SON DAKİKA

İstanbul seçimlerini Erdoğan mı Ergenekon’a verdi? – Aziz Tunç yazdı

Bu haber 17 Temmuz 2019 - 8:13 'de eklendi.

İstanbul seçimlerinin üstünde bir aya yakın bir zaman geçmiş bulunuyor. Bu durumda ve gündemin çok hızlı değiştiğini de göz önüne alarak bakıldığında, İstanbul seçimlerine dair bir yazı çok gereksiz görülebilir. Ancak konu sadece İstanbul seçimleri olmayıp daha stratejik bir konu olunca, fazladan yazmak gibi olmuyor.  

Aslında yazacağımız konu seçimlerin başından beri gündemde bulunan bir konu.  Doğrusu söz konusu olan bir düşünüş tarzı, bir sorunları ele alma mantığıdır. Yoksa tek başına farklı bir tezin tartışılması değildir asıl mesele.  

Mesele şu: Erdoğan seçimlerle gitmek istemeyecek kadar iktidara bağlı, üstelik isterse her seçimi kazanabilecek kadar hile yapma, çalma, kuralları yeniden değiştirme gibi her yolu deneyebilir ve sonuç itibarıyla seçimleri kazanabilirdi. Buna rağmen Erdoğan seçimleri kaybettiğine göre o halde bu işin içinde başka bir iş olmalıdır.

 İşte bu bilinmezlik durumunda “peki ne olabilir Erdoğan’ın seçimleri kaybettiği görüntüsünü vermeyi gerektiren neden” diye sorulduğunda, “Erdoğan’ın aslında gücünü yitirdiğini, Ergenekon’un elinde iradesiz bir esir durumun da olduğunu Erdoğan Ergenekon ile anlaştı ve İstanbul seçimlerini kendi politik geleceği için vermek zorunda kaldı ” ileri sürmektedirler bu tezin sahipleri.

Öncelikle birkaç noktanın açıklanması önemlidir. Devletlerin içinde farklı kliklerin bulunduğu ve bulunabileceği tartışma götürmez bir gerçekliktir. Aynı şekilde Türk devletinin içinden de çeşitli güç odaklarının bulunduğu biliniyor. Bu da tartışma götürmez bir gerçekliktir.

Ancak bugün Erdoğan’ın yönettiği Türk devletinin ciddi dönüşümler, değişimler geçirdiğini hesaba katmadan analizler yapılır ve bu analizlere dayanan tezler geliştirilirse, hiç bir biçimde isabetli sonuçlara ulaşılamaz. Erdoğan, özellikle “erken doğuma zorlanmış darbe”den sonra Türk devleti içinde bulunan klikleri tasfiye ederek devletin içindeki gücünü önemli oranda artırmıştır.   Daha sonra yapılan başkanlık ve ona bağlı olarak yapılan bir dizi düzenlemeyle Erdoğan, Türk devletinin içinde, kendisine karşı koyacak güçleri, önemli oranda zayıflatmıştır.  Bütün bunların sonucunda ve mevcut koşullarda, (başka zaman ortaya  çıkma ihtimalini yok saymadan), Türk devletinin içinde Erdoğan’ın politikalarını değiştirecek güç ve kudrette herhangi bir kliğin varlığını düşünmek, gerçeğe pek uygun görünmemektedir.  

Bir sosyo- politik gerçekliği bu şekilde analiz etmek, gerçeğin hiçbir boyutu ile izah edilemez. Bunun birkaç nedeni bulunmaktadır.

 Birincisi Erdoğan ile Ergenekon arasında varlığından söz edilen herhangi bir anlaşma konusu, fazlasıyla spekülatif bir durumdur.  İkincisi, Erdoğan ile Ergenekon arasında söz konusu anlaşma olsaydı, İstanbul seçimlerinin Ergenekon’a verilmesinin yöntemi böyle olmazdı. Kaybedilen bu seçimle, kitlelerin  sistemle olan bağlarını zayıflatmıştır, dolayısıyla bu yöntem egemen sınıfların her kesimi için zararlı olmuştur. Madem Ergenekon’la Erdoğan arasında bir anlaşma vardı, İstanbul seçimlerinin Ergenekon’a verilmesi için çok daha ikna edici, çok daha kolay yöntemlerle Erdoğan, seçimleri karşısında bulunan adaya devredebilirdi.  Mesela birinci seçimde, Erdoğan’ın adayı kaybetmişti, madem aralarında anlaşma vardı, neden yeniden seçim yaptılar? İkinci defa seçim yapmadan karşı adaya belediye başkanlığını bırakır, böylece bu sorunda çözülmüş olurdu. İkinci defa seçimin yapılması için Erdoğan’ın sarf ettiği çaba, aldığı risk, tek başına bu tezin doğru olmadığını göstermeye yeterlidir. 

Erdoğan ikinci defa seçim yaparken sanılandan çok fazla risk aldığının farkındaydı. İlk defa kaybettiğinde hem çok az oy farkı vardı, hem de en azında  kaybettiği seçim için “hileli bir seçim” diyebiliyordu. Böylece kaybedebilirliğini  gizleyebiliyor, toplum üzerindeki baskısını sürdürme olanağı bulabiliyordu. Ancak ikinci defa kaybettiğinde, hem kendi seçmeninde tepki aldığı ortaya çıktı ve bunun sonucu olarak çok büyük bir farkla kaybetti, hem de propaganda için kullandığı ve etkili olan “hileli bir seçim” argümanını da kaybetti. Böylece Erdoğan’ın kaybedebilirliği çok net bir biçimde ortay açıkmış oldu ki bu Erdoğan’ın bu seçimlerde karşılaşabileceği en kötü sonuç oldu.

Bunların dışında Erdoğan’ın seçimleri Ergenekon’la anlaşarak verdiğini düşünenlerin dayanağı Erdoğan’ın miting yapmamış olmasıydı. Anlaşılan o ki Erdoğan istediği kadar mitingde yapsaydı yine de seçimleri kaybedecekti ve çok muhtemeldir ki Erdoğan, elindeki sınırsız ilgi olanaklarıyla, bu durumu seçimden önce görmüş ve miting yapmaya o nedenle başvurmamış olabilir.

Bu analizin daha vahim bir boyutunun olduğunu da belirtmeden geçmek doğru olmaz. Bu yaklaşım, başta Kürt halkı ve Aleviler olmak üzere Türkiye halklarının mücadelesini, gücünü, iradesini ve  İstanbul seçimlerinde somut olarak HDP’nin ortaya koyduğu  ve büyük kazandıran yaklaşımını, göz ardı eden,  dikkate almayan kabul edilemez bir yaklaşımdır       

  Dolayısıyla Erdoğan’ın Ergenekon’la anlaşarak İstanbul seçimlerini verdiğini ileri sürmek gerçeğe ve olgulara uygun bir yaklaşım olarak görünmemektedir. Gerçek tam olarak şudur. Erdoğan, İstanbul seçimlerini, bütün çabalarına rağmen kaybetti. Kaybetmemek için çok uğraştı. Elinden geleni yaptı ama kazanamadı. Demek ki her diktatör gibi Erdoğan da seçimleri kaybedebiliyor. Ancak diktatörlerin seçimleri kaybetmesi çok önemli bir bariyerin aşılması gibi olsa da diktatörlerin gitmesi için yeterli olmayabilir, diktatörlerin gitmesi, daha güçlü bir kitle baskısını gerektirebilir ve Türkiye halklarının mücadelesi, güç, irade ve örgütlülüğü Erdoğan’ın sonunu getirecek olanaklara sahiptir.

Aziz Tunç
Aziz Tunçaziztunc@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.