SON DAKİKA

Bir ‘gerilla devleti’ örneği: Tamil Kaplanları – Ercan Ayrancı

Bu haber 20 Ağustos 2018 - 8:44 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları (LTTE), 1976’da Tamil halkının kurtuluşu ve bağımsızlığı için, sosyal demokrat ilkeler temelinde, Vellupiali Prabhakaran adlı okuma yazma bilmeyen Tamilli bir işçi tarafından kuruldu.

Sri Lanka’da Tamil halkının yoğun olarak yaşadığı bölgelerde gerilla faaliyetiyle başlayan örgüt bir süre sonra bunun çok ötesinde, yönetimi tamamen ele geçirip, ordu, polis, mahkeme, banka, TV ve radyo istasyonları kurdular. 10 binden fazla gerillası olan örgütün Deniz Kaplanları isminde bir donanma gücüne ve küçük uçaklardan oluşan hava kuvvetlerine de sahiptiler.

Resmi adı Sri Lanka Demokratik Halk Cumhuriyeti olan Güney Asya’da Hindistan’ın güneyinde bulunan 65.610 kilometrekare büyüklüğünde ve 2007 kayıtlarına göre 21 milyon nüfusu olan Sri Lanka, ana ada ve etrafındaki küçük adalardan oluşmaktadır.

Sri Lanka 1505’ten sonra 443 yıl boyunca Portekiz, Hollanda ve İngiltere’nin sömürgesi olarak kaldıktan sonra 4 Şubat 1948’de bağımsızlığını yeniden kazanmıştır.

Ülkenin çoğunluğunu, nüfusun ise yüzde 74’lük kesimi Hint-Avrupa dil ailesinden Sinhala dilini konuşur; ülkenin ikinci en önemli dili olan Tamil dili ise toplam nüfusun yüzde 18’i tarafından konuşuluyor. Bu dil, Güney Hindistan’da konuşulan Dravid dil ailesinin bir parçasıdır ve aynı zamanda Tamil nüfus tarafından da konuşulmaktadır. Sinhala dilini konuşanların çok büyük bir kısmının Budist olmasına karşın, Tamillerin ise büyük bir kısmı Hindu, daha küçük bir kısmı Müslümandır. Tamil halkının büyük bir kısmı Hindistan topraklarında yaşarken, belli bir kısmı ise Sri Lanka’da yaşıyordu.

Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları tarihi

Tamil Kaplanları’nın ortaya çıkışı, Sri Lanka’nın İngiliz sömürgeciliği sürecine kadar dayanıyor. İngiliz sömürgeciliğinin bilerek Sri Lanka’da yaşayan Sinhali ve Tamil halkını ayırma çabaları, kurulan merkezi hükümete de yansımıştı. Sinhali’lerin oluşturduğu hükümete Tamil halkından temsilcilerin hiçbir şekilde dahil edilmemesi ve bunun neredeyse yüzyıllardır sürmesinin Tamil halkında baş gösterdiği rahatsızlık, İngiliz sömürgesinden çıkıp bağımsızlık ilan edildikten sonra da sürdü. Sinhaliler, İngiliz sömürgeciliği zamanında Tamil halkına tanınan hakları geri aldılar ve Tamil halkından olanların devlet kurumunda hiçbir makama gelmesini istemediler, olanları da uzaklaştırdılar.

Sinhalilerin özellikle Tamil halkına yönelik ırkçı uygulamaları zaman içerisinde daha da artmaya başlamıştı. Sinhalilerin elinde olan merkezi hükümet, Tamil ve diğer azınlık halklarına yönelik hiçbir hakkı vermiyor, olanları da uygulamıyordu. 1970 yılında, Tamil halkından gençlerin üniversitelere girişini zorlaştıran yasanın çıkmasıyla, Tamil halkının tepkisi de sertleşmeye başlamıştı. 1971’de toplanan Sri Lanka Kurucu Meclisi, Seylan olan ülkenin adını Sri Lanka olarak değiştirmiş ve resmi dini Budizm olarak belirlemişti. Ülkenin resmi dillerinden olan Tamilce’yi ise resmi dil kategorisinden çıkartmıştı.

Bu karar, ülkenin daha da karışmasına neden olmuştu. 1972’de bir araya gelen Tamil parti ve örgütleri, uzun yıllar süren tartışmalar sonrasında Mayıs 1976’da “Tamil Özgürlük Kaplanları Örgütü” adı altında birleşmeye karar verdi. Örgütün kuruluş bildirisinde amaçlarından şu şekilde bahsediliyordu;
“… Adanın kuzey doğusunda, bağımsız bir Tamil Eleam Devleti oluşturmak”

İlk eylem ve devletin kuruluş ilanına karşı tavrı

Örgüt, Sri Lanka merkezi hükümetinin ırkçı uygulamaları ve Tamil halkına yönelik saldırıları sırasında kurulduğu için Tamil halkı tarafından büyük bir sahiplenmeyle karşılaşmıştı. Sri Lanka merkezi hükümetinin Tamil Özgürlük Kaplanları Örgütü’nün kuruluşuna verdiği karşılık ise daha çok şiddet olmuştu. Merkezi hükümet, Tamil halkının yaşadığı yerlerde resmi dinin zorlanması, Tamil halkının geçim kaynaklarının yok edilmesi, yerleşim alanlarına Sinhalileri yerleştirmek gibi uygulamalar içine girmişti.

Tamil Kaplanları ise yaşanan bu baskılara yönelik 25 Ocak 1975’te ilk eylemlerini gerçekleştirdiler. Cafna Belediye Başkanı olan Alfred Doraia, örgüt tarafından düzenlenen bir suikastla öldürüldü. Bu Tamil Kaplanları’nın, Sri Lanka devletini hedef alan ilk silahlı eylemleriydi. Devlet bu saldırı sonrası, Tamil halkının yaşadığı alanlara yönelik baskıları arttırınca, uzun dönem sürecek olan sokak çatışmalarının da fitilini ateşlemiş oldu.

Ekim 1977’ye kadar olan süreçte, örgüt ile Sri Lanka devleti arasında süren çatışmalarda, Sri Lanka ordu ve polisinin saldırılarında binlerce sivil Tamil yaşamı yitirdi. 50 bine yakın Tamil, yaşadığı yerden göç etmek zorunda kaldı

1978’de yapılan seçimlerde Tamil Kaplanları’nın desteklediği Tamil Birleşik Özgürlük Cephesi (TULF), Tamil halkının yüzde 95’inin oyunu alarak parlamentoya 20 milletvekili gönderdi. Halkın oyları ile seçilen bu vekiller Sri Lanka devleti tarafından terörist ilan edilerek hapse atıldı. Seçilen vekillerin hapse atılması sonrası Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları, Tamil bölgesinde örgütlenmelerini daha da ileriye götürerek, gerilla devleti olarak tanımlanacak bir süreci de başlattılar.

Dünyanın ilk canlı bomba eylemi

Sri Lanka devletinin terörist ilanı ve sonrasında Tamil halkının yaşadığı alanlarda başlayan örgütlenme sürecinde Tamil Kaplanları, 1989’da Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi ve 1993’de Sri Lanka Cumhurbaşkanı Ranasinghe Premadasa’ya canlı bomba yöntemiyle suikast düzenledi. Bu aslında dünya üzerinde ilk canlı bomba eylemi olarak kayıtlara geçti.

Aynı yıllarda örgüt artık polis gücü, mahkemeleri ve ordusuyla bir devlet olarak Sri Lanka içerisinde, Tamil halkının yaşadığı yerlerde iktidarı elinde tutuyordu. Düzenli bir milis gücü, hava, kara ve deniz kuvvetlerinin olduğu binlerce kişilik ordusu ve bankaların, postane gibi devlet kurumlarının olduğu ve işletildiği bir örgütlenmeyi başarmışlardı. Başkent olarak kullandıkları Kilinoçi’de hem askeri kurumları hem de okul, vergi dairesi gibi kurumları bulunuyordu.

1993’te gerçekleşen canlı bomba eylemi sonrası ise dünya Tamil Kaplanları’nın adını duymuş oldu. 1995’te, dönemin Sri Lanka Cumhurbaşkanı Çandırika Kumaratunga, çatışmalarının bitmesine yönelik en kapsamlı planını açıkladı. Buna göre;

-Tamillere özerklik tanınacak
-Sri Lanka’da federal hükümet olacak
-Kuzey ve kuzeydoğudaki 8 eyaletin yönetimi Tamillere verilecek.

Ancak bu plan, muhalefetin sert tepkisi sonucu uygulanmamıştır. 1998’de Sri Lanka’nın başkentinde bulunan Merkez Bankası, örgüt tarafından saldırıya uğradı. Burada yaşanan çatışmada yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği söyleniyor.

2001 yılbaşı arifesinde Tamil Kaplanları tek taraflı ateşkes ilan etti. 2002’de Norveç’in arabuluculuğunda taraflar görüşmeye başladı. 9 Ocak 2003’te imzalanan barış anlaşması, sorunun çözümüne ilişkin belirsizlikler içermesine karşın iki ayak üzerinde duruyordu:

– Sri Lanka’nın ulusal bütünlüğüne atıf
-Tamillere çeşitli siyasal ve kültürel hakların verilmesi.

Daha sonra Tamillerin boykot ettiği seçimlerde Sri Lanka’da Tamillerle anlaşmaya daha soğuk bakan grupların içinde yer aldığı yeni bir siyasi yapı ile Mahinda Rajapaksa başkan seçildi.

2004 yılının sonunda yaşanan ve ülkede en çok Tamillerin yaşadığı bölgeleri etkileyen Tsunami felaketi sonrası, hükümet, felaketin yaralarının sarılması için ülkeye verilen uluslararası yardımı Tamil bölgesine aktarmadı.

Baskılar sonucu hükümet adil bir yardım konusunda Tamil Kaplanları ile anlaşmaya vardı. Ancak yargı bu anlaşmayı iptal edince yardım Tamil bölgesine ulaşmadı.

Sri Lankalı gazeteci Chandana Bandara tsunami felaketinden sonra ülkeye yönelik yardımın paylaşımıyla ilgili Washington’da düzenlenen konferansa Tamil Kaplanları’nın, ABD’nin ‘terörist örgüt listesi’nde olması nedeniyle katılamamasının yardımların Tamil halkına ulaşmamasında payı olduğunu belirtiyor.

2007 Mart ayında Tamil Kaplanları, ülkenin en büyük havaalanına havadan saldırı düzenledi. Tamil Kaplanları, bir açıklama yaparak Katunayaka Üssü’ne düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi.
Açıklamada, saldırıları gerçekleştiren her iki uçağın da sağ salim geri geldikleri ifade edilerek, “Bu, Tamil sivillerini Sri Lanka’nın soykırımcı bombardımanlardan korumak için alınan bir tedbirdir” denildi.

2008 başında Sri Lanka devleti, her yıl yeniden yürürlüğe giren ateşkesi, Tamil Kaplanları’nın ”terör faaliyetlerini” gerekçe göstererek iptal etti ve Sri Lanka ordusu, Tamil halkına yönelik havadan, denizden ve karadan çok kapsamlı bir topyekun katliam saldırısı başlattı. ‘2009 yılının mayıs ayına kadar süren savaşta Tamil Halkı, Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları öncülüğünde olağanüstü bir direniş sergiledi.

Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları “Tamil halkı özgürlük ve adalet istediği zaman aldığı karşılığı hiçbir zaman unutmayacak! Son savaşçımıza kadar savaşacağız! Asla teslim olmayacağız!” açıklaması ile tüm dünyaya teslim olmayacakları ve direnecekleri mesajını vermişti.

Sri Lanka devletinin ‘operasyon’ olarak duyurduğu saldırı aslında, Tamil halkının yaşadığı bölgeyi karadan, denizden ve havadan topçu ateşleri ile bombalayarak sivillerin de bulunduğu bölgede insanlık dışı bir katliam yapmaktı.

2009’da Birleşmiş Milletler raporlarına göre Sri Lanka devletinin Tamil Kaplanlarına karşı uyguladığı harekatta çoğunluğu kadınlar ve çocuklar olmak üzere, sivil halktan 40 bin Tamil hayatını kaybetti. On binlerce Tamil, insanlık dışı koşullardaki kamplara yerleştirildi.

BM, Sri Lanka’daki hak ihlallerinin ‘korkunç’ seviyede olduğunu, çatışmaların haricinde on binleri bulan faili meçhul suikast, zorla kaybetmelerin yaşandığını, güvenlik güçlerinin operasyon sonrası işkence, kadın ve erkeğe cinsel şiddetin yoğun olduğunu açıkladı.

Basın ve Avrupa merkezli sivil toplum örgütleri Tamil Eleam Kurtuluş Kaplanları’nın sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını iddia etti. Tamil halkının Sri Lanka Ordusunun kendisine neler yapacağını bildiği için Tamil Kaplanları’nın bulunduğu bölgede kalmak istemesini “canlı kalkan” olarak değerlendirdiler.

Tamil Kaplanları 18 Mayıs 2009′ da 26 yıllık bağımsızlık mücadelesinin ardından Tamil halkına uygulanan bu insanlık dışı topyekun katliam saldırıları sonucu silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladı.

Sri Lanka’da devletinin topyekun imha saldırılarından sonra on binlerce Tamil, insanlık dışı koşullardaki toplama kamplarında konuldu. Yüz binlerce Tamilli, Sri Lanka devletinin uyguladığı insanlık dışı saldırılardan dolayı ülkelerini terk etmiş, sürülmüş ya da göç etmiş olarak dünyanın bir çok ülkesine dağılmış sürgün hayatı yaşamaktadırlar.

Bu kamplarda kalan yüzden fazla eski LTTE militanının şüpheli biçimde ölmesi üzerine tutsak yakınları harekete geçti.
Tutsak yakınları, toplama kampında hayatını kaybeden eski LTTE üyelerine, ne olduğu bilinmeyen ilaçlar enjekte edildiğini düşünüyorlar.

Tamil kaynakları yayınladıkları foto ve videolarla katliam ve soykırım belgelerini tüm dünyaya göstermişlerdir.

“Bir tek Tamil kalsa dahi bu mücadele bitmeyecektir”

Tamil halkına uygulanan baskıları ve insan halkları ihlallerini uluslararası mahkemelere taşıyan hukukçu ve siyasetçilerden birisi olan Lathan Suntharalingam ile Evrensel Gazetesi’nden Abidin Çetin’in 2012 yılının Ocak ayında yaptığı söyleşide “Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan, bir tek Tamil kalsa dahi bu mücadele bitmeyecektir. Geri çekilme ya da belirli bir süre sessizlik bu kavganın bittiği anlamına gelmez. Özgürlük kavgası kolay kolay susturulamaz. Şu anda politik ve hukuksal taleplerimizi, uluslararası alanda dile getirmeye çalışıyoruz. İnsan hakları ihlallerini uluslararası arenaya taşıyoruz” diyor.

Aynı söyleşide Lathan Suntharalingam “Ayrıca kadınların doğurganlığının yok edilmesi için uygulanan bazı insanlık dışı yöntemler var. Bunların hepsinin elimizde delilleri var” diyor.

 

Yararlanılan kaynaklar: 

Sri Lanka: Ordu Semineri, Tamil Direnişi ve Soykırım Politikaları – İsyandan

Sri Lanka’da ulusal sorun: İç savaş ve sonrası – Ateş Uslu / Evrensel

Özgürlük kavgası kolay kolay susturulamaz – Lathan Suntharalingam ile söyleşi / Abidin Çetin – Evrensel

Barışa Giden Yol: Sri Lanka modeli – Barış mı, savaş mı? – Mahmut Hamsici – BBC Türkçe

Sri Lanka ve Tamil Kaplanları – Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI – Bilgesam

 

Ercan Ayrancı
Ercan Ayrancıercanayranci@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.