SON DAKİKA

Faşizme Karşı Cumartesi Direnişi – Aziz Tunç

Bu haber 10 Eylül 2018 - 1:04 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Cumartesi Analarının/insanlarının meşru ve haklı eyleminin 700. Hafta oturumuna devlet saldırdı. Bu saldırı da, ortaya konan direnişte, bize çok şey anlatmaktadır.
Öncelikle faşizmin saldırıların ölçüsüzlüğü görüldü bu saldırılarda. Ama daha çok ortaya konan direniş, tarihe not düştüğü gibi bu karanlık günlerden nasıl çıkılacağına dair ortaya koyduğu yol göstericiliğiyle de çok önemli bir ders olmuştur.

Cumartesi anneleri/insanlarının eylemi, devlet tarafından kaybedilen insanların akıbetini sormak amacıyla sürdürülen bir eylemselliktir.
Bilindiği gibi hemen hemen bütün devletler, özellikle de Türk devleti, faşist, gerici, zorba yapısına karşı mücadele eden politik insanları, kendi yasalarıyla belirledikleri yöntem ve araçlarla değil, tamamen illegal yöntem ve araçları kullanıp kaçırarak yok etmektedir.

Aslında “Türk devleti kuruluşundan bu yana, bütün tarihi boyunca, bu türden yok etme yöntemini kullanmıştır” demek yanlış olmayacaktır.
1920’lerde Mustafa Suphi’lerin katledilmesiyle başlayan “politik insanları kaybetme” vakalarının sayısı, ne yazık ki tespit edilebilmiş değildir.

1995 yılında kaçırılan Hasan Ocak’ın kaybedilmesinden sonra başta ailesi ve yoldaşları olmak üzere genel demokratik kamuoyu harekete geçti. Devletin kaçırarak kaybetme siyasetine ve pratiğine karşı her cumartesi günü, saat 12.00 de Taksim/Galatasaray Meydanı’da bu oturma eylemi başlatıldı. Cumartesi Annelerinin bu haklı, meşru ve insanların bilincini ve yüreğini dehşetli etkileyen eylemi, hızla gelişerek, toplumun çok geniş ve değişik kesimlerinden büyük bir destek ve kabul gördü.

Bu eylemin iki temel amacı belirginleşmişti: Devletin insanları kaybettiğinin açığa çıkartılması bir de devletin kaybettiği bu insanların mezarlarının bulunması ve sorumlularının yargılanmasıydı.

Bu amaçlardan ilki olan “devletin politik muhaliflerini kaybetme” suçu, bu eylemler vasıtasıyla, açığa çıkmış, tescil edilmiş ve devlet teşhir edilmiştir. Cumartesi Anneleri/insanlarının eylemleri başlayana kadar, politik devrimci muhaliflerin Türk devleti tarafından kaybedilmesi olgusu, uzunca bir süre yeterince teşhir edilmemiş/edilememişti. Kamuoyu bu gerçeği bilmiyordu.

Ancak Cumartesi Annelerimin eylemlerinden sonra artık bütün dünya Türk devletinin politik muhaliflerini “1000 operasyonla” “beyaz Toroslarla” kaçırarak kaybettiğini öğrendi. Ve kararlılıkla devam eden eylemlerin sonucunda, Türk devleti bu suçundan dolayı, Türkiye, Kürdistan ve dünya halklarının vicdanlarında mahkûm edildi

Cumartesi Annelerinin/insanlarının bu eylemlerinin sonucunda devlet, eskisi kadar kolay bir biçimde, “Beyaz Toroslarla” insanları kaçırarak kaybedemiyor. Bugün elde edilmiş olan bu sonucun onuru fedakârca ve kararlılıkla sürdürdükleri bu eylemleriyle Cumartesi Annelerine aittir.

Cumartesi Annelerinin/insanlarının ikinci talebi, kaybedilenlerin “mezarlarının, kemiklerinin” bulunmasıydı. Bu talep henüz gerçekleşmediği içindir ki bugün bu eylemler devam etmektedir.
Cumartesi anneleri 700. Haftadır Galatasaray’da kaybedilen çocuklarının mezarlarını/kemiklerinin bulunması ve sorumlularının yargılanması amacıyla oturarak bu taleplerini dile getirmektedirler.

Türk devleti, bütün demokratik eylemlerde olduğu gibi bu eylemden de çok rahatsız olmuş, çok korkmuştur. Bu nedenle hem o yıllarda hem daha sonraları bu eylemi kırmayı başından beri en büyük sorunu olarak hep gündeminde tutmuş, bu eyleme çok sık olarak saldırmıştır.

-700. Hafta oturumuna yapılan saldırı, bu saldırıların en yenisidir.
Ancak Türk devletinin Cumartesi Anneleri/insanlarının 700. Hafta eylemine yaptığı bu saldırı ve bu saldırıya karşı annelerin ortaya koyduğu görkemli direniş, iz bırakmış, tarihe kaydedilmiştir.
Cumartesi Annelerinin/insanlarının 700. Oturumunda faşizme karşı sürdürülen direnişin küçük görünen ama çok büyük bir meydan muharebesi yaşanmıştır. Bu direniş, faşizme karşı mücadelenin önemli bir merhalesi olarak, toplumsal bir etki yapacaktır.

Bazı an’lar ve bazı eylemler, belirleyici sonuçların doğmasını sağlayan etkiler yaparlar. Cumartesi Annelerinin/insanlarının 700. Hafta direnişi, tam olarak böylesine bir direnişti ve herkesin o direnişi selamlaması, büyütmesi günün en onurlu en acil ve en devrimci görevidir.

Direnişin görüntüleri incelendiğinde ne denmek istendiği çok net görülecektir. Polisin bütün engelleme çabasına rağmen, annelerin direnerek kendi kazanımları olan mevziiyi korumaya çalışması, polisin vekillerin boğazını sıkarken, ortaya konan boyun eğmez kararlılık, Hrant Dink’in oğluna sahip çıkmakta gösterilen netlik ve ısrar, her saldırıya karşı çevredeki kitlenin ortaya koyduğu tepki ve ANA’lara sahip çıkma hali ve daha bir çok öğe bu eylemi her hangi bir eylem olmaktan öte faşizme karşı önemli bir çarpışma olarak şekillendirmiştir.

Bu eyleme yapılan saldırıdan sonra Erdoğan’ın devleti hiç rahat edemeyecektir. Bu gerçeği gören Türk devleti, Cumartesi Analarının kayıplarını arayan bu meşru ve haklı eylemini yasaklamaya çalışmaktadır. Devletin yetkilileri 701. Hafta oturumunu engelleyeceklerini açıklamışlardır. Faşizmin bu saldırısına hiçbir ANA ve hiçbir demokrat insan boyun eğmeyecektir. Faşizmin saldırılarına karşı hep birlikte direnecek olanlar kazanacaktır.

Aziz Tunç
Aziz Tunçaziztunc@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.