SON DAKİKA

Güz- Deniz Faruk Zeren

Bu haber 21 Ağustos 2018 - 1:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Uzaktan kokusu geliyor, gövdeden çekilen damarların, dallardan el çeken suların, kopmaya hazırlanan yaprakların. Güzdür. Rüzgâr kalpten eser, tene değer, vücut bulur. Vücut bulmuş bir rüzgar her şeye yeter. Sade yelkenleri doldurmaya değil boş ve boşta kalmış ne varsa onu doldurmaya yeter. Üzerinden zaman geçmiş arkadaş hayalini de doldurmaya yeter.

Üzerinden zaman geçmiş arkadaşlar, ne kadar ağır bir deyiş olsa da sadece en çok güzün gelir kokuları. Üzerinden zaman geçmişliği dindirebilecek başka da bir şey icat edememiştir doğa ve İcat edemeyecektir.

Ağustos güneşinin altında son damlacıklar kabararak yürüyor meyveye, işte bağ bozum zamanı. İşte Ağustos güneşini görmeden olgunlaşmayacak, tamamlanamayacak karpuzların, üzümlerin, incirlerin zamanı. Dama serilen domatesin, biberin, beze serilen üzüm şirinin zamanı. İçi kalaylı dışı isli büyük kazanların altına atılan geçen yazdan kalma kuru odunların hakkı için, Ağustos güneşinin altında pişmeye bırakılmış isotların, ipe geçirilmiş mor balcanların, tüylü bamyaları hatırına kış geliyor. Eğri, testereli şibten kalınlaşmış, dibi paslanmış, tahta destesi dağlanmış, salkımların vebalini, ahvalini, yeşil suyunu, taze kokusunu taşıyan bağ bıçaklarının hatırına kış geliyor. Kirvelerin, komşuların, arkadaşların yardımıyla alınıp kapıya dökülmüş bir araba odunun hatırına kış geliyor. Odunu, kömürü, okul harçlığı için içeri çeken sıska çocukların kirli saçlarından, yılgın bakışlarından, biçimsiz ellerinden kayarak geliyor kış. Uzun saplı büyük maşrapaların sahipsiz, topraksız, bağsız komşuların bakır taslarına doldurduğu bulamacın hatırına kış geliyor. Şire daşında köpürmüş üzümlerin kokusunun hatırına kış geliyor.

Hiç biri yok oysa. Hiçbirimizde yok. Hiç de olmayacaklar artık.

Erken geliyor. Yine zamansız geliyor. Ne meskende küpler içinde mor pekmezimiz var, ne basa basa doldurulmuş suyu alınmış yağımız, ne katlanmış bastığımız ne de üst üstte yığılmış, ıslatılıp ıslatılıp yenilecek yufka ekmeğimiz var. Balkon önlerinde iki kavanoz domates eziği, kenara konulmuş üç diş sarımsak, üç beş parça kırıntıyla bekliyoruz kışı. Güz erkenci, kış hızlı. Biz yavaş, yalnız ve yorgun. Yeni bir kışa hazırlanacak ne takatimiz ne isteğimiz ne imkânımız var, belli. Yazı kulaç atıp, gevşek ve gevrek bir uyuşuklukla geçirilecek bir dönem olarak görenlerin kırk beş derece sıcak altında ya da üstünde çalışanlardan haberi yok. Evet, ama bu bir sorun değil. Kim üşür, kim ısınır hiç önemli değil. Önemli olan bir şeyleri seviyor ya da sevmiyor olmak. Çoğunca öyle. Fikri edinmeden yaşam pratiğini edinmiş olmanın ya da zorlamış olmanın hiçbir önemi yok, fikir sahibi olmak yaza da kışa da, bahara da yetiyor.

Bu bahar sonbahar değil, ilkbahar da değil. Olmayacak da. Bu gelen bahar, sadece bahar. İliklerine kadar sararıp solarak, dökülüp savrularak yaşanacak, bu sene akasya görüp görmediğin koklayıp koklayamadığını düşünmeyecek hiç kimse. En azından çoğu kimse. Akasyanın varlığından bihaber olanları saymıyorum, siz de saymayın. Mevsimler geçiyor ne kadar çok. Mevsimler yaşanıyor ne kadar az. Mevsimlerde çiçekler, bitkiler, sebzeler, meyveler çoğalıyor, azalıyor, bitiyor, gidiyor, geliyor, her kuru gövde toprağa şitil atıyor, tohum atıyor, suyu bekliyor, ışığı bekliyor, güneşi bekliyor… Sonra yine. Ama insan hep aynı. Olsun. Güz geliyor. Hızla kış geliyor. Çırılçıplak bekliyoruz. Umudumuz yok. Özlemimiz var. Özlemlerimiz var. Bu yakıcı, yıpratıcı. Olsun. Her sararmış solmuş, oraya buraya savrulmuş yaprağın altına girip sessizce özlemeye devam edeceğiz.

Not: Geçen haftaki Gülme Çekiyorum, başlıklı yazıma cevaben yazan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Deniz Faruk Zeren
Deniz Faruk Zerendenizfaruk@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.