SON DAKİKA

Gökhan Özbek: Umut her zaman zaferden daha değerlidir

Bu haber 24 Aralık 2018 - 0:17 'de eklendi ve kez görüntülendi.

FERSUDE – Gazete Fersude Psikoloji Söyleşileri serisi gazeteci Gökhan Özbek ile devam ediyor.

“Neresinden bakarsanız bakın köhnemiş bir yapılanma ve bu sistemi revize etmenin imkanı yok. Sil baştan yeniden yapılandırmak gerekiyor. ” diyen gazeteci Gökhan Özbek, Gazete Fersude’den Yasemin Akkaya’nın sorularını yanıtladı.

Fersude Psikoloji Söyleşileri’nin 10 Soru 10 Cevap serisinde Yasemin Akkaya’nın bu haftaki konuğu, gazeteci Gökhan Özbek

1.Hayatınızda asla unutamadığınız ve sizin için en etkileyici olay neydi tam olarak?
Tam olarak şu olay demeyeceğim. Her olayın zaman içerisinde ben de etkisi değişiyor. Ama yine de gözlerimi kapayıp düşündüğümde; 10 yaşında Adana’da yağmur altında okuldan çıktığımda 3 köpek saldırmıştı. Yerlere yattığımda tek başıma olduğumu farkettim. O gün ya cesareti kullanacaktım ya içime kapancaktım. Ama ben ayağa kalkıp 3 köpekle mücadele etmeye başladım. O gün Gökhan olduğumu farkettim. O günden sonra da korkutucu gelen her olayda başarmak zorunda olduğumu anladım.

2.Bu unutamadığınız olayla nasıl başa çıktınız nasıl savaştınız?
İlk başta korku sadece vücudu değil bedeni de ele geçiriyor. Üstelik tek başınasın. Kimseler yok. Çocuksun daha ergenliğe bile adım atmamışsın. O kısacık anda nasıl kurtulacağını düşünüyorsun. Üstelik acı da çekiyorsun. Seni ısırıyorlar. İlk başta yüz üstü yatarak başını korumaya çalışıyorsun. Tamamen içgüdüsel bir refleks. Ama kurtuluşun bu olmadığını farkediyorsun. Kulaklarını sağır eden havlama ve hırlama sesleri. O an insanın en büyük özelliği beliriyor. Direniş. Ne olursa olsun direnme ve bunun için ayağa kalkma. Kalktım da ve o günden sonra da en büyük dostum hep köpekler oldu.

3.Hayat felsefeniz ve size moral veren şeyler nelerdir tam olarak?
Aslında bu tür kalıp sorular kalıp cevaplar gerektirir. Nedense bu tür soruların beni sınırladığını düşünürüm. Yine de bazı şeyler daima moral vermiştir. Yağmur altında yürümek, zamanı unuturcasına kitap okumak. İstinye’de Boğaz’a bakarak çay içmek.

4.Elinizde olsa ilk olarak adalet sisteminde neleri değiştirmek isterdiniz?
Elimde imkanım olsa bu adalet sistemini değiştirmem, revize etmem!
Neresinden bakarsanız bakın köhnemiş bir yapılanma ve bu sistemi revize etmenin imkanı yok. Sil baştan yeniden yapılandırmak gerekiyor. Radikal hukuk kurallarını devreye sokardım. En bariz suçta dahi devlet mekanizmasının zanlıya suçunu ispat edene kadar masum olduğunu sinir uçlarıyla oynayacak şekilde uygulardım. Toplumsal reaksiyon mu var, o zaman devlet ve adalet mekanizmasını elini çabuk tutacak, zanlıya suçlu olduğunu ispatlayacak. En okunmayacak gazetecinin bile özgürlüğünü garanti altına alan bir hukuk sistemi ya da düşünce suçları gibi kavramın bir daha hukuk sistemine girmeyeceği bir ülkeden bahsediyorum. Devlet o kadar basit bir mekanizma mı ki bir düşünceyle yıkılsın!

5.Kadına Şiddet ülkenin en önemli sorunu ama azalmak yerine hep bir artım var; bununla nasıl başa çıkabiliriz neler yapmalıyız?
Klişe cevaplar vardır, eğitim, farkındalık… Bunlar elbette önemli ama kadına şiddette eğitimin, statün de sonucu değiştirmediğini görüyoruz. Toplum-devlet ilişkisi insanı şekil verdiği müddetçe bu sorun kronikleşmeye devam edecek. Bu yüzden radikal hukuk ile caydırıcılığı tartışılmayacak ağır cezaların süreci en azından durdurması gerekir. Bunun dışında toplumsal ve kamusal tecrit gibi yöntemlerin uygulanması gerekir. Bir kişi eğer kadına şiddet uygulamışsa hiçbir kamusal işte istihdam edilmemesi gibi, kişinin SGK kayıtlarına kadar bu şiddet unsurunun işlenmesi ve özel sektörde kısıtlamalara gidilmesi gerekiyor. Tabi bu konuda uygulanacak radikal çözümlerle bu şiddetin toplumda sıradanlaşmanın önüne geçilmesi gibi metodlarda devrede olması şart.
Toplumunda bu şiddete karşı farkındalık yaratacak tecrit ve afişe edilecek yöntemlerle kısa vadede çözüme yaklaşılabilir.

6.Psikolojik destek olmanız gerekirse buradan bu sohbetimizi okuyan insanlara neler demek isterdiniz?
Umut her zaman zaferden daha değerlidir. Ne olursa olsun, umudu yitirmediğiniz sürece, doğru ve adil olan her şey gerçekleşir. Bu doğanın, diyalektiğin ve tarihin sarsılmaz kuralıdır. Umuda direnç gösterilmez ama umutsuzluğa asla geçit vermeyin! Unutmayın umudun ötesi, gerçeğin kıyısıdır! Ne olursa olsun bu sihirli sözcük sizin rehberiniz olsun. O sözcüğe sahip olduğunuz sürece hiçbir güç sizi asla yıkamaz, engelleyemez!

7.Hayatınızda dönüm noktası olarak belirlediğiniz bir dönem var mı? varsa nedir?
Bir değil onlarca dönüm noktası vardır. İnsanız gelişiyor ve değişiyoruz. Her değişimde bize heyecan katan olaylar yaşanıyor. Genellikle dönüm noktaları gelecekte belli oluyor. Yaşadığımız hayatın sıradanlığı içinde farkı zamanla şekilleniyor. Mesela ben her yıl için bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. 2018 yılı için açıkça ifade edebilirim ki 5 Ocak 2018’de başladığım 23 DERECE programı.

8.Mutlu olmak için en çok neye ihtiyacımız var?
Sorular genel itibariyle kategorize etme güdüsü uyandırdı bende. Mutluluk bazen bir gülümsemedir, bazen kitap okumak, bazen uyumak. Yani sizde oluşturduğu haz duygusu aynı olayda her seferinde farklılık gösterir. Ben mutluluğa diyalektik bakıyorum. Şu an beni mutlu eden 8. Soruda olmam mesela, beni mutsuz edense daha spesifik soruların olmasıydı. Tabi mutluluk duygusu organik bir duygu gibidir. Bu röportaj yayınlandığında, bu cevabı okuduğumda tebessüm edeceksem eğer mutlu olmuşum demektir.

9.Psiklojik olarak cahil insanlarla nasıl iletişime geçiyorsunuz onlarla nasıl bir savaşın içindesiniz?
Ben artık cahil ve beni anlamayan birisiyle diyalog kurmayı bırakalı 2 yıl geçti. Tarihin ve toplumun elemasyonunda onlar zaten yok olacaklar. Evrende bir nokta gibiydiler, tarihte bir rakamdan ibaret olacaklar. Bu yüzden cahille diyalog yerine, cehaletle savaşın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Tarih cahilleri yenmekle değil, cehaleti yenmekle değişti.

10.aslında kimsiniz ?
bu soruya başkaları nasıl cevap verir bilemem ama ben değişen, gelişen bireyim. Bugün buyum dediğim şeyin aslında yarın değişeceğini de biliyorum. Ne olursa olsun evrensel değerler olduğunu 35 yaşımda daha da iyi anladım. İnsan olabilmek, adil olabilmek… Diğerleri bunun etrafında zaten şekilleniyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.