SON DAKİKA

İşçiye biat et sendikacıya teslim ol – Musa Piroğlu

Bu haber 05 Ekim 2018 - 23:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İşçiye biat et sendikacıya teslim ol

Dev Yapı-İş Başkanı Özgür Karabulut  neden tutuklandı?

3. Havaalanı işçilerine yönelik devlet saldırısı yeni gözaltı ve tutuklamalarla devam ediyor. Dev Yapı-İş başkanı Özgür Karabulut, bugün sendikacılık yaptığı için tutuklandı.

İşçilerin tutuklanma gerekçeleri ne kadar uyduruksa, Özgür Karabulut’un tutuklanma gerekçesi de o kadar uyduruk. Saray hükümeti işçileri, sorunlarını militan sınıf tavrı koyarak gösterdikleri, bu yolla başka işçilere örnek oldukları için tutukladı.

Mesele işçilerin ne istediği değil, mesele işçilerin kriz ortamında herkesin unuttuğu sınıf tavrı ve dayanışmasını ortay koymuş olmaları ve patronları korkutan bu sınıf tavrının bulaşıcı olmasıdır.

İşçiler uzun süredir bir biriyle dayanışmaya girmeyi bırakmış, sınıf kimliği ve tavrı unutulmuş, işçi sınıfı adeta derin bir uykuya yatırılmıştı. Sendika sendikacılığını bırakmış, grev ve iş bırakma çoktan tarih olmuştu.

Ateş düştüğü yeri yakıyor direnişler zayıf ve cılız kalıyordu. İnşaat işçilerinin direnişi, tam da kriz ortamında derinden gelen bir sarsıntı gibi olmuş, umudun yeniden dirilmesini sağlamıştı. Sendikacı sendikacılık yapmış, işçi direnişe kalkışmıştı.

Ülke ağır bir krizden geçerken, sarayın ve patronların en büyük korkusu işsizlik ve yoksullukla yüzleşen kitlelerin harekete geçmesidir. Her ne kadar televizyonlarda kriz yok diye bağırsalar da, gelmekte olan yıkımın büyüklüğünü ve sonuçlarını çok iyi okuyorlar. Ağır bir yıkım olacağının farkında oldukları için işçi sınıfının ve yoksul halkların, militan kararlı tepkisinden korkuyorlar.

Egemenler, deneyimleri ile halk kitlelerinin harekete geçtiği her dönemde, sistemi zorlayan süreçlerin başladığını biliyorlar. Bu yüzden 3. Havaalanı işçilerine saldırarak, olası benzer direnişleri baştan durdurmayı tercih ediyorlar. İşçileri tutuklayarak işçilere, sendika başkanını tutuklayarak sendikacılara mesaj veriyorlar. İnşaat işçilerine saldırarak halka beklenen yıkımın bedelini ödeme, sessiz kalma ve diz çökme çağrısı yapıyorlar.

Kriz hızla derinleşerek kontrolden çıkmış bir görüntü veriyor.

Saray dışarıda borç alabilmek için ekonominin denetimini McKinsey adında Amerikalı şirkete teslim ederek, dünya yüzeyinde Türk devletinin hiçbir inandırıcılığının kalmadığını da ilan etmiş oldu.

Bir yandan borç bulmak adına, daha önce meydan okunan ülkelerin kapısı aşındırılırken, öte yandan fatura işçilere ödetilmek isteniyor.

Bankaları kurtarmak için işçilerin işsizlik fonu hukuksuz bir şekilde yağmalandı. Bütçe açığını kapatma adına her şeye fahiş zamlar yapılmaya başlandı ve enflasyon rekor kırarak yükseldi. Enflasyon demek paranın değer kaybetmesi, alım gücünün erimesi demektir. Enflasyon yoksulluğun büyümesi demektir. Sadece zam yapılmıyor işçiler işsiz kalıyor. İşçi çıkarmalar, vardiya eksiltmeler ve ücretsiz izinler peş peşe geliyor. İşler iyi giderken servetine servet katan patronlar, şimdi bütün yükü işçilerin sırtına yıkmak için uğraşıyorlar. Ülkenin değişik yerlerinde peş peşe fabrika yangınları çıkarken, her yerde anlaşmalı iflas da denilen konkordato ilanları veriliyor.

Krizi kendileri çıkardı faturasını halk ödesin istiyorlar.

Hemen herkes kışın çok sert geçeceğini kabul ediyor. Birileri televizyonlara çıkıp en kötüsü geride kaldı dese de daha hiçbir şeyin yaşanmadığını herkes biliyor.  İşsizliğin artacağı, toplu işten çıkarmaların başlayacağı ve bu toplu çıkarmalara işçilerin toplu cevaplar vereceğini de biliyorlar. Direnişe geçen işçiler, haklarını ve işlerini istemek için harekete geçtikleri her yerde karşılarında patronları koruyan devleti bulacak bunu da biliyorlar.

Egemenler için korkulu senaryo direnişe geçen işçilerin bir birleriyle buluşması ve daha korkutucusu işçilerin haklarını aramak istedikleri her yerde karşılarında devleti bularak, devletle karşı kaşıya gelmesi devrimci hareketler ile buluşması. İşçiler haklarını aramak için bir kere sokağa çıkmaya başlarsa kaçınılmaz olarak direnen ve kendileriyle dayanışmaya giren diğer toplumsal yapılarla ve ebetteki Kürt halkıyla buluşacak. Sokağı yasaklayan işçi eylemini bastıran sarayla karşı karşıya gelecek.

Dar anlamda hak talebinin gelişmesi halinde bütünsel krizin sonuçlarına, kapitalist sisteme ve arkasındaki devlete karşı mücadeleye evrilecek. Çünkü birbirini bulan işçiler, meselenin sadece kendi fabrikalarında değil tüm fabrika ve atölyelerde aynı şekilde yaşandığını, devlet zorunun da hakkını isteyen herkesi hedeflediğini, dün düşman bildiği Kürt işçinin ve özgürlük mücadelesinin dostu olduğunu görecek. Tıpkı gezi ayaklanması günlerinde olduğu gibi şovenizm mücadelenin içerisinde aşılacak.

Özgür Karabulut bu yüzden tutuklandı.

Selahattin Demirtaş bu yüzden rehin tutuluyor.

Devrimciler bu yüzden hapsediliyor.

Saray iktidarını, patronlar malını varlığını koruma derdinde. Halkı, hak isteyen herkesi düşman biliyorlar. Düşman hukuku uyguluyorlar.

Özgür Karabulut ve inşaat işçilerini tutuklayarak tüm işçilere teslim olun biat edin diz çökün diyorlar.

Mademki onlar inşaat işçilerini tutuklayarak işsiz kalacak hak arayacak işçileri, devrimcileri cezalandırmak istiyorlar onlara verilecek cevap sınıf dayanışması ve mücadeleyi sürdürmek büyütmek olmalıdır.

Saldırganlıkları aşağıdan gelen sesi duydukları içindir.

Aşağıdan işçinin ayak sesleri duyuluyor.

 

Musa Piroğlu
Musa Piroğlumusapiroglu@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.