SON DAKİKA

Füruğ Ferruhzad: Kuş ölür, sen uçuşu hatırla…

Bu haber 25 Kasım 2018 - 20:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla”…

“Keşke bir güvercin olsaydım, bu dünya sevmek için çok küçük.”

 

Füruğ Ferruhzad’a ait bu sözler… 5 Ocak 1935’te Tahran’da dünyaya gelen bir şair o.

İkisi kız olmak üzere altı kardeşi vardı onun.

Babası Albay Muhammed Ferruhzad, Rıza Şah’ın ordusunda bir askerdi.

Evlerinde yumuşak battaniye olmasına rağmen babası onları askeri battaniyelerde uyutarak zor koşullara alıştırmak istedi.

Annesi Turan Veziri Tebar ise gelenek ve töreye bağlı saf bir kadındı. Füruğ annesini “kötülükleri bilecek yetisi olmayan” bir kadın olarak betimliyor.

Füruğ Ferruhzad, fazla duyarlı ve hassas bir kadındı. Küçük yaşında dahi etrafında olup bitenlere karşı müfrit bir dikkati vardı.

Evlerinde babasının çok geniş bir kütüphanesi vardı. Tüm çocukluğunu büyük babasının anlattığı masallar ve eline geçirdiği kitaplar ile geçirdi.

Ortaokulda yedinci sınıftayken Perviz Şapur’a aşık oldu. Kendisinden 15 yaş büyük olan Şapur ile evlenmek istemesine ailesi itiraz etmişse de, Füruğ açlık grevi yaparak evlilik kararında diretti. Nikahında “tören, takı, gelinlik” istemediğini belirterek son derece sade bir şekilde dünya evine girdi.

Şapur ile olan evlilikten Füruğ’un Kamyar adında bir oğlu oldu.

Bir süre sonra Füruğ, Perviz Şapur ile anlaşmamaya başladı. 1954 yılında boşandı.

Kanunlar oğlunu Füruğ’dan aldığı gibi onu görmesini bile yasakladı.

Füruğ bütün bir hayatını, “canımın canı” dediği oğlundan uzak geçirdi. Bütün hayatı boyunca oğlu Kamyar’a hasret yaşadı ve ona hasret öldü.

 

Biricik oğlu için şu şiiri yazdı Füruğ:

 

“En küçük marşın

öpücük olduğu gün

ve insanın

insana kardeş

evlerin kapısını artık kapatmadıkları gün

kilit

söylencedir

ve yürek

yaşamaya değer.

 

Tüm sözlerin anlamının sevgi olduğu

gün

son sözcük için söz peşinde olmayasın

diye

tüm sözcüklerin melodisi

yaşam olduğu gün

son şiir için uyak peşinde acı

çekmeyesin diye

tüm dudakların şarkı olduğu gün

en küçük marş öpücük olsun diye

senin geldiğin ve her zamanlığına

geldiğin

ve sevecenlik ve güzellik beraber

olduğu gün

güvercinlerimize yeniden tane

serpeceğiz

ve ben o günü bekliyorum

benim belki bile

olmadığım günü.”

 

Füruğ 1958’de film çekmek istedi ve İbrahim Golestan adında biriyle, ona ait yapım şirketinde tanıştı.

Bu süreçte ilk filmi “Bir Ateş”i çekti. Bu film 1961 yılında On İkinci Venedik Kısa ve Belgesel Filmler Festivali’nde birincilik ödülü aldı.

Füruğ başka filmler de çekti: “Su ve Sıcaklık”,  “Ev Karadut”, “Bir Gazetenin Hazırlanışı”…

“Ev Karadır” filminin çekimi için Meşhed Cüzzamhanesine gittiğinde orada cüzzamlı anne ve babasının yanında yaşayan küçük Hüseyin’i gördü. Anne ve babasının rızası ile onu evlat edindi.

O aslında Hüseyin’i Kamyar’a benzediği için yanına almış ve onda oğluna duyduğu hasreti gidermeye çalışmıştı.

Peki Hüseyin ve Kamyar şu anda ne durumda?

Hüseyin Almanya’da yaşamaktadır. Annesinin şiirlerini Almanca’ya çevirmiş ve Füruğ’un şiirinin batı diliyle tanışmasına büyük katkı sağlamıştır. Kamyar ise İran’da parklarda gitar çalarak şapkasına birkaç bin tümen para atılmasını beklemektedir.

13 Şubat 1967 yılında, henüz 32 yaşındayken hayata gözlerini yumar Füruğ. Ölümü şöyle anlatılır onun:

“Stüdyoya gidiyordu. Füruğ çocukları ve kuşları sever, ‘onlar tertemizler’ derdi. Sonunda da canını sevdiği çocukların yolunda verdi. O çocukların kadim dostuydu, okul aracının önüne kıvrıldığını görünce kaza yapmamak için sağa sürdü ve ana caddeden saptı. Dudaklarında sadece küçük bir tebessüm vardı, bu onun için yeterliydi. O, camlarının ardından neredeyse kendilerine çarpacak olan onun arabasına korkuyla bakan çocukları görüyordu. Araba caddeden savruldu ancak yine de çocukların aracına çarpmaktan kurtulamadı, kaportasına çarptı, çok da şiddetli bir kaza değildi. Buna rağmen şiddetli bir şekilde frene bastığı için Füruğ’un başı cipin ön camına çarptı ve burnunu ortadan parçaladı, öyle şiddetli bir darbeydi ki otomobilin kapısı hemen açıldı ve Füruğ ile arabanın arkasında oturmakta olan Gülistan Stüdyosu’nun çalışanı dışarı fırladı. O anda Füruğ’un başı arabanın kapısına vurdu ve sol kulağı ayrılacakmış gibi feci şekilde zarar gördü. Sonra başı kaldırıma çarptı ve kafası yarıldı. Onu hastaneye götürdüler ama ne yazık ki artık iş işten geçmişti.”

 

Kaynak: Milliyet Sanat-Servan Altıkanat

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.