SON DAKİKA

Demirtaş’ın savunması 2’nci gününde: Erdoğan’ın iktidarı kendi elinde değil artık, ittifak kurmadan iktidarda kalamıyor

Demirtaş’ın savunması ikinci gününde devam ediyor.

Bu haber 24 Ocak 2019 - 12:58 'de eklendi ve kez görüntülendi.

FERSUDE – Halkların Demokratik Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ana davasında yaptığı savunma devam ediyor.

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı olan Selahattin Demirtaş’ın savunması ikinci gününde devam ediyor. Demirtaş duruşmaya SEGBİS yolula katıldı.

Demirtaş’ın @DemirtasSavunma adresinde verilen savunmasından satır başları:

  • Hukuk ile ahlak doğru orantılıdır. Hukuka saygınız varsa ahlaklısınızdır, ahlaklıysanız hukuka saygınız vardır
  • Madem beni yasa dışı gösteri yaptığımı iddia edeceksiniz, ben tam olarak ne yapmışım? Neden bunu fezlekeye tam olarak yazmıyorsunuz? Neden ne yaptığımı delilleriyle birlikte, ekleriyle göndermiyorsunuz?
  • 2011’de Diyarbakır’da, bizim sivil siyaseti öne çıkarma ve şiddeti sonlandırma gayretlerimize karşı devlet içindeki kliklerin yaklaşımı buydu. Bu, o dönemin iktidarı AKP ve başbakan olan Erdoğan tarafından da desteklenen politikalardı.
  • Bunlar sivilleşmeden, barıştan rahatsız. Bakın Cemaat deyip, işi sadece onların üstüne atıp olaylardan kaçmıyorum. Bizatihi AKP’nin siyasi iradesiyle yapılan şeylerdi bunlar. Çünkü Cemaat AKP’nin beyniydi, beyni.
  • Cemaate yakın olmayanın AKP’liliği sorgulanıyordu. Herhangi bir hakim ve savcının masasında Zaman gazetesi, logosu görülecek şekilde bulunmuyorsa zan altındaydı. Emniyet müdürlerinin masasında yine öyle. Bu bir kimlik beyanıydı.
  • Fezlekedeki suçlama abesle iştigal de, ben arkasındaki niyeti anlatmaya çalışıyorum. Bakın 8 yıl geçmiş, söylediğimiz her şey doğru çıkmış. Erdoğan ve AKP uyarılarımızı dikkate almamış Cemaat ne dediyse tıpış tıpış yapmış, bu sebeple ülke 15 Temmuz koşullarına gelmiş.
  • Erdoğan ders çıkarmamış. Kendisini uyaranları düşman olarak görüyor içeri attırıyor, kendisinden beslenen asalaklarla iktidarda yürümeye çalışıyor. Ders çıkarmamış. Biz aynı noktadayız. Türkiye büyük bir tezgahla karşı karşıyaydı.
  • Erdoğan da siyasi basiretsizliği, öngörüsüzlüğü; siyasetten, tarihten, coğrafyadan anlamayan bir siyasetçi olması nedeniyle halen hatalı politikalar uygulamaya devam ediyor.
  • Seçim kazanıyor olması Erdoğan’ın usta bir siyasetçi olduğunu değil, sadece usta bir demagog olduğunu gösteriyor. Ne dostunu tanıyor ne düşmanını.
  • Bizi düşman olarak kodlamaya devam ediyor. Erdoğan’ın dostu kim? Putin. Dostu kim? Trump. Müjdat Gezen düşman. Metin Akpınar düşman. Peki yurttaş kim?
  • [2011’deki bir yürüyüş hakkındaki fezleke.] Bu fezleke, bu zihniyetindir. Yapmaya çalıştığımız şey demokratik siyasetti. Savcılar da çıkıyor, hakkımızda fezleke düzenliyordu.
  • Ruslar, İranlılar, Amerikalar; pışpışlayarak, zaman zaman tehdit ederek zaman zaman gaz vererek her istediklerini yaptırıyorlar. Türkiye içinde ve Suriye’de bütün politikalarını bir bir hayata geçiriyorlar. Erdoğan da başarılı olduğunu zannediyor. Hayır.
  • Şunu keşfettiler; özellikle Ruslar. Erdoğan’a övgü düzersen ona istediğini yaptırabilirsin. Basit bir formül. Keşfettiler. Biz eleştirince de düşman oluyoruz. Övülecek bir tarafın yok ki. Övenler de seni kandırıyor.
  • Bak biz anlatmışız. Anlattığımız her şey fezlekeye dönüşmüş. Yanlış yapıyorsun demişiz. Kendi ülkendeki insanlarla el ele var. Önce kendi ülkendeki insanlarla barışmayı öğren.
  • Biz Erdoğan’a yağ çekmiyoruz diye düşman olarak görülüyoruz. Onu en sert şekilde eleştirenlerden biriyim. Bu, Erdoğan’a özel bir kastım olduğundan değil. Çok büyük hatalar yaptığını görüyorum, uyarıyorum. Her uyarım örgüt propagandası(!) Cumhurbaşkanına hakaret(!)
  • Erdoğan da zannediyor ki, bunu yapan yargı kendisini koruyor. Hayır, korumuyor. Aksine, bu şekilde zayıflatılıyor. Bakın, Erdoğan’ın iktidarı kendi elinde değil artık. İttifak kurmadan iktidarda kalamıyor.
  • Biz gerçekleri söylediğimiz için cezaevlerine doldurulduk. Kayıp mı ettik, kaybetmedik. Çünkü arkamızda halk gücü var. Rantsız, çıkarsız, hesapsız.
  • Biz kimseye kredi dağıtmıyoruz. Bizimle birlikte olanların payına düşen şey hapishanedir, gazdır, coptur ama on milyonlarca insan bizi terk etmiyor. Çünkü biz barışı savunduk.
  • Boyun eğmeyeceğiz. Güçlüdür, yargı emrindedir, basın emrindedir, bürokrasi emrindedir, güvenlik güçleri emrindedir diye hak bildiğimiz yoldan şaşmayacağız. Kellemiz de gitse şaşmayacağız. İnanıyoruz, bu ülke düze çıkacak. Demokrasi kurumsallaşacak.
  • Elimdeki imkan bu. Bu benim direnişimdir. Partim Mecliste direniyor, halkımız sandıkta. Bizim direniş yolumuz budur. Beni tutukladınız diye bunları söylemekten vazgeçmiyorum. Taleplerimin arkasındayım.
  • Delil diye bir başlık yok. Savcı bu fezlekede, “Şu delillere dayanarak dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyorum” dememiş. Ve bu, Meclise gelmiş. Biz nasıl bir ülkeye dönüştük ki, yargı ve Meclis bu kadar seviyesiz olabiliyor? Muz cumhuriyeti işte.
  • Sonra da, “Toplum niye bu halde?” Niye bu halde olmasın ki? Haberleri izlemekten utanıyorum artık. Nasıl bu halde geldi bu toplum? Başka yerde 1 yılda yaşanmayacak şey, burada 1 haftada yaşanıyor.
  • O günkü konuşmam haklıdır, meşrudur. Terör faaliyeti değildir. “Bu savcı bana dava açar, Erdoğan beni içeri atar” dememişim. “Biri çıkar, beni öldürür” dememişim. Korkmamışım. Allah’tan başkasından da korkmamışım. Bu fezlekeye dair söyleyeceklerim bunlardır.
  • Ben savunmamı halka karşı yapıyorum ki iyi anlaşılsın, biz neyle suçlandık. Mahkeme, düşmüş soruşturmaları tutuklanmamıza gerekçe olarak koyuyor. Bunların halk tarafından görülmesi bizler için önemlidir.
  • Ben ve Pervin Buldan hakkındaki bu fezlekeye karşı neyin savunmasını yapacağız? Neyle suçlamış bizi? Mesela taş mı atmışız, belirtmiyor. Pankart mı açmışız, belirtmiyor. Konuşmamızdan tek bir cümle bile yok.
  • O dönem Diyarbakır Başsavcısı, şimdi FETÖ itirafçısı, gidip kendisiyle görüştük. “Bakın biz siyasetçiyiz, yapmayın böyle” dedik. Biz barış arayışındayken bunları nasıl yapıyorsunuz diye. Açık yürekliydi, “Hükümetin arzu ettiği çizgide olursanız bunun değerlendiririz.”
  • 2010-2011. Hiç de saklama gereği duymuyordu. Masasındaki dosyalara elini vuruyordu, “Bunlar da sırada bekleyenler. Gelişmelere bakacağız.” Gelişmelere baka baka sayı 10 bini buldu. KCK operasyonları adı altında 10 bin partilimiz tutuklandı.
  • “Teröre müzahir çevreyiz” biz. “Terörle mücadele eden personel moral bozukluğu yaşamasın diye, gerektiğinde kanunlar görmezden gelinecek. Çünkü önemli olan devletin bekasıdır.” Bu anlayış, devlet kurumlarına sürekli verilmektedir.
  • Şu anda görevde olan bir bakan, Diyarbakır’daki hakim ve savcıların tamamını mesai saati sonrasında konferans salonunda topluyor, Ankara’dan tele konferansla bağlanıyor. Adalet Bakanı da değil. Ve “terörle mücadelenin önemi”ni anlatıyor.
  • Bu bakanın hakim ve savcılara verdiği perspektif de şu: Terörle mücadele ediyoruz, siz de önünüze gelen dosyaları öyle ince eleyip sık dokumayın. Arada mağdurlar da olabilir, önemli değil. Devletin bekası önemlidir.
  • Biz teröre müzahir çevre değiliz. Bu ülkenin öz be öz yurttaşlarıyız. Sizin kadar hakkımız var bu ülkede. Cumhurbaşkanından daha az değildir bu ülkedeki yurttaşlık hakkımız. Kimse bizi düşman olarak tanımlayamaz.
  • Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa parlamenterleriyle yaptığı bir görüşmede, Avrupa parlamenterleri benim durumumu dile getirince benimle ilgili “O düşmanımızdır” demiştir. Çıksın inkar etsin bakalım.
  • Bu ülkede mafya babaları “kanlarında boğacağız dedi, ifade özgürlüğü oldu, beraat ettiler. Facebook hesaplarında, göğüslerine fişeklik bağlayıp iki ellerine de uzun namlulu silaha alarak açıkça isim vererek bizleri tehdit edenler hakkında takipsizlik kararı verildi.
  • Bu suçlandığım fezlekede bir açıklama yapmışım. Ne şiddet var ne şiddet çağrısı var. Sivil siyasete çağrı var, Hükümete uyarı var. Bir siyasetçi bundan başka ne yapacak?
  • Bugüne kadar geri adım atmadık. Dilimizle, kimliğimizle eşit ve özgür yurttaş olana kadar, haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Bizi düşman olarak gören zihniyeti kabul etmeyeceğiz.
  • 4 Kasım 2016’dan sonra 2.500 arkadaşımız tutuklandı. HDP’nin çalışması polisiye tedbirlerle her yerde engellendi. AKP ise devletin tüm olanaklarını kullandı, oyları düştü. Tam 7 puan kaybetti. HDP’nin oyları ise arttı. Hadi bakalım. Kim kazandı?
  • Oy kaybediyorlar, destek kaybediyorlar. Ama bunu çaktırmamak için de ellerinden geleni yapıyorlar. Kaybetmeye mahkumlar. İki yıldır buradayım, partim dimdik ayakta. Büyüyerek de devam edecek.
  • HDP’nin bu ülkede savaş, ölüm, kan, gözyaşıyla ilgili en küçük bir hatası olsa o gün istifa ederdim. Benim bunda en küçük bir hatam olsa halktan binlerce defa özür diler, istifa ederdim.
  • Benim HDP’ye inancımın nedeni budur. Başaracağız. HDP Türkiye’nin demokratik çizgisini temsil ediyor. Bunu engellemeye çalışıyorlar. Irkçısı, dincisi, yobazı el ele vermiş “Vay bu ülke bizimdir.” Kusura bakmayın. Bu ülke hepimizindir. Bize saygı duymayı öğreneceksiniz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.