SON DAKİKA

Her şey çok güzel olacak – Erhan Sezer yazdı

Bu haber 10 Mayıs 2019 - 21:38 'de eklendi.

Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz. Toplum olarak tarihimize kara bir leke gibi düşen antidemokratik bir karara tanık olduk. Milyonlarca insanın oyu hiçe sayılarak milli iradeye yönelik faşizan bir darbe yapıldı. Daha düne kadar seçimlerin son derece güvenilir bir ortamda yapıldığından dem vurup, bu yöndeki başarısı ile gururlanan iktidar cephesi, ne zamanki seçim sonuçları farklı bir tarafı işaret ettiğinde hemen keskin bir U dönüşü yaparak dillerinden bir an olsun düşürmedikleri ‘demokrasiye ve sandık sonuçlarına saygı’ kuralını bertaraf etti.

HDP’nin yöneticiliğini üstlendiği belediyelere kayyumlar atayarak bir bakıma halkın genel tercihine saygı göstermeyen AKP hükümetinin bu yöndeki antidemokratik tavrı yabancısı olmadığımız bir şey. YSK üzerinde kurduğu baskı sonucu İstanbul’da seçimleri yenileme kararı aldırtması da onun demokrasi ve hukuk ile sözde bağlantısının ne derece kof ve sahte olduğunu kanıtlamış oldu. Seçimlere kadar devlet olanaklarını iktidar partisinin hizmetine sundukları yetmezmiş gibi seçim sonrası bitmek bilmez ithamlar ve mantık dışı söylemlerle kamuoyunu etkilemeye çalışıp, yeniden bir seçimin organize edilmesini talep ettiler. Bu süreçte tartışma o kadar uzun sürdü ki seçimin galibi mazbatasını ancak 17 gün sonra alabildi.

Elbette otorite elinde bulundurduğu olanaklar ile demokrasinin tüm katmanlarını yok edip, bağımsız olmaları beklenen kurumları doğrudan etkileyerek kendi arzusu doğrultusunda bir karar aldırtmaktan vazgeçmeyecekti. Zira İstanbul, bu cenah için gözden kaçmayacak derecede önemliydi. İstanbul’un kaybedilmesi demek otoritenin uzun zamandır muhafaza ettiği güç dengesinin de altüst olmasına yol açacak, gelecekteki Cumhurbaşklanlığı seçimini halkın nazarında daha mühim bir noktaya taşıyacaktı. Kuşkusuz bunun bir de maddiyat ayağı vardı. Zira belediyenin gelirinden ziyadesi ile pay alan dernekler, vakıflar, cemaatler bulunuyor; topluma hizmet götürülmesinde kullanılmak üzere kasada toplanan paralar, sadece bir kişinin inisiyatifi ve yönlendirmesi ile başka başka kasalara transfer ediliyordu.

Kısacası ortada kirli bir pazarlık söz konusuydu. Savurganlık ve yolsuzluk inanılmaz bir boyuta ulaşmıştı. Belediyede çalışmamasına karşın her ay bankamatikten maaş çeken on binlerce parti çalışanı vardı. Deyim yerindeyse halka değil, sadece bir partiye ve onun işaret ettiği kurumlara çalışan bir belediyecilik modeli karşımızda arzı endam ediyordu…

Böylesine bir ortamda AKP hükümeti tarafından seçim sonuçlarına saygı göstermesi beklenebilir mi, düşünmek lazım. Zira AKP genel başkanı, yardımcısının akılda tutulma yaratan o derinlikli söylevinin dışında, elle tutulur bir kanıt olmamasına karşın her defasında kürsüsünden seçimlerin yenileceğini söylüyor; şimdiden YSK’nın İmamoğlu lehine aldığı kararı tanımadığını belirtiyordu. Evet, hak, hukuk, adalet ve demokrasi tanımayan, ama taşıdığı sıfat itibari ile cumhurbaşkanlığı makamını yöneten AKP’nin genel başkanı, daha önceki deneyimlerine dayanarak bunu da kendi isteğine göre şekillendirmek istiyordu.

Ama unuttuğu bir şey var bu genel başkanın; toplumda yarattığı kutuplaşma ve ayrışma ortamı, artık rahatsız edici bir boyuta evrildi. Vatandaş, onun şu kadar odalı sarayında bilmem ne kadara yaptırılmış tahtından verdiği nutukla ilgilenmiyor. Onu düşündüren, evine ekmek götürüp götüremeyeceği, borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği meselesidir. Ve görünen o ki, vatandaş artık yalanlarla beslenmek istemiyor. İslam’ın mütevazılığından bahsedip, halka tevekkül etmesini söyleyen fakat diğer taraftan her şeyin en lüksünü kullanıp, en pahalısını satın alan bu hükümetin halka dönük inandırıcılığı kalmadı artık. Maske düştü, doyumsuz gözler açığa çıktı…

Aldıkları her kararla ülkenin gidişatını biraz daha kötürüm bir yola sürükleyen bu hükümetin artık bir meşruluğu kalmamıştır. Siyasal bir mafya olduğunu, son aldığı kararla bir kez daha tescil ettirmiştir. Seçimle gelmiş, fakat seçimle gitmeyeceğini de göstermiştir… Lakin biz biliyoruz ki hiçbir güç halkın örgütlü gücünden daha üstün değildir. Kendilerini kurtarmak amacıyla ülkeyi ateşe atmak için ne kadar çaba sarf etseler de baharın gelişini engelleyemeyecek, halkın coşkun akan seli karşısında asla duramayacaktır.

Toplumun her kesiminde yankılanan o sesin gür çığlığı ile;
Her şey çok güzel olacak…

Erhan SEZER
Toronto

Erhan Sezer
Erhan Sezererhansezer@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.