SON DAKİKA

Bizi yargılayacak olan çocuklarımızdır – Erhan Sezer yazdı

Bu haber 25 Kasım 2018 - 23:33 'de eklendi ve kez görüntülendi.

”Bizi yargılayacak olan çocuklarımızdır.” der Rus edebiyatının büyük yazarı Maksim Gorki. Bu cümlenin çocukların aşağılandığı, istismara uğradığı ve öldürüldüğü bir dünyada son derece anlamlı olduğuna inanıyorum.

 

Çocuklar üzerine yazmak benim için hep zor bir uğraşı olmuştur. Seçtiğim kelimelerin, onların hayata bakış açılarını doğru yansıtmasında yeterli olup olmadıklarında çoğu zaman kararsız kalırım çünkü… Aslında geleceğin günlerinde görmeyi arzuladığımız aydınlık dolu zamanların kıvılcımı, bir bakıma onların göz bebeklerinde kavlanır. Bir çocuğun yüreğinde telafisi olanaksız kötü bir iz bıraktığınız da doğal olarak dünyayı aydınlatacak olan ışık zerrelerinden bir tanesinin sönmesine sebep olmuş olursunuz. Bu da kuşkusuz insanlığın geleceğinin daha sapa bir istikamete girmesine neden olacaktır.

 

Ben genel olarak dünyadaki tüm çocukların masum olduklarına inanmışımdır hep. Ve fakat meseleyi trajik kılan hadise, bu masumiyetin zaman içinde çevresel müdahalelerle bir farklılık arz etmesidir. Misal; kin, nefret ve tek tipçilik anlayışının egemen olduğu bir çevrede yetişen bir çocuğun geleceği adına olumlu bir görüş bildirmemiz çok zor! Ve bunun aksi olacak şekilde; merhametin, özgür düşüncenin ve aklın etkin olduğu bir ortamda büyüyen bir çocuk için daha iyimser, daha ümitli kelimeler kullanabiliriz!

 

Aslında bu konu üzerine hemen herkesin anlayabileceği bariz bir detay var; O da her çocuğun, yetiştiği coğrafyanın renklerine ait olması…

 

Ben ne yazık ki çocukların incitildiği, istismara uğratıldığı, düşlerinin çalındığı, çalışmaya mecbur bırakıldığı ve acımasızca öldürüldüğü hazin bir coğrafyadan geliyorum. Bu, içimde öyle dramatik bir hezeyan yaratır ki bazen bildiğim tüm sözcüklerin, anlatmak istediklerimi ifade etmekte yetersiz kaldığını düşünürüm…

 

Ülkelerindeki iç savaştan kaçıp, dilini, geleneklerini, düşünce tarzını ve coğrafyasını bilmedikleri bir şehre gelen ve ufak yaşlarına karşın çalışan, ayakta kalmaya uğraşan ve çoğu zaman düşlerine veda eden çocuklar gördüm. Savaşın, insanı çaresiz ve yalnız kıldığı bu manzarayı sanırım en etkili şekilde anlatan, kısacık ömürlerine ölümleri, ağıtları ve kaçışları sığdırmış bu çocukların hüzünlü bakışları olabilir.

 

Ya benim uzaktaki ülkem?

 

Tüm duygularımla bağlı olduğum Türkiye?

 

Bugün benim ülkemde iki milyona yakın çocuk mecbur kaldıkları için çalışıyor, hayatın güç yönlerini verdikleri bu yaşam mücadelesi ile alt etmeye uğraşıyor. Aralarında alınmayan tedbirler sonucu yaralanan, kayıt dışı çalıştırıldıkları için haklarından mahrum bırakılan çocuklar da elbette var ve onların sayıları azımsanmayacak kadar çok… Ya cemaat yurtlarında istismara maruz bırakılan, eleştirel düşünceden uzak tek tip ve sığ bir eğitim anlayışı ile yetiştirilen çocuklar… Ya uyuşturucu illetine bulaşan, cezaevlerine düşen, birçok kez tecavüze uğrayan ve korkunç bir aşağılamaya kurban edilen çocuklar…

 

Öldürülen çocuklar!

 

Ölüm ve çocuk!

 

Bu iki kelimeyi yan yana getirmenin benim için ne kadar zor olduğunu bilemezsiniz… Bir çocuğu öldürdüğünüzde, doğal olarak hayatı anlamlı kılan bir sebebi de öldürüyor, insanlığın umutlu yarınlarına kara bir leke çalmış oluyorsunuz.

 

Bu satırları yazarken devletin öldürdüğü çocuklar geliyor aklıma nedense;

 

Mazlum Akay, Doğan Teyboğa, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Berkin Elvan ve daha niceleri… Bu ölümleri daha da kahredici kılan ise sorumlularının hiçbir zaman ceza almamış olması.

 

Çocuklar adına her şey bu denli kaygı verici bir haldeyken, hükümet, olup bitenleri sümenaltı etmekten, kendilerine yakın isimleri korumaktan ve yargıya müdahale etmekten başka ne yapıyor?

 

Teknolojik ve bilimsel anlamda ne kadar büyük yeniliklere imza atarsak atalım, eğer bir çocuğun gözlerinde sönen ışığı tekrar yakamıyorsak, bir çocuğun imdat çığlıklarına karşılık vermiyorsak ve dünyayı onların özgürce yaşayacağı güvenli bir yer haline getiremiyorsak, yaptığımız bu büyük keşiflerin, yaşamı kolaylaştıran bu icatların zerre önemi yok!

 

Bu söz Albert Camus’ya ait. Sanırım duygularımı ve düşüncelerimi en iyi özetleyen söz bu olmalı.

Onunla bitiriyorum;

 

” Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı, ölünceye kadar reddedeceğim…”

 

Erhan SEZER

Toronto

Erhan Sezer
Erhan Sezererhansezer@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.