SON DAKİKA

Halkım, çünkü sevdik seni – Erhan Sezer yazdı

Bu haber 30 Haziran 2019 - 22:27 'de eklendi.

1942 yılının Temmuz ayında faşizmin namluları, yüreği ezilen halkların onurlu mücadelesinde atan devrimci bir şairin üzerine doğrultulur. Zira hüküm verilmiştir. Karanlığın bu cüretkâr atılımı, dünyanın geri kalan aydınlığını boğmaya yeminlidir. Ölüm, artık bir nefes kadar yakındır. Ve fakat bunun ötesinde bir anlayışın haklı gururu belirir onun ruhunda.

Dudakları bilinen o en güzel, en haklı şarkıyı mırıldanır;

” Kim ki özgürlük mücadelesinde düşerse, o ölmez…”

Nikola Vaptsarov, memleketinin gerçek bir oğlu olarak tam bir bilinçle hareket ederek yürür ölüm mangasının karşısına. Bu anı gelecek kuşaklara ulaştıran şu ölümsüz mısraları bize çok şey anlatır;

Kavga amansız ve katı,
Kavga, dedikleri gibi destansı.
Ben düştüm, ötekiler alır yerimi.
Tek bir isim nedir ki?

Sonra idam taburu- kurtlar,
O kadar yalın ve akla yatkın.
Ama birlikte olacağız fırtınada,
halkım, çünkü sevdik seni…

Halkını özgür günlere kavuşturmak için yer aldığı bu kavganın onuru ile namluların karşısında öyle dirayetli durur ki, hiç kimse onun halkına olan inancını yüreğinden söküp alamaz.

Ve son sözleri onun hayatını özetler bir hale bürünecektir;

Yalnız yalın anlat öykümüzü
geleceğin insanlarına,
yerimizi alacaklara anlat;
nasıl cesurduk kavgada…

Dünyanın neresinde olursa olsun insan, doğruyu ve yanlışı ayırt edecek bir algıya ulaştığında kendisinden beklenen, bir taraf seçip, bunun sorumluluğu ile hayatını sürdürmesidir. Zira bir haksızlık gördüğünde, bir adaletsizliğe tanık olduğunda yahut da gelecek adına kaygı dolu gelişmeler yaşandığında, bu andan itibaren alacağı tavır önemli olduğu kadar hayati bir nitelik de taşımaktadır. Yaşadığı ülkede eğer hükümet azınlık haklarını görmezden geliyor, demokratik yönetimi otoriter bir hüviyete sokup anayasayı devreden çıkartıyor ve tüm özlük hakları bastırıp, kendi anlayışı doğrultusunda bir dikta düzeni kuruyorsa, burada ortalama bir insandan beklenen buna itiraz etmek; inancı, kimliği ve düşüncesi ne olursa olsun her alanda tam bir özgürlük talep etmektir.

Tarihte de olduğu gibi elbette bunu talep etmenin bir bedeli vardır. Bazen bu bedel son derece ağır sonuçlar doğursa bile bu cesur adımı atacak olan kişinin tavrı, geleceğin günlerini şekillendirebilir. Öyle ki Gezi Parkı eylemleri ile başlayıp, tüm ülkeye yayılan Haziran ayaklanmasında daha iyi bir gelecek talep ederek, bu anlamda kendi hayatlarını halklarının kaderi ile birleştiren ve faşizmin kurşunları ile hayatları çalınan o güzel, o cesur çocukların artlarında bıraktıkları kısa, ama dopdolu hayatları, bazen yılgınlığa düşen bizlere ayağa kalmamız için cesaret veriyor, yüreğimizdeki öfkenin ve umudun ateşini harlıyor.

Ahmed Arif’in deyimi ile ” her biri vazgeçilmez cihan parçası ” olan bu çocuklar, üzerine üzerine yürümüştü fırsatçının, fesatçının, hayının… Kitap ile, umut ile, sevda ile, düş ile dayanmış, bu büyük şairi ve halkını rüsva etmemişlerdi. İsteselerdi, zamanın moda anlayışını takip edip, diplomalarını ve statülerini yeşil binliklere dönüştürebilir, hiç çalışmadan belediyelerin kasalarından geçinerek, kof hayatlarını lüks bir şatafata çevirebilirlerdi. Bunu asla yapmadılar, çünkü halka yönelik güçlü bir sevginin ve yurtsever bir anlayışın etkisi altındaydılar. Berkin’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in, Abdullah’ın, Ethem’in, Mehmet’in, Medeni’nin ve Hasan Ferit’in yerlerini başkaları alacak ve gün, özgürlüğe çaldığında o en güzel halleri ile önden yürüyenlere yönelik vefa borcu ödenmiş olacak.

Bir halkın sorumluluğunu yüklenmek zordur, ama onurluca bir iştir de. İki yıldır demir parmaklıkların ardında tutsak olup, okuyan, yazan, çizen, konuşan ve umut eden bir liderin, başına ne gelirse gelsin halkına olan sevgisinde en ufak bir çekilme yaşamamasıdır. Kürt halkını Türk halkından ayrı görmemesi, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin özgür ve barış içinde yaşamasına yönelik bir ümidi hücresinde yaşatmaya devam etmesidir… Selahattin Demirtaş, salt Kürt halkının yaşadığı mağduriyete değil, kendisini Alevi, eşcinsel, işçi, öğrenci yahut farklı etnik kimlikte tanımlayan insanlara yönelik haksızlıklara itiraz ettiği için bu diyetin ağır borcunu hücresinde ödemeye devam ediyor.

24 yıldır oğlunun kemiklerini arayan, bu zaman boyunca uğradığı haksızlığa ve hakarete dayanmaya çalışan Emine Ocak, dünyada oğullarını faşizme kurban etmiş tüm anaların sorumluluğunu paylaşıyor. Yüzünde beliren her kırışıklık, ömrü boyunca yaşadıklarını tezahür eden birer anı sanki. İleri yaşına rağmen bir an olsun düşünden vazgeçmeyip, devletten hesap soran ve kendi özelinde yürekleri yaslı tüm analara cesaret veren bu saygıdeğer anne, tıpkı Neruda’nın tarifi ile yücelerden yüce durarak, bir öğle güneşi gibi aydınlatıyor karanlığın dehlizini…

Evet, kim ki özgürlük mücadelesinde düşerse, o ölmez. Halkların onurlu kavgasında birer yıldız olup, geceyi aydınlatır. Varsın savaş tamtamları çalmaya devam etsin. Varsın diktatörler iktidardan düşme kaygısıyla hayatı altüst etsin. Karanlığı büyütmek için yürütülen hiçbir güç, bir halka duyulan sevgiden üstün değildir. O halk derin uykulara dalıp, kendisi adına gösterilen fedakarlıktan bihaber olsa da… Zira her cesur adım, geleceğin günlerini aydınlatan bir kıvılcımdır. Bu aydınlık zerresi, gün geçtikçe büyür, büyür, büyür ve halk artık bunu görmezden gelemeyecek kadar olup bitenin farkına vararak, umutla ve inançla bu mücadeleye ortak olur. Yeter ki umutsuzluktan umut üretilmeye devam edilsin…

Faiz Ahmed Faiz’in şu mısraları çok anlamlı. Geleceğin güzel günlerine ümitle…

Sözünüz geçse de hücreye, hükmedemezsiniz bahçeye
Kırmızı gül goncaları açtığında, o taze an geldiğinde,
Hiçbir ilmik yakalayamaz şafak rüzgârının ayaklanışını,
Hiçbir ağa tutsak düşmez baharın uyanışı.
Görecekler başkaları, ben görmesem de o ânı
Bülbülün şakıdığı ve çiçeğin açtığını…

Erhan SEZER
Toronto

Erhan Sezer
Erhan Sezererhansezer@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.