SON DAKİKA

Cemil Bayık Washington Post için bir makale kaleme aldı. “Kürt meselesini Türkiye sınırları içinde müzakere etmeye hazırız, Öcalan baş müzakerecidir”

Bu haber 03 Temmuz 2019 - 20:43 'de eklendi.

Çeviri: Neşe İdil/ Gazete Fersude

KCK Eş Başkanı ve PKK’nin beş kurucusundan biri olan Cemil Bayık, ABD’nin prestijli gazetelerinden Washington Post için bir makale kaleme aldı. “Şimdi, Kürtler ve Türk devleti arasında barış zamanı. Bunu boşa harcamayalım” başlıklı makalesinde Bayık, “Bu fırsatı boşa harcarsak, bir nesil daha böyle bir fırsat yakalayamayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Bayık’ın 3 Temmuz’da yayınlanan makalesi şu şekilde:
“Türk devleti ve Kürt halkı arasındaki ihtilafta kritik bir noktadayız. Uzun zamandır süregelen bu ihtilafı kalıcı bir çözüme doğru götürme fırsatımız var. Eğer bu fırsatı tepersek, bir nesil daha böyle bir imkan yakalayamayabiliriz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te kurulmasından bu yana, Kürtler vatandaşlar olarak tam tanınırlık elde etmek için çabaladı. Kürtler sayısız şekilde ayrımcılık ve baskılarla karşı karşıya kaldı. Elli yıldan uzun bir süre boyunca, sonuç alamadan siyasi sistemin içinde ilerlemeye çalıştıktan sonra, silahlı direnişe başvurmak dışında bir seçeneğimiz kalmamıştı. 1978’de kurulan Kürdistan İşçi Partisi (PKK), 1984’te gerilla savaşı başlattı. Türk devleti, mücadelemizi milliyetçilik ve siyasal İslam’ı kullanarak bastırmayı denese de partimiz, en başından itibaren etnik yapılar ve tüm inançlar için özgürlük talep etti.
Türk yetkililer, PKK lideri Abdullah Öcalan’ı, ABD destekli bir operasyonla Kenya’da yakaladı. İmralı Adası’nda müebbet hapis cezasına çarptırılan Öcalan, yaklaşık 20 yıldır buradaki tek mahkum.
Öcalan’ın yakalanışı ve hapsedilişi, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara yükselişiyle aynı zamana denk geldi. Erdoğan ve partisi, demokrasi, insan hakları ve adaletin önemine vurgu yaparak halk desteğini kazandı. Ne var ki, yalnızca birkaç yıl sonra, Kürt sorunu hakkında bir soruyu cevaplarken Erdoğan, “Eğer bunu düşünmezseniz, bu yoktur” dedi.
Ancak bu sorun vardı ve Erdoğan bile bunu eninde sonunda kabullenmek zorunda kaldı. Hükümetle iyi niyetle müzakerelerde bulunmak için çabalar gösterdik ve bunlara karşılıklı ateşkesler de dahildi. İktidarın barışa olan bağlılığı, her seferinde barışın yalnızca siyasi amaçlarına uygunluğu kadar sürdü.
Daha sonra, 2012’de, PKK, büyük engellere rağmen koruduğumuz bir ateşkesi uygulamaya başladı. PKK esir tuttuğu tüm Türk asker ve polisleri serbest bıraktı ve kuvvetlerimiz Türkiye’den kademeli bir şekilde çekilmeye başladı. Bu, müzakerelere giden yolu açtı.
İki yıl süren görüşmelerin sonunda, 28 Şubat 2015’te, Kürt halkının temsilcileri ve Türk devleti, barış için ortak umutlarımızı ifade eden bir anlaşmaya vardı. Ne var ki Erdoğan, müzakerelerin partisine seçimlerde fayda getirmediğini fark edince, bir kez daha çatışmayı seçti.
Türk devleti temsilcileri ve liderimiz Öcalan arasında düzenli olarak gerçekleşen görüşmeler sona erdi. Savaş, taze güçle devam etti. Tanklar ve savaş uçakları 10 Kürt kentini yerle bir etti. Türk ordusu, aralarında kadın, çocuk ve yaşlılar da bulunan yüzlerce sivili vahşice öldürdü. Güvenlik güçleri, ailelerin yakınlarının cesetlerini almalarını sık sık engelledi.
Devlet, bir kez daha Kürt halkına ölümcül bir darbe indirmeyi amaçladı. Demokrasi ve sivil hayatların pahasına dini aşırıcılık ve ırkçılık vesilesiyle iktidara tutunan Adalet ve Kalkınma Partisi, bu yapısıyla yalnızca Kürtler için değil, aynı zamanda Ortadoğu ve tüm dünya için de tehlike arz ediyor.
Erdoğan, Suriye’deki Kürtlerin demokratik devrimini ve İslam Devleti’nin yenilgisini, Türk devletinin Kürt politikasına ve kendisinin iktidarı otoriter kontrolüne karşı bir tehdit olarak algılıyor. Bizim örgütümüz, Suriye’deki tüm halkların özgürleşmesini ve ülkenin tam anlamıyla demokratikleşmesini görmek istiyor. Kürtler, Araplar ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Süryaniler, Öcalan’ın cezaevi yıllarında geliştirdiği demokratik özerkliği hali hazırda uygulamaya geçirdi.
Bu zorlukları ele alırken biz de kendi hatalarımızı yaptık. Kürt meselesinin Erdoğan’ın partisiyle ve yalnızca diyalogla çözülebileceğini düşünerek saflık ettik. Bu denli karmaşık ve başka zorluklara bağlı bir sorunu çözmeye çalışırken Türkiye’deki tüm demok

ratik güçleri sürece dahil etmek için daha fazla çabalamalıydık. Aynı şekilde, Ortadoğu ve dünyadaki tüm demokrasi yanlısı güçleri, Türkiye’nin demokratikleşmesine ve Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlamaları için harekete geçirmeliydik.
Şu konuda herhangi bir belirsizlik olmasın; Biz, Kürt meselesinin siyasi çözümünü Türkiye sınırları içinde müzakere etmeye bağlı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.
Daha önce söylediğimizi yineliyoruz: Öcalan bizim baş müzakerecimizdir. Öcalan’ın en son mesajlarındaki noktaların tamamına katılıyoruz ve kalıcı ateşkesi sağlamak için Öcalan’ın serbestçe çalışabilme ve katkı sağlayabilmesinin bizim için vazgeçilmez olduğunu özellikle belirtiyoruz. Daha açık ifade etmek gerekirse, Öcalan İmralı Cezaevi’nden güvenli bir yere nakledilmelidir.
Dünyanın bizim amaçlarımızı desteklemekte çıkarı var. Türkiye’de bugünün krizi esasen politik. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir asırlık Kürt politikasının iflasından türeyen bir kriz ve bu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu mevcut yerel, bölgesel ve küresel zorlukların tam ortasındaki bir sorun. Bu bağlamda Türkiye’nin, içinde farklı etnik ve kültürel kimliklere de yer olan yeni bir “millet” anlayışına bir an önce ihtiyacı var. Böyle bir yaklaşımın, bölgemizin tarihi çeşitliliğini yansıtan ve Ankara’nın merkezileştiren boğmasından kurtarılmış yeni bir idari sisteme yansıtılması gerekiyor.
Türkiye, Kürt meselesini çözerek Ortadoğu’daki demokrasi, istikrar ve barışı ileriye götürme konusunda belirleyici bir rol oynayabilir. Ne var ki Türk devleti bunu yapmayı reddediyor. Öte yandan, biz Türkiye’nin demokratikleşmesi vesilesiyle Ortadoğu’nun demokratikleşmesi için çabalamaya devam ediyoruz.

Makale linki: https://www.washingtonpost.com/opinions/2019/07/03/now-is-moment-peace-between-kurds-turkish-state-lets-not-waste-it/?noredirect=on&utm_term=.03bf240a4646

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.