SON DAKİKA

Hasankeyf için Büyük Atlayış, abluka altında gerçekleştirildi

Bu haber 14 Temmuz 2019 - 15:31 'de eklendi.

FERSUDE – Dicle Vadisi ve Hasankeyf temalı Türkiye ve Dünya’nın bir çok kentinde Büyük Atlayış gerçekleşti

Türkiye ve dünyanın bir çok kentinde insanlar, nehirlerin tahrip edilmemesi için ‘Büyük Atlayış’ adı altında çevresindeki nehirlere, göllere ve denizlere girdi. Bu yılki ‘Büyük Atlayış’ eylemi, Dicle Nehri üzerinde kurulan Ilısu Barajı ile su altında bırakılmaya bırakılmaya çalışılan Hasankeyf ve Dicle Vadisi için yapıldı. 


Hasankeyf’te yapilmak istenilen “Büyük Atlayış”a ise izin verilmedi. Hasankeyf kaymakamlığı 12 Temmuz cuma günü saat 16:40’ta yayınladığı bir genelge ile Hasankeyf ilçesinde suya girmeyi dahil izne tabi tuttu. 

Nehirlerin özgür akması için her yıl Temmuz ayının ikinci pazar günü Avrupa’da ve dünyanın başka yerlerinde, binlerce insan ‘Büyük Atlayış’ adı altında nehirlere girer. Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde bugün yapılan ‘Büyük Atlayış’ eylemlerde Ilısu Barajı ve HES projesinin durdurulması istenildi. DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi (HYG), Ekoloji Birliği, İstanbul Kent Savunması, Kuzey Ormanları Savunması, Arkeologlar Derneği, siyasi parti ve bir çok sivil toplum örgütü tarafından kurulan Hasankeyf Koordinasyonu’nun çağrısıyla yurdun dört bir yanında saat 13.00’da yapıldı. 


Yapılan eylemlerin başında, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin öncelik ettiği Hasankeyf’ten Dicle nehrine yapılmak istenilen ‘Büyük Atlayış’ oldu. KESK MYK’den Elif Çuhadar, TTB MK’den Halis Yerlikaya, Avrupa Parlementosu (AP) İngiliz parlementer Julie Ward, HDP’li milletvekilleri ile Belediye Eş Başkanları ile onlarca yurttaş katıldı. Yoğun güvenliğin alındığı ilçede, kolluk kuvvetleri, yurttaşların nehre girmesine izin vermedi. Onlarca zırlı aracın getirildiği ilçede, Dicle nehri etrafı da güvenlik görevlileri tarafından kapatıldığı görüldü. Kitle bunun üzerine seyir tepe denilen noktada açıklama yaptı. ”Hasankeyf İçin Geç Değil’ pankartların açıldığı eylemde, kitle Hasankeyf ve Dicle Vadisi için slogan attı.

Marmara’dan Dicle’ye


Hasankeyf’e gidemeyenlerin İstanbul’daki durağı ise Sarıyer Yeniköy’deki Avusturya Başkonsolosluğu’nun önü oldu. Konsolosluk önünde toplanan yurttaşlar basın açıklanmasının ardından sloganlarla denize atladı.
Antalya Sarısu mahalesinde bir grup kadın aktivist saat 10.00’da türkülerle, piknik yaptı. Ardından saat 13.00’da Hasankeyf temasıyla denize girilip pankartlar açtı. Yine Antalya Kumluca ilçesinde de Hasankeyf temasıyla Antalya Ekoloji Meclisi aktivistler Alakır nehrine girerek pankartlar açtı. Nevşehir Balıklıova Mevkii Avanos’da da ekoloji aktivistleri Kızılırmak’a atladı. Çanakkale Gökçeada’da yanyana gelen yaşam aktiviteleri de denize girerek Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ne ses olmak için Büyük Atlayış etkinliği düzenledi.


Dünyanın dört bir yanında

Yine Dünya’da da birçok şehrinde aktivistler ‘Büyük Atlayış’ı, Ilısu Barajı ve HES Projesinin iptal edilmesini dikkat çekmek için yaptı. Eylemin yapıldığı şehirlerden bazıları: Sine(İran), Bağdat(Irak), Saraybosna(Bosna-Hersek), Berlin, Hamburg, Mainz, Wendland, Münih, Nürnberg (Almanya), Londra (İngiltere), Dundee(Iskoçya), Kopenhag(Danimarka), Manlleu(Katalonya), Rio de Janeiro(Brezilya) İstanbul’da Arkeologlar Derneğinden Ediz Boynikoğlu’nun, Hasankeyf’te de HDP Milletvekili Mensur Işık’ın ve Antalya ile Nevşehir’de de okunan ortak metin şöyle:”Her Temmuz’un ikinci pazarı Avrupa ve dünyanın birçok yerinde nehir ve göllerin savunulması için duyarlı insanlar “Büyük Atlayış” adı altında için topluca akarsulara atlarlar. Biz de bugün büyük tehdit altındaki Dicle Nehri için “büyük atlıyoruz”!

”Beş defa Ilısu projesi durduruldu”   

Dicle Nehri ve Vadisi, canlılarıyla ve kültürüyle can çekişiyor. Devlet yetkilileri, Dicle’nin oluşturduğu vadiyi boğmak için 1954’de gündeme ilk gelen proje için 22 yıl önce harekete geçti. Vadiyi boğacak projeyi kabul etmeyen yerel halk da o günden bu güne projeye karşı direnmektedir. Tam beş defa Ilısu projesi durduruldu, ama her defasında yeni para, yasalar ve şirketlerle halkı es geçerek projenin inşaatına devam edildi.

”% 99’unu kurtarabiliriz!” 

Dicle nehri gibi Hasankeyf’de can çekişiyor. Her gün yaşamı, binlerce yıl önce oyulmaya başlayan mağaraları, betonla kaplıyorlar, dinamitliyorlar, tarihi Hasankeyf’i kurdukları ruhsuz ve cansız ‘yeni yerleşkeye’ taşıyorlar. Onlara göre 7 eserin taşınması ve 2-3 eserin taş ve başka malzemelerle kaplanması ile kültürel miras geleceğe taşınıyormuş. Onların zihniyetine göre kültür taştan ibarettir. Oysa kültür; aralıksız olarak binlerce yıldır, insanların Hasankeyf’te emeği ile yarattıkları maddi ve soyut eserlerdir, kuşaktan kuşağa taşınan bilgi, tecrübe ve yaşam tarzıdır. “Eserlerin taşınması” ve “kayaların sağlamlaştırılması” adı altında ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel varlıklar çok fazladır. Belki bu mirasın sadece % 1’i yok edildi, yani % 99’unu kurtarabiliriz!

Ondan dolayı da diyoruz ki: Hasankeyf İçin Geç Değil!

”Büyük bir sosyal facia!” 

Bu projenin uygulanması takdirde yaşam kaynakları ellerinde alınacak olan 80 bin insanı pek kimse dile getirmez. Tarlası, geçim kaynağı elinden alınan bu insanlar ne yapsın ki artık, şehire yerleşmenin dışında? Üretici iken tüketici konuma düşmek sanıldığından çok daha fazla insana zor gelen bir şeydir. İşte bizi bekleyen büyük bir sosyal facia! Bunu da önlemeliyiz!

Ondan dolayı da diyoruz ki: Hasankeyf İçin Geç Değil!

”Bu şirketleri asla unutmayalım!” 

Peki, ne işe yarar bu baraj ve Hidroelektrik projesi? Birkaç şirketin daha fazla para kazanması uğruna ve hükümetin tahakküm politikaları geliştirmesi için coğrafyamızın kalbi söküp atılmak istenmektedir. Şirketlerin çoğu o çokça bahsettiğimiz hükümet ile çok yakın ilişkileri var, bazıları ise daha uzaktan başka devletlerden gelirler: adları Avusturyalı Andritz, Hollandalı Bresser ve Türkiyeli Cengizler, Malamira ve Nurol. Bu şirketleri asla unutmayalım!

Hükümet, kendi sınırlarının dışında da tahakküm kuracaklarını düşünerek bu yıkım projesini ne pahasına olursa olsun ilerletiyor. Bahsettiğimiz yıkım projesinin ismini herkes bilir: Ilısu! Aslında Ilısu şifalı sularıyla bilinen bir köy. Ancak on yıllardır her yıl binlerce insanın geldiği bu mekânın suları artık şifasız oldu. Dibinde kurulan baraj bütün bölgenin yer üstünü ve yer altını alt üst etti. 

Ondan dolayı da diyoruz ki: Hasankeyf İçin Geç Değil!

”Ortadoğu’nun en büyük sulak alanı”

Ilısu projesinin akış aşağı bölge üzerinde bir facia niteliğinde etkileri olacaktır. Bu çerçevede,özellikle Bağdat ve Musul gibi çok sayıda Irak şehrinin içme suyu temininde ciddi sorunlar çıkacak ve büyük oranda sulamaya dayalı Irak tarımı büyük risk altına girecektir. UNESCO Dünya Miras Listesinde bulunan ve Ortadoğu’nun en büyük sulak alanı olan Mezopotamya Sazlıklarına ulaşan su da ciddi azalma bu risklerin en başında gelmektedir.Ondan dolayı da diyoruz ki: Dicle Özgür Aksın!

”Mücadelenin önemli bir ayağı” 

Hükümet tarafından 10 Haziran 2019 tarihinde Ilısu Barajı’nda suyun tutulacağı açıklanmışsa da, suyun tutulmadığı ortaya çıktı. Başlıca nedeni 7 ve 8 Haziran’da 3. Hasankeyf Küresel Eylem günlerinde yükselen toplumsal tepkidir. Bu tepki her geçen gün sanatçı, STK ve aktivistler aracılığıyla yayılmaktadır. Bu tepkilerin Ilısu Baraj Projesi durduruluncaya kadar dinmemesi gerektiğine inanıyoruz. 14 Temmuz Büyük Atlayış etkinliklerinin bu toplumsal tepki ve mücadelenin önemli bir ayağı olacağını düşünüyoruz. 

Buradan herkese çağrımızdır: Hasankeyf İçin Geç Değil!”Mutlaka yapılacak bir şey var” 

Türkiye Hükümeti’ne su tutma planınından vazgeçmesini ve Ilısu Baraj Projesi’ni bir an önce durdurması çağrısını yapıyoruz! Ilısu Baraj projesinin neresinden dönersek dönelim kazançlıyız! Bugün yazın ortasında, Yukarı Mezopotamya’nın üstün evrensel değeri olan Hasankeyf ile birlikte birbirimize güç vererek daha fazla yapmamız gerekenleri hatırlatmak için buradayız. Hasankeyf’te son yazı yaşamamak herkesin mutlaka yapacağı bir şey vardır. Bunun için ülkedeki her insana evrensel kültür değeri taşıyan Hasankeyf için bir şeyler yapma çağrısında bulunuyoruz. Dicle Nehri de yurdumuzun can damarı olduğunu da hatırlatırız! Burda bunu da ilan etmek isteriz: Ilısu Barajı’nda su tutulsa da mücadele devam edecektir. Moralimizi bozmayalım ve mücadeleye devam edelim. İnsanca yükseltilen su düşürülebilir de. Suni gölün yaratacağı göl zararlar yaratsa bile boşaltılması hepimize ve tüm canlılara kardır. Hasankeyf için geç değil. Hasankeyf Kültürümüz, Dicle Doğamız!”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.