SON DAKİKA

Haziran’da ölmek zor – Feyzullah Tunç yazdı

Bu haber 06 Haziran 2019 - 10:58 'de eklendi.

Türkiye’li olmak ne büyük bir acı. Hele de devletin ve devlet güçleri tarafından ötekileştirilen bir halkın evladı olarak dünyaya gelmek Türkiye’de.

Ya da devletin görmediği, görmek istemediği veyahutta gördüğü zaman ortadan kaldırılması gereken, devlet gözünde halk düşmanı olarak varlığını sürdürmeye çalışmak inanın çok zor.

Sene de ki 12 ayın hepsinin bir hikayesi, hepsinde yaşanmış yüzlerce ölüm, işkence, gözaltı ve gözaltında kayıpların acı hikayeleri var.

İşte içinde bulunduğumuz Haziran’da onlardan biri;
Alevi olduğu için öldürülen insanlardan, Kürt olduğu için öldürülen insanlardan, sosyalist devrimci olduğu için öldürülen insanlardan tutunda zorunluluklardan kaynaklı ülkesini, topraklarını, yaşamını arkada bırakarak yurtdışında zorunlu sürgün hayatında ölenlere kadar hepsinin Türkiye de tek bir sorumlusu var. Ne yazık ki bizler buna “DEVLET” diyoruz.

Ahmed Arif, Orhan Kemal, Nazım Hikmet’lerden tutunda kimler yok ki, “DEVLET” tarafından acı çektirilmemiş. Cezaevlerinde, devletin resmi karakollarında ya da derin devlet tarafından işkence tezgahlarında kimlerin yaşamlarına son verilmemiş.

Devletin ve hükümetlerin her söylediğini beğenmek zorundasın. Hele ki Türkiye de yaşıyorsan zorunda değil mecbursun bunu yapmaya yoksa iki günde devletin resmi kolluk güçlerinden biri gelir alır ve ifade vermek için çıktığın evine bir daha dönemezsin.

Haziran Türkiye de bir büyük patlamayı daha yaşattı ve muktedirlerin dizlerinin bağı çözüldü o günlerde!

Evet GEZİ DİRENİŞİ’Nİ yaşadık ve yaşattık hep birlikte.

Muktedir geçinen zavallılar ne kadar zavallı olduklarını işte o gün anladılar.

Türkiye tarihinde Haziran ayının yeri bir başkadır.

Evet bir başkadır.

Gezi Direnişini Haziran ayına 7 genç fidanı verdi çünkü. Kimi bile isteye bir faşist tarafından araba ile öldürüldü. Kimi yine bilerek ve isteyerek polisler tarafından; kimi devletin polisinin kullandığı DEVLETİN MERMİSİ ile kimi de yine devletin toplumsal olaylardan kitleyi dağıtmak için kullandığı BİBER GAZI’nın çok yoğun kullanılmasından dolayı yaşamını yitirdi. Kimi de kendine vatansever diyen ve içlerinde yine devletin polisinin de olduğu ne idüğü belirsiz insanlıktan yoksun şahsiyetler tarafından dövülerek (-DURUN) dedikçe daha da çok döverek linç edilerek hayatlarımızdan çalındılar.

Yine biri var ki o daha bir çocuk “ekmek almaya giderken” katil bir polisin hedef gözeterek sıktığı bir biber gazı fişeğinin kafasına isabet etmesi ile öldürüldü. Annelerinin kucağında olması gereken bir çocuk faşist bir polis tarafından bile isteye yaşamına son verildi.

Mehmet Ayvalıtaş’ı mı anlatayım?

Ethem’i mi anlatayım?

Ali İsmail’i mi anlatayım?

Abdullah’ı mı?

İrfan’ı mı?

Selim’i mi?

Mustafayı mı?

Medeni’yi mi?

ya da Berkin ELVAN’ı mı?

Gezi Direnişinden sonra annesi devletin en üst mertebesinde ki kişi tarafından yuhalatılan Gülsüm Elvan’ın yaşadıklarını mı?

Ya da 7 Haziran 2015 yılında yapılacak genel seçimlerin arifesinde 5 Haziran da HDP’nin AMED’te yapmayı planladığı BÜYÜK İNSANLIK mitinginde patlayan bombaları mı anlatayım. Devletin kontrol ettik dediği, girişler de arama yapılarak alana alınan mitinglerde ki patlamaları mı?

Mitingi düzenleyen Türkiye’nin 3. büyük partisi ama farklılar, onlar gibi değiller, onlar gibi düşünmüyorlar, onlar gibi bakmıyorlar dünyaya, yaşama ve hayata.

Onlar gibi olmadıkları için IŞİD’li bir canlı bomba tarafından 5 insan, 5 hayat devletin izni ile aramızdan çalındılar.

Ne kadar kolay geliyor insan hayatlarını rakamlarla söylemek, şu kadar kişi, bu kadar kişi demek ne kadar kolay.

Devlet(ler)in kayıtlarına böyle geçiyor çünkü…

Devletin öldürdüğü ya da devletin izni ile öldürülenlerin hepsi bir hayattı, varlardı, aramızdalardı.
Sevdikleri, yaptıkları, yapmak istedikleri vardı. Umutları, hayalleri ve aydınlık bir gelecek düşleri vardı.

Onlar gibi olmadıkları için onlar tarafından aramızdan alınanlara saygı ile…

Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak
Sokaktayım
Gece leylâk
Ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!
Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylâk
Ve tomurcuk kokuyor
Ne anlar acılardan/güzel haziran
Ne anlar güzel bahar!
Kopuk bir kol sokakta
Çırpınıp durur
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri
Asmak neyi kurtarır
Sarı sarı yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları
Kırılmış dallarıyla
Ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgâr
Hani kuş
Hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?
«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
Demişti on yıl önce
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki «manda gönü»
Demek ki «şile bezi»
Demek ki «yeşil biber»
Bir de memet’in yüzü
Bir de güzel istanbul
Bir de «saman sarısı»
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Geride kalanlara
Bir kırmızı gül dalı
Şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte
Yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nâzım ustanın

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.