça ilan etme gücünü kendinde bulabiliyor artık.

Açlık sınırının çok altına inen asgari Ücrete zam yapılmasını isteyen işçilere “1600 lira ücret gözünüze, dizinize dursun” diyecek kadar da fütursuzlaşan AKP’den çok memnun olan ve aynı zamanda demokrasi havarisi olarak görünmekten pek hoşlanan TÜSİAD, iktidarda sermayenin çıkarlarını mafya yöntemleriyle koruyan AKP’nin olmasından gayet memnun görünüyor.

12 Eylül darbesinden sonra “gülme sırası bizde” diyen patronlar, AKP iktidarıyla o kadar keyifliler ki, kahkahaları havada uçuşuyor. AKP, iktidara geldiği günden bugüne emekçilere karşı tutumu ortada ama esasen emeğe yapılan saldırılar, 15 Temmuz sonrası saldırı olmaktan öte, yasalar bir yana bırakılarak terör boyutuna dönüştü. İhraç edilen kamu emekçilerinin en küçük eylemini polis şiddetiyle bastırmakla işe başlayan AKP, Üçüncü Havaalanı inşaatında çalışan işçilerin kötü iş koşullarına karşı yaptığı protestoya yüzlerce gözaltı ve sonrasında tutuklamayla yanıt verdi.

Mahkemeler var olan kötü yasaları bile uygulamaktan imtina ederek Saraydan aldıkları emirle işçileri ve sendikacıları tutukladılar. Saray’ın operasyonel işlerini Mehmet Ağar ekibinin yaptığını biliyoruz. Yıllar önce M. Ağar, “15-16 Haziran gibi büyük ayaklanmaların bir daha olmaması için önceden önlemler alınmalı” demişti. 15-16 Haziran ve TARİŞ gibi 1970’li yılların şanlı işçi direnişleri her ne kadar işçilerin belleğinden silinmiş olsa da burjuvazi için kâbus olarak hatırlanmaya devam ediyor. Büyüyen ekonomik kriz sonrası, işçileri oyalama kabiliyeti azalan AKP, polis, jandarma, mahkeme maharetiyle tepkileri bastırma telaşına düştü.

22 Ocak 1980’de başlayan TARİŞ Direnişi nasıl ortaya çıkmıştı?

6 Şubat 1980’de hükümet TARİŞ’te bir haftalık ‘tatil’ ilan eder. Yayınlanan ilan ile “Protestolara ve eylemlere karışanların tespit edileceği ve gerekirse işten atmaların da gerçekleşeceği, bunun işverenin doğal hakkı olduğu” duyurulur. Böylece Tariş, 15 Şubat’a kadar sürecek, Çiğli, Gültepe, Çimentepe gibi işçilerin ailelerinin oturduğu mahalleleri kapsayan, farklı sosyalist örgütlerin de katıldığı büyük bir direniş haline gelir. Gültepe Mahallesi’nde 8 gün süren barikatlı direnişin ardından yaklaşık 400 kişiyle birlikte Belediye Başkanı Aydın Erten de gözaltına alınır. Polis, en uzun direnişin olduğu iplik fabrikasına girdiğinde 700 işçiyi daha gözaltına alır ve 15 Şubat’ta İzmir’de sıkıyönetim ilan edilir. Gözaltı “ihtilattan men” kanunu altında yaklaşık üç ay sürer.

Bu, avukatlarla dahi bütün iletişimin yasaklanması demektir. Tanıkların anlatımıyla göre bu dönem, ayaklarından yatağa bağlı vaziyette, yemek yerken bile ellerinin bağlı olduğu bir işkence yaşanmıştır. Birçok işçi 10 yıl ve üzeri hapis cezası alır. Gecekondu direnişlerine katılan eylemcilerden ise idam cezası alanlar olur. İlyas Has ve Hıdır Aslan, Kenan Evren’in meşhur “Asmayıp da besleyecek miyiz?” sözlerinin ardından idam edilir.

12 Eylül darbecilerinin yarım kalan işlerini AKP tamamlıyor

İşçi düşmanı ANAP’ın mirasçısı AKP, 12 Eylül darbecilerinin yarım bıraktığı ‘işi’ tamamlamak için bugüne kadar büyük çaba saffetti.


12 Eylülcülerin ilk kararnamesi, grevlere karşı patronlara fabrikayı kapatma hakkı veren lokavt kararnamesi oldu. 24 Ocak 1980 neo-liberal kararlarını uygulamakla mükellef ANAP, grev yasakları, iş ve sendikalar yasalarıyla sermaye lehine birçok icraat gerçekleştirdi.

AKP’nin işçi ve emekçilere karşı saldırıları

AKP iktidara gelir gelmez ilk icraatı, İş Yasasını değiştirmek oldu. 10 Haziran 2003’te yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Kanunu ile esnek çalışma biçimleri yasallık kazandı. Kısmi süreli çalışma, çağrı üzerine çalışma, işçi kiralama gibi esnek çalışma modelleri yasalaştı. İşçilerin tümüyle güvencesiz ve köle gibi kiralanmalarının önü açılmış oldu.
2008’de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yasalaştı. Bu yasa ile kademeli olarak emeklilik yaşı kadın ve erkekte 65’e yükseltildi. Prim ödeme gün sayısı tam aylıkta 7 bin 200 oldu. Emekli aylığı bağlanma oranı %75’den, %50’ye düşürüldü.

6 Mayıs 2016’de kabul edilen İş Kanunu ile “Özel İstihdam Büroları” yani “kölelik bürolarının’ kurulmasına ilişkin kanun tasarısı yasalaştı. Kanun, özel istihdam bürolarına; işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak, işçisini geçici olarak işverene devir yetkisini getirdi.

1986-2003 yılları arasında yapılan özelleştirmelerin toplam tutarı 8,2 milyar dolar civarındayken, 2003’den bugüne kadarki özelleştirmelerin tutarı 60.8 milyar dolara çıktı. (01.11.2017) Özelleştirmeler sonucunda, onlarca işletme kapanırken, binlerce kişi işsiz kaldı. Özelleştirilen kurumlarda taşeron uygulamaları arttı.

AKP, kıdem tazminatının gaspıyla ilişkili yasal değişiklikler üzerine çalıştığını ilan etmiş durumda.

15 Temmuz darbe girişimini bahane ederek kendi darbesini yapan AKP’nin ilk icraatı grev yasaklamak oldu. 130 Bin kamu çalışanını sorgusuz, sualsiz işinden ihraç etti. İhraçlara karşı bütün yasal yolları kapattı. Emekçilerin eylem ve etkinliklerini süresiz, sınırsız yasakladı. İhraçları emekçilere karşı korkuluk olarak kullanan iktidar, muhalif sendikaları yasaklarla ve üye kayıpları verdirerek etkisizleştirdi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.