SON DAKİKA

Ara Güler’in Ardından.. – Murad Mıhçı* yazdı…

Bu haber 18 Ekim 2018 - 15:07 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bugün sabah Usta’nın ölümünü duyarak uyandım.

Kötü üzüntülü bir başlangıç oldu.

Büyük usta ‘in yıldız olmasına değil aslında mesele. Esas üzüntümüz doğduğumuz topraklarda her yanıyla azalıp yok olmaya doğru savrulmamıza…

Kendisini Surp Haç Tıbrevank’ta yatılı okulda okurken tanımıştım. Okulu hatırlayanlar bilir, Hrant Dink ve Armenak Bakır gibi değerlerin yetişmiş olduğu yatılı okul. Bir Cuma günüydü ve yemekten sonra Ara Güler gelecek dediler. Bunun anlamı,3 Ders yapmayacağımızdı.

Haftanın son günü ve akşam ailelerimizin yanına gideceğiz. Muhteşem bir durumdu. Mutlu mesut yemek arasından salona çıktık. Salonda, saçı dağınık, o günde yaşlı gördüğüm etrafa laf atan bir İhtiyar. İlkel bir projeksiyon aletiyle karartılmış salonda fotoğraflarını yansıtırken izledik. Her çektiği fotoyu anlatırken yaşadığı heyecanı yüzüne vuruyordu. Sanki çektiği yıllarda ve kameranın arkasındaydı.

Önce ‘ya kim bu deli’ dedik ama daha sonra sadece ders kırma değil başka bir dünyaya soktu bizi. Fotoğraflardan birinde doğduğundan beri hiç saçını kesmeyen ve yıkanmayan adamın hikayesini anlattı. Bir ara adam yanımda sandım. Ara Güler yaşıyordu anlatırken.

Ders saatleri bitti. İstiklal Marşı ve Türküm Doğruyum’u okuduk. Müdürümüz Baron Hayk, arzu eden öğrencilerin kalıp Ara Güler’in fotoğraflarını izleyebileceğini söyledi. 6 Gün evden uzak olan bizlerden çoğu eve gitmek yerine salona çıktık. İlk karşılaştığımız da o deli zannettiğimiz kişinin fotolarını izledik. Muhtemelen 5 saati aştı. Yatılı okulda okuyanlar anlayacaktır. Eve gitmek yerine 2 saat daha okulda kalmanın özellikle orta okul yaşlarında bir gencin nasıl fedakarlık yapmış olmasını.

Yıllar ilerledi, Ara Güler daha sonra tanınmaya başlayınca çoğu zaman, yaptığı konuşma, çektiği fotoğraflar üzerinden eleştirileri oldu. Bir Ermeni olarak söylemleri eleştirildi. Bir azınlık olunca bu durumu anlamamak zor aslında… Fakat bizler bildik yaşlı olan birçok Dayday (Amca, Dayı), Ağpariğimiz (Ağabey), Tantiğimiz’in (Teyze) benzer şekilde travmaları vardı. Ara Dayday’da bence onlardan biriydi.

Özellikle herkes cesur olmak zorunda değil.

Bugün içim 90 yaşında, kısa zaman önce kaybettiğimiz Aznavour için mi yoksa Ara Güler için mi üzülüyoruz diye sorarsanız; benim cevabım aslında kendimize üzülüyoruz demek olacaktır. Usta Tomas Fasulyaciyan tiradında ki repliği gibi. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuşla Virginia’nın bir diyalogu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır.

İşte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler. Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar. 1915’den bu yana görülmesek bile repliklerimiz bu coğrafyada olmaya devam ediyor.

Aslında bir an hayal ettim daha geçen haftalar da Charles Aznavour ölümü sonrası Fransa’da Devlet törenine Ermenistan Başkanı Nikol Pashinyan davet edilmişti. Sevgili Ara Güler’in cenazesine de çağrılması çok anlamlı olurdu.

Neyse benim ki sanırım çok büyük hayal oldu..

Ara Güler bizlere bıraktığın mirasa teşekkür ederiz unutulmazlar arasında olmaya devam edecek.

Աստուած հոգին լուսաւորէ

*Murad Mıhçı HDP Halklar inançlar Temsilcisi Nor zartonk üyesi 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.