SON DAKİKA

IŞİD’i yazan Marwan Hisham: Şehirleri, orada yaşayan insanlardan başka hiç kimse yeniden inşa etmeyecek

Bu haber 19 Mart 2019 - 17:49 'de eklendi.

“Ülkenin büyük bölümü Esat hükümeti tarafından kontrol ediliyor. Esat kontrolü altındaki yerlerden olan insanlar oralara dönemezler, hiçbir şeylerinin olmadığı bölgelere gitmek zorundalar”

FERSUDE – Türkiye’de 3,5 milyon Suriyeli mülteci yaşıyor. Bunlardan biri de Marwan Hisham. Marwan yakın zamanda, Molly Crabapple ile birlikte Suriye Savaşı anılarını aktardığı “Silah Kardeşliği” adlı kitabını yayınladı.

Kitapta, IŞİD yönetimi altında yaşadığı memleketi Rakka’daki şahsi deneyimlerini ve olayları paylaşıyor. Marwan, halihazırda Ankara’da yaşıyor ve New York Times ve Foreign Policy’nin yanı sıra çeşitli yayınlarda makalelerini yayınlamaya devam ediyor. Marwan’la bir araya gelip IŞİD’in Suriye’deki son toprak kayıplarını ve eşsiz kitabını nasıl yazdığı hakkında konuştuk.

Ceylan Akça:  Marwan. Hoşgeldin. Seni burada ağırlamak çok güzel. Teşekkürler. İŞİD kontrolü altındaki son bölge de düşmek üzere. Sen bizzat İŞİD’in altında yaşadın. İŞİD sonrası Suriye’de ne olacağını ön görüyorsun?

Marwan Hisham: Ne olacağını kestirmek oldukça zor çünkü değişebilecek birçok senaryo var. Suriye’deki savaş oldukça değişkendi ve her yıl durumu büyük ölçüde değiştiren devasa olaylar gerçekleşti. Ancak şu anda İŞİD’in alan kaybetmesi ile elimizde 3 önemli alan ve buralara hakim, farklı destekçileri olan gruplar var. Savaş neredeyse bitmişti, birkaç küçük karşılıklı atışma hariç çatışmalar neredeyse yoktu. Henüz izini göremediğimiz siyasi bir çözüm oluşana dek durumun bu şekilde kalacağını düşünüyorum. Uzun zaman alacak ama öncesine göre sahada daha istikrarlı bir durumu göreceğiz. Benim beklentim bu, tabii Amerika’nın çekilmesi, ülkenin kuzeyine hakim SDG’nin kaderini değiştirmezse.

Ceylan Akça: Eğer bu söylediğin senaryo gerçekleşirse, Türkiye’de yaşayan 3.5 milyon Suriyeli mülteciye ne olacak? Onlara ne olacak? Savaş biterse, Suriye’ye dönecekler mi?

Marwan Hisham: Savaş bittiğinde ve insanlar geri dönme umudunu görürlerse, yaşamlarını yeniden inşa edebileceklerini düşünürlerse, bazıları mutlaka dönecektir ama çoğunluğu hakkında pek emin değilim. Çünkü Suriye’den ayrılan insanların çoğu her şeylerini kaybettiler. Türkiye veya diğer ülkelere gittiler. Hayatlarını tekrar inşa etmek için çok çalıştılar ve sonunda başardılar. İnsanların normale dönmesi, yaşamlarını inşa etmesi, bu geçişi tekrar gerçekleştirmeleri oldukça meşakkatli. Ülkenin büyük bölümü Esat hükümeti tarafından kontrol ediliyor. Esat kontrolü altındaki yerlerden olan insanlar oralara dönemezler, hiçbir şeylerinin olmadığı bölgelere gitmek zorundalarM

Ceylan Akça: Savaş ilk başladığında, bununla ilgili anıları, bir kitabı yazacağın hakkında bir fikrin var mıydı?

Marwan Hisham: Hayır. Kesinlikle hiç yoktu. Üniversitede okurken hep bir kitap yazmak istemiştim. “Belki 70 yaşımdan sonra yazarım” diyordum. Bir gün bir kitap yazacağım. Anılardan ziyade edebi bir eser olur diye düşünürdüm. Anılarımı ilk yazmaya başladığımda, kendimle ilgili yazma sürecinden öylesine nefret etmiştim ki. Biraz farklı. Makaleler yazdım, başka insanlarla ilgili, savaşla ilgili. Ama bu, kişisel yönüyle tümüyle farklıydı. Gerçekten kişiseldi. Yıllardır yaşadığım Rakka’da, notlar tutarken bir fırsat doğdu. Anıları yazmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Böylece oluverdi.

Ceylan Akça: Yaşananların ufak bir çatışmadan ziyade savaş olduğunu ilk ne zaman anladın? Ne zaman kaydını tutmaya başladın?

Marwan Hisham: Durum şu ki; önce sloganlarla, barışçıl protestolar ile başladı. Ama rejimin protestocular üzerindeki yoğun baskısı, onları [protestocuları] başka bir yolun olmadığını düşünmeye ve silahlanmaya itti. Bu süreçte protestolara gitmeyi bıraktım. Bunun yeni bir şey olduğunu düşünmeye başladım. Kendimi bir savaşçı olarak hiç düşünmedim. Suriye’deki en büyük sorunum şuydu: Okulum bitince, askerlik yapmak zorundaydım. Ülkeden ayrılmak için bir plan yapıp askerlik yapmayacaktım. Bazıları ile protestolara gittiğim arkadaşlarım, etrafımdaki insanlar, akrabalarım, komşularım direnişçi gruplara katılmaya başladılar. Başka bir yolun olmadığını, rejimi değiştirmeye giden tek yolun silahlı mücadeleden geçtiğini düşünen bazıları bu grupların askeri taraflarını destekliyordu. Bu noktada, bu durumun bir parçası olmayı bıraktım. Ben de yaşananları olduğu şekilde kayıt altına alabilirim diye düşündüm. Gördüğüm şeyleri, deneyimlerimi, duyduğum hikayeleri- Böylece notlar tutmaya başladım. Ama meselenin kişiselleştiği nokta arkadaşlarımın, yakın arkadaşlarımın dahil olmaya başladığı zamandı, o zaman tüm meseleyi düşünmeye başladım. İçsel bir çekişme yaşamaya başladım. “Ne yapılması gerekiyor? Ben de onların

yaptığını mı yapmalıyım? Doğru olan bu mu? Yapmamalı mıyım? Onlar hata mı yapıyor? Yoksa ben bu şekilde kalarak mı hata yapıyorum”

Ceylan Akça: Marwan. Bir zamanların öcüsü, korkutucu unsuru İŞİD artık o kadar da korkutucu değil. Ama bu geçmişte öyle olmadığı anlamına gelmiyor. İŞİD hükmü altında en çok korktuğun, hayatından endişe ettiğin an neydi?

Marwan Hisham: Paranoyak olduğum en korkutucu zaman beni yakalamaya çok yakın oldukları vakitti. Şubat 2016’da New York Times ve Foreign Policy için bir günde iki makale yayınlamıştım. Bu yazılar İŞİD altındaki yaşamla ilgiliydi. Her ne kadar olabildiğince dikkatli olmaya çalışsam da eğer ayrılmazsam yakalanacağımı düşünüyordum. Kabuslar görmeye, sürekli gergin olmaya başladım. Düzenli olarak yemiyordum. Sürekli saklanmaya çalışıyordum. Kapı her çaldığında “Bu onlar olabilir” diyordum. Bu süreçten birkaç ay önce, İŞİD üyeleri yaşadığım eve girmişti. Kitapta bundan bahsetmiştim. Yazdığım notları bile görmüşlerdi.

Ceylan Akça: Hangi notlar? Biraz açabilir misin?

Marwan Hisham: Daha başlangıçtı. Biraz nostaljik hissediyordum kağıtla ilgili. Ondan önce her şeyi dijital olarak, bir emailde tutuyor, hesaptan çıkış yapıyordum. Ama bir keresinde “Yazmayı özledim” dedim. Kağıda yazmayı özledim. Bunu yaptım da. Sonra Halep’e gittim. Yazdıklarım 2-3 sayfaydı. Halep’e gittim ve orada fotoğraflar çektim, bir şeyler yazdım. Geri döndüğümde, evimin kapısı açıktı- ki bu ev benim değil, Hollanda’ya kaçan bir arkadaşımın eviydi. Kapı açıktı. Her şey alt üst edilmişti. Aklıma gelen ilk şey “Notlar!” oldu. Notların olduğu yere gittim. Son cümleyi tamamlamamıştım. Notlar Abu Sahayb isimli biri hakkındaydı. Kitapta onunla ilgili bir bölüm de yazdım. Notlar tamdı. Hiçbir şey kayıp değildi. Ancak son sayfanın üzerine biri bir şeyler yazmaya çalışmış ama kalem kuruduğu için bir türlü yazamamıştı. Fakat birinin iki üç defa “Abu Sahayb” yazmaya çalıştığı ama tamamlayamadığı belliydi. Bu kadar! “Bu ne” diye düşündüm. Muhtemelen fotoğraf çekmişlerdi. Ama bunu niye yapmışlardı? Zaten birinin eve girdiğini anlamıştım– Muhtemelen net bir şekilde birinin bu notları gördüğünü bana göstermeye çalışıyorlardı- İngilizce bilmeyen birinin—Hiç öğrenemedim. Tüm bu durum bana şunu gösterdi: “Her halükârda yakalanacağım”

Ceylan Akça: Marwan. Senin için bundan sonrası ne? Burada mı kalacaksın yoksa memleketine mi döneceksin?

Marwan Hisham: Şimdilik burada kalacağım. Dürüst olmak gerekirse burada ne kadar kalacağımdan emin değilim. Fakat kesinlikle dönmek istiyorum. Ancak bir şeyi yapmak istemekle onu yapabilmek farklı şeyler. Memleketimin hükümet kontrolü altına girmeyeceğine dair bir nevi güvence bekliyorum. Çünkü böylesi bir yere dönemem. Esat rejimi kontrolündeki bir bölgede tehlike altında olurum. Mevcut tartışmaların sıcak konusu olan bu bölgenin kaderi ile ilgili bir sinyal bekliyorum. Muhtemelen birkaç ay içinde göreceğiz. Aslında tarihin bu parçasındaki bu büyük hikâyenin son bölümü- ve ben bu bölümü henüz görmedim, ama görmek istiyorum, tümünü yaşamak, oradaki hayatın nasıl olduğunu görmek istiyorum. Oradaki insanlarla iletişim halindeyim. Her şeyini kaybeden insanlara, büyük saygı duyuyorum. Şehrin %90’ını yıkılmış durumda- evler- iş bulmak çok zor, birçok insan öldürüldü. Af Örgütü yaklaşık olarak 2000 kişinin öldüğünü söylüyor ama oradaki birine operasyonlarda 2000 kişinin öldüğünü söyleseniz size gülerler çünkü birçok insan, on binlercesinin öldüğünü düşünüyor. Ve bu insanlar, hiç yardım almayan, temel ihtiyaçları dahi olmayan, içme suyu bile olmayan insanlar – çok dirençliler ve şehirlerini yeniden inşa etmek için kararlılar- sadece kalmak için değil ama yaşanabilir kılmak için- Bu insanlara büyük hayranlık duyuyorum. Sadece onların yanında bile olabilmek bana çok özel geliyor. Her ne olursa olsun, bence geri dönebilecek durumda olan Suriye’liler dönmeli ve [şehirlerini] yeniden inşa etmeli. Çünkü bu şehirleri yaşayan insanlardan başka hiç kimse yeniden inşa etmeyecek. Hükümet veya uluslararası yardımlardan bir umut yok. Bunu genelde insanlar yapar. İnsanların geri dönmesi ve bunu yapması çok önemli çünkü böylece içinde söz haklarının olduğu daha iyi bir gelecek inşa edebilmek için kendilerine güvenecekler. Bu nedenle, kesinlikle geri döneceğim ama ne zaman olacağından hala emin değilim.

Ceylan Akça: Marwan, seni burada ağırlamak bir zevkti. Zamanın için teşekkür ederim.

Marwan Hisham: Teşekkürler. Burada olduğum için mutluyum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.