SON DAKİKA

Europa Nostra Kurulu’nun Hasankeyf ve Dicle Vadisi için yaptığı açıklamanın tam metni

Bu haber 04 Temmuz 2019 - 16:45 'de eklendi.

FERSUDE – Europa Nostra Kurulu ve Konseyi Hasankeyf ve Dicle Vadisi için yazılı bir açıklama yayınladı.

Türkiye’de kültürel miras alanındaki faaliyetlerin etkinleştirilip geliştirilmesini sağlamayı amaçlayan Europa Nostra Kurulu geçtiğimiz günlerde Hasankeyf ve Dİcle Vadisi ile ilgili bir açıklama yayınladı.

“Günümüzün Hasankeyf’i, Salihiyye Bahçeleri ve Dicle kıyısında bulunan Rasçem Bağları ile Anadolu Selçuklu dönemi kent planlamasında bahçe alanları ve sulanan hinterlandların sahip  olduğu bütünsel role örnek teşkil etmektedir.[1] Türkiye ve İran’ın her yerinde büyük ölçüde ortadan kalkmış bu Orta Çağ bahçeleri,  Hasankeyf’te konaklar, çeşmeler ve su dağıtım şebekesi kalıntıları ile ziyaretçilere Orta Çağ’ın teknoloji ve sanat ortamına dair olağanüstü bilgiler sunmaktadır. Üstelik, 12’inci yüzyılın mucitlerinden ve robot biliminin öncülerinden El-Cezeri de Hasankeyf’te yaşamıştır ve bu ortama katkıda buluştur.[2] ,[3] Salihiyye ve Kasımiyye mahalleleri benzersiz yerlerdir ve bunların su altında kalmamaları için baraj gölünün yüksekliğinin alçak tutulması gerekmektedir.” denilen açıklamanın tam metni şu şekilde;

Hasankeyf’i kurtarmak için çok geç değil!

Europa Nostra Kurulu ve Konseyi, 18 – 19 Haziran 2019 tarihlerinde Atina’da yaptıkları toplantılarda Hasankeyf’ten olumlu haber alınamaması ve yaşanan gelişmelerden dolayı üzüntülerini dile getirdi. Bu bildiri, söz konusu tartışmaların ve ciddi kaygıların sonucunda çıkmış bir kamusal çağrıdır. Europa Nostra, Türkiye’deki yetkili makamlarının Hasankeyf’i ve çevresini sular altında bırakmaktan vazgeçmesi gerektiğini kuvvetle vurgulamakta ve bu bildiride bunun pek çok nedenini anlatmaktadır.

Europa Nostra, Kale tepesi dahil olmak üzere münferit anıtlarda kayda değer bozulmalar meydana gelmiş olsa da, Hasankeyf ile çevresinin hala Avrupa’nın en önemli arkeolojik ve mimari sitlerinden birini teşkil ederek,zengin bir biyolojik çeşitliliğe ve 12,000 yıllık bir insanlık tarihine sahip olduğunu hatırlatır.  Günümüzde sadece kısmen günışığına çıkarılmış olan Hasankeyf’teki neolitik höyük, tüm dünyada keşfedilmiş olan en erken, organize insan yerleşimlerinin birini içinde saklamaktadır. Bütün bu nedenlerle, Europa Nostra, bu hazinenin korunmasını sağlamanın sadece Türkiye’ye değil tüm uluslararası topluluğa düşen bir görev olduğuna dair inancını tekrarlar.

2016 yılında, Europa Nostra Hasankeyf Antik Kenti’ni Avrupa’nın Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras Alanı arasında saymıştır. Hasankeyf, Avrupa Konseyi üyesi olan bir ülkedeki İslam kültür mirasının en değerli tanıklarından biridir.  Europa Nostra bu çerçevede Hasankeyf’in sadece ulusal kanunlar çerçevesinde değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ile Avrupalı ülkelerin arasındaki sözleşme ve tavsiyeleri kapsamında da koruma altına alınması gerektiğine kuvvetle inanmaktadır.

Günümüzün Hasankeyf’i, Salihiyye Bahçeleri ve Dicle kıyısında bulunan Rasçem Bağları ile Anadolu Selçuklu dönemi kent planlamasında bahçe alanları ve sulanan hinterlandların sahip  olduğu bütünsel role örnek teşkil etmektedir.[1]Türkiye ve İran’ın her yerinde büyük ölçüde ortadan kalkmış bu Orta Çağ bahçeleri,  Hasankeyf’te konaklar, çeşmeler ve su dağıtım şebekesi kalıntıları ile ziyaretçilere Orta Çağ’ın teknoloji ve sanat ortamına dair olağanüstü bilgiler sunmaktadır. Üstelik, 12’inci yüzyılın mucitlerinden ve robot biliminin öncülerinden El-Cezeri de Hasankeyf’te yaşamıştır ve bu ortama katkıda buluştur.[2],[3]Salihiyye ve Kasımiyye mahalleleri benzersiz yerlerdir ve bunların su altında kalmamaları için baraj gölünün yüksekliğinin alçak tutulması gerekmektedir.

Türkiye’deki yetkili makamlar iki yıl boyunca Hasankeyf’in en paha biçilmez, sembolik değeri ve görsel etkisi en yüksek mimari eserleri başka yerlere taşınmış, devasa istinat duvarları yapılmış ve daha yeni keşfedilmiş olan mağara evleri doldurulmuştur. Europa Nostra bu işlemlerden büyük üzüntü duymaktadır.

Bu işlemler, antik kentin Ilısu baraj gölünün sularının altında kalmasından önce kültür mirasının kurtarılması için devlet tarafından uygulamaya konan hayli tartışmalı bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmiş olup, tarihi dokuyu ciddi şekilde bozdukları gibi Hasankeyf’in münferit anıtlarına da onarılmaz şekilde hasar vermişlerdir.

Zeynel Bey Türbesi, eskiden Hasankeyf’in en görkemli anıtlarından biri olarak bilinirken, şimdi yeni inşa edilmiş yerleşim alanındaki modern beton yapılar arasında kaybolmuş durumdadır. Hasankeyf halkının en önem verdiği dini mekan olan ve eskiden tarihi kentin girişine hakim bir tepenin üzerinde konumlanan İmam Abdullah Türbesi, şimdi yeni pazar alanının altındaki bir yokuşta ve bütün anlamını yitirmiş bir halde durmaktadır. Son yıllarda, “Kızlar Camii” veya “Eyyubi Camii” diye bilinen anıt kabir külliyesi, Hasankeyf’in başlıca camii olarak hizmet vermiştir. Anıt kabir külliyesinin çağımızda kazanmış olduğu bu yeni işlev, binanın geçmişinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ne yazık ki, bu ibadet yeri yıkılmış, ardından tarihi yapı sökülüp parçalar halinde yeni yerine taşınmıştır ve şimdiki yerinde yerli halk için son derece anlamsız bir konumdadır.

Türkiye’nin Hasankeyf’teki kültür mirasının korunması programı; tasarım, planlama ve uygulama aşamalarında halka yeterli bilgilendirme yapılmadan ve, dahası, yöre halkıyla olsun akademik çevrelerle olsun yeterli bir danışma süreci yürütülmeden gerçekleştirilmiştir. Europa Nostra bunu son derece kınamaktadır. Yöre halkının kentin mimari mirası ile ilişkisi tümüyle yok sayılarak hareket edilmiş olması da ayrıca eleştirilmesi gereken bir husustur.

Sitteki bozulmayı ve anıt taşıma projesinin tasarım ve uygulanışının tartışmaya açık niteliği göz önünde bulundurularak , kentin eskisi kadar ziyaretçi çekmesi artık zordur. Halbuki, bu bölgenin çeşitli iş kollarını tarihi Hasankeyf’e gelen ziyaretçiler beslemişlerdir ve ziyaretçi sayısının azalmasıyla bu iş kollarının varlıklarını sürdürmeleri imkansız olacaktır. Türkiye’nin yetkili makamlarını, bölgeyi bu anlamda ekonomik bir faciaya sürüklemekten kaçınmaya davet ediyoruz. Daha genel olarak, projenin uygulanışı, şehre ve çevreye verilen hasarı en aza indirecek şekilde düzenlenmelidir. Bu konu bütün ilgili taraflarla tartışılmalıdır. Orta Doğu’nun başlıca nehirlerinden birinin hemen hemen bakir durumdaki son su tutma alanı olan Dicle havzası, gelecek kuşaklar için kayda değer bir ekonomik değer üretme potansiyeline sahiptir, yeter ki bu potansiyel sosyal ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir şekilde yönetilsin.

Ayrıca, Hasankeyf ve Yukarı Dicle Vadisi, yoğun bir biyolojik çeşitlilik sergileyen ve çok sayıda tehdit altında canlı türüne habitat sağlayan bir alanın kritik bir parçasıdır. Bir akarsuyun yerine suni yollarla bir göl oluşturulmasıyla, nesli tükenmekte olan Fırat’ın yumuşak kabuklu kaplumbağasının (Rufetas Euphraticus)[4]yuvalama alanı olan kumluk nehir kıyıları ortadan kalkacaktır. İklimin soğuması ve oksijen düzeylerinin düşmesi de leopar sazanı (Barbus subquincunciatus)[5]ve Diyarbakır’ın taşısıran balığı (Cobitis kellei)[6] için gölü yaşanmaz bir yer haline getirebilecektir.  Nesli tükenmekte olan bu iki balık türü de yakın zamanda Hasankeyf yakınlarında izlenmiştir.

Türkiye’nin bilinen yaklaşık 470 kuş türünden 130’dan fazlası Hasankeyf’te görülmüştür. Bunların yirmi beşinin nesli tehlike altındadır. Ilısu baraj gölü, nehrin yanı başında bulunan ve alaca yalıçapkınının (Ceryle rudis) yuva yapmak için kullandığı dik toprak yamaçları ortadan kaldıracaktır.[7]Üstelik bu kuş, Türkiye’deki nehir kıyısı kuşu türleri arasında nesli en tehlikede olanlardan biridir. Nehir boyunca yer alan sarp kayalıklar tavşancıl (Hieraaetus fasciatus) tarafından kuluçka alanı olarak kullanılmakta olup, Baraj gölünün yüksek su seviyesi bu kayalıkları da kuluçka için kullanılamaz hale getirebilecektir. Nitekim, Birecik barajının yapılmasıyla Halfeti’de bu durum birebir yaşanmıştır.[8]

Hasankeyf’te 2015 yılında yeni bir bitki türü keşfedilmiş olup bitkiye Salvia hasankeyfense adı verilmiştir.[9] Bu bitki de kritik düzeyde tükenme tehlikesi altındadır, çünkü varlığı Hasankeyf’in etrafında küçük bir alanla sınırlıdır. Türkiye, Yukarı Dicle Havzası’nın biyolojik çeşitliliğini belgelemek, izlemek ve bölgenin tehdit altında olan türlerini soylarının tükenmesi tehlikesine karşı korumakla yükümlüdür.[10]

Europa Nostra, toplumun kültür hayatına katılma hakkının temel insan hakları arasında yer aldığını hatırlatır. Kültür mirasının korunması da bu hakkın bir parçasıdır.[11]Dolayısıyla, Europa Nostra, Türkiye hükümeti tarafından bütün ilgili paydaşların esaslı bir şekilde görüşlerinin alınmasına yönelik geniş kapsamlı ve sistemli bir süreç başlatılması gereğine dikkat çeker. Söz konusu süreçte, hem bölgenin tümünü temsil eder nitelikte çeşitli kesimlerden kişiler hem de bağımsız akademisyenler ve uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları yer almalıdır. Hasankeyf ile Dicle havzasının Türkiye topraklarında yer alan kısmının çoğu henüz hiç belgelenmemiş olan büyük arkeolojik hazinesinin ve biyolojik zenginliğinin en uygun şekilde korunması yönünde fikir birliğine ulaşılmalıdır.

Son olarak, Europa Nostra, Türkiye’ye, 1972 UNESCO Dünya Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Sözleşme ve 1992 Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni de kapsayan uluslararası hukuki yükümlülüklerini yerine getirme çağırısı yapar. Bilhassa Türkiye’nin Irak ve Suriye ile olan ikili anlaşmaları, ortak su kaynaklarının hakkaniyetli bir şekilde yönetilmesini ve Irak’taki Mezopotamya Sazlıkları’nın doğal ekosisteminin varlığını sürdürmeye yetecek miktarda su akışının garanti edilmesini gerektirir.[12]

Europa Nostra, bu çağrıyı Türkiye’deki, Avrupa’daki ve tüm dünyadaki uluslararası çevrelerde bulunan ilgililere geniş bir şekilde yayacaktır.


[1] Redford, Scott. Landscape and the state in medieval Anatolia: Selçuk Gardens and pavilions of Alanya, Turkey. Oxford: Archaeopress, 2000.

[2]Al-Jazari, ibn Razzaz. The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices [Kitap fi ma’rifat al-hiyal al-handasiyya]. Çeviren: Donald R. Hill. Dordrecht, Hollanda: D. Reidel, 1974.

[3] El Cezeri, Bedî ûz-Zamân Ebû’l-‘İzz İsmâil b. er-Rezzâz. El-Câmi’ Beyne’l-‘İlm ve’l-Amel en-Nâfi’ fî es-Sınaâ’ti’l-Hiyel.Çev. Sevim Tekeli, Melek Dosay, Yavuz Unat. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002.

[4] Eken, G., M. Bozdoğan, S. İsfendiyaroğlu, D.T. Kılıç, ve Y. Lise (editörler). 2006. “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları”. Doğa Derneği, Ankara, Türkiye (2006). https://www.dogadernegi.org/onemli-doga-alanlari/

[5]“Hasankeyf’te leopar sazanı bulundu.” T24.com, 27 Temmuz 2011. https://t24.com.tr/haber/hasankeyfte-leopar-sazani-bulundu, 158906

[6] Füsun Erbakan, F. Güler Atalay-Ekmekçi, Teodor T. Nalbant. “Four new species and one new subspecies of the genus Cobitis (Pisces: Ostariophysi: Cobitidae) from Turkey.” Tr. J. Of Zoology (Türk Zooloji Dergisi), 22 (1998): 9-15 http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi)10.1.1.566.1693&rep=rep1&type=pdf

[7] Biricik, Murat ve Recep Karakaş. “Birds of Hasankeyf (South-Eastern Anatolia, Turkey) Under the Threat of a Big Dam Project”. Natural Areas Journal. 32.1 (2012): 96-105. http://www.bioone.org/doi/abs/10.3375/043.032.0111

[8] Agy

[9] Ferhat Celep, Tuncay Dirmenci, Özal Guner. “Salvia hasankeyfense (Lamiaceae), a new species from Hasankeyf (Batman, South-eastern Turkey)”. Phytotaxa227.3 (2015): 289 – 294. http://dx.doi.org/10.11646/phytotaxa.227.3.9

[10] “ ’Frightening’ number of plant extinctions found in global study, “ The Guardian, 10 Haziran 2019, https://www.theguardian.com/environment/2019/jun/10/frightening-number-of-plant-extinctions-found-in-global-survey?CMP=Share_iOSApp_Other&fbclid=IwAR3gUicv-mgA7gRBJXHzVRTXrNANMpCpg1A9u4HKVmlBehVFIR4X_trhoFY

[11] Final Statement by Dutch NCP for OECD Guidelines (OECD Kuralları için Hollanda NCP’sinin son beyanı): Fivas, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve Hasankeyf Matters – Bresser davası. 20 Ağustos 2018. https://www.oecdguidelines.nl/latest/news/2018/08/20/fs-fivas-the-initiative-to-keep-hasankeyf-alive-and-hasankeyf-matters-vs-bresser

[12] UNESCO World Heritage List, The Ahwar of Southern Iraq: Refuge of Biodiversity andthe Relict Landscape of the Mesopotamian Cities https://whc.unesco.org/en/list/1481″

Bu çeviri Hasankeyf Matters tarafından yapılmıştır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.