SON DAKİKA

Gökhan abigilin suçu ne?

Bu haber 07 Temmuz 2019 - 0:10 'de eklendi.

Türk televizyonlarında yayımlanan şiddet dizilerinin çoğunda asıl düşman Kürt’tür. Bu dizilerin bazısında “Beyaz Lisan” konuşan sarışın Balkanlılar her bölümde “şiveli” ve esmer Kürtleri keserler. Pars gibi dizilerde Kafkaslılar Kürt keserken, Deli Yürek’te Orta Anadolular, Kurtlar Vadisi’nde ise “Kürt kökenli ve Türkiye Cumhuriyeti âşığı” Elazığlı ülkücüler Kürt keser.

Tek Türkiye, Sungurlar, Söz, Börü gibi şeylerdeki Kürt kesme sahneleri için “yaratıcı” demek mümkündür. Faşizmin Kürtlerle ilgili olarak bilinç dibine sızdırdığı fanteziler, matkapla kafa delmekten hızarla parmak biçmeye, alından vurmaktan popodan şişlemeye kadar çeşitli şekillerde belirir. Kürt’ün bedeni aurasız addedilir ve sürekli biçimde çiğnenir. Bu dizileri çeken ırkçı zihniyetin İslâmcı bir tarafı olduğu için tasavvufî vurgularla da karşılaşılır; her vahşet sahnesinden sonra yorgun bir neyin boğumları titrer mesela.

Sıfır Bir farklı ama, çok farklı. Sıfır Bir, varıp yerleşen herkesin dili ve kültüründen sözcükler ve jestler derlemiş bir Adanaca konuşan Arap, Kürt, Muhacir ve Türk uşaklarının ırkçı bir saikle değil, çeşitli çelişkiler nedeniyle birbirlerini kestikleri bir dizi.


Sıfır Bir, merkezin simetrik ırkçılığına karşı verili olanın estetiği ile başladı. Şiddetin içine sevimli “sifon karakter”ler yerleştirmedi. Steril değildi, gerçek her ne ise o idi, hatta gerçeğin yerini almak istedi. Yukarıda bahsedilen dizilerin aksine insanların kimlikleri vurgulanmıyordu; kim ne ise o idi. Ama dizi seyirci ve piyasa ile buluştukça, şiddeti artırıp söylemi yumuşatmaya, hayatı dünyevîleştirip hitabı muhafazakârlaştırmaya başladı. Devrimci partilerin mahalle duvarlarındaki sloganları yavaş yavaş ortadan kalktı, devletin düzeni tesis etmesine katkı sunma duygusu belirdi.

Dizi, kendi klasmanının dışına taştı hep, ama hikâyesini anlattığı insanların dramının asıl nedeninin devlet, düzen, kapitalizm, faşizm, fundamentalizm olduğunu vurgulamadı. Hapishane idaresiyle işbirliği yapan Savaş ve Cihat, daha önceki idarenin izniyle içeride uyuşturucu satan iki çeteyi birbirine kırdırmakla kalmayıp devlet hukuku içinde gecikecek “adalet”i kendi bıçaklarıyla sağladılar; havalandırmada birbirini kesen çetelerin arasına dalıp hepsini yok ettiler. Bir anlamda “devlet uğruna kurşunu atan da kurşunu yiyen de” oldular.

Düzenle bu işbirliği, dışarıdaki “asıl düşman” olan Gökhan’a ulaşma karşılığında yapılmıştı. Evet, Gökhan’a ulaşıldı, bir intikam alındı, ama bu intikam mahalleye giren kötülerden, mahalleyi kuşatan şehirden, düzenden değil, mahalle içindeki ayrışmada savrulan taraftan alındı. Böylece ne dünyayı, ne dışarıyı, ne de içeriyi değiştirebilmiş bir çete kaldı geriye. Çoğu ölmüş, kalanları can çekişen üyeleriyle bir çete.

Hikâye sinema filmi olarak süreceği ya da biteceği için yaralıların çoğu yaşayacak ve sinema filmindeki hikâye de belli ki Savaş üzerinden gidecek. Ama Savaş karakteri büyük hatalar yaparak grup üyelerinin ve çok sayıda mahallelinin ölümüne neden oldu. Mahallenin kaderini değiştirmeye giriştiğinde birlikte yola çıktığı hiçbir yandaşının hayatını koruyamadı. Gerçi 3. sezondaki bölümlerden birinde bir polis müdürü, Pirus zaferinden söz etmişti. Bu ipucunu esas alırsak, hikâye ile söz konusu zafer arasında bir çelişki değil, bir paralellik olduğu görülür.

Savaş sadece hapishane idaresiyle uzlaşıp diğer iki grubu birbirine kırdırdıktan sonra yok ederken yoğun bir zekâ kullandı. Kendi hatası ile hainleştirdiği ve bütün ortak düşmanlardan daha çok grup üyesi öldüren Gökhan ve grubuna bütün uyarılara karşın fazla inisiyatif tanıdı. Sinema filmi eğer Savaş üzerinden gidecekse, karakterin yeniden inşa edilmesi gerekir. Daha önce yazdığım gibi çok haşivli bir anlatıdan söz ediyoruz ve sinema filminde olabilecek haşivler, yerleşmiş sahiciliği yok edebilir.

Savaş ve grubu, ne mahalleye dönebildiler ne de mahalleyi şehrin üstüne/yanına/içine/önüne alabildiler. Şöyle okunabilir mi peki: Mahalle bu adamların plasentasıydı, Gökhan ise “baba”sı. Hiçbir düşmana ona duydukları kadar öfke duymamalarının nedeni bu olabilir mi? Mahalleden atılmada Gökhan’ın da belirleyici rolü vardı. Ama Gökhan, mahalleden çıkışı, dolayısıyla büyüme ve olgunlaşmayı öneriyordu. Mahalleye uyuşturucu sokan, yoksullara çöken, arsa kapatanlardan daha kötü değildi.

Peki Hülya’nın düğün gecesi vurulmasında parmağı olan Burak ve Cengo piçlerini bile affeden grup, neden Gökhan’ı kabul edilebilir hataların eşiğinde durdurmayıp iyice düşmanlaşmasına yol açtı? Göğsünü Cio’ya siper eden Gökhan nasıl düşman oldu? Grup içinde bir hiyerarşi varken iktidarın bir kısmı Gökhan’a verilemez miydi? Hatta düşmanlığı Gökhan’da yoğunlaştırmanın sağcı devlet dizilerindeki “iç düşman” konseptine uyduğu ileri sürülemez mi? 

Gruba hesap kitap bilen hikâyesiz biri olarak dâhil olan Gökhan, yaşının verdiği bir deneyim içinden konuşuyordu. Gözüpek bıçkınlardan oluşan gençlerin arasına bir abi figürü olarak karışınca grubun sınırlarını mahallenin dışına taşımaya çalıştı. Zenginden alıp fakire verme şeklindeki yağma ekonomisini bir üretim ekonomisine çevirmeye girişti. Kumarhane bunun için iyi bir fikirdi. Aynı şekilde şehre dağılan ya da şehirden geçen “kaçak” ticaretten pay alacak, mahalleyi bir tür gümrük vergisiyle kalkındıracaktı. Elbette bu klasik bir kalkınmacı ekonomi değil, üretim ilişkilerinin dışına atılmış kişiler gibi sınıfsız bireylerle de dayanışma içindeki bir modeldi. Yasal kumarın karşısında yasadışı kumar, el konan sermaye ve devletin yerine geçerek vergilendirme ile mahallenin kaderi değiştirilecek ve bu durum, Hürriyet mahallesi gençlerinin şehri ele geçirmesi, en azından şehirde sözü geçen kişiler olmaları anlamına gelecekti. Ancak Savaş ve grubu çocuk kalmakta direnen bir refleks geliştirdi ve Gökhan’ın çizdiği çıkış yolu ihanete çıktı.

Sinema filminde Gökhan’ın mahalleden çıkış fikri, yeniden denenmeli diye düşünüyorum. Sonuçta Savaş, diğer şiddet dizilerinin kahramanları gibi aile ocağı ya da arıtıcı-mutasavvıf birilerine gidemeyeceğine göre mahalleye dönmek ve mahalle içinden bir çare bulmak durumunda. Elbette Siirt’e dönüp asıl plasentasının halini görmesi ve göstermesi de akla gelebilir. Ama gerçeğin yerine geçme iddiasındaki dizi sektörle uzlaştıktan sonra gerçeği söyleyebilir mi, emin değilim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ali7 Temmuz 2019 / 11:51Cevapla

Üstad. Dizi film sektörünün endüstriyel hale gelmesinin yanında kızıl bayrak kaldıran sfr1 ekibi öncelikle gururla selamlıyorum.
Sizin analizinide Beran Hocamın iyi okuması gerektiğini düşünüyorum .
Saygılarımla