SON DAKİKA

Acımak, ruhunda sinsice efendiliği taşıyan sahte sevgi dürtüsüdür – Rabia Çelik Çadırcı yazdı

Bu haber 02 Aralık 2018 - 23:52 'de eklendi ve kez görüntülendi.

-Hitler’in katlettiği ve diğer yanlış, yetersiz yaklaşımlardan dolayı mağdur olan tüm engellileri anarak-

 

Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında alınan kararla, BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün, çeşitli engel durumlarına sahip insanların “topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması” amacıyla tanınmış ve dünya genelinde kabul görmüş bir gündür. Bu günde farkındalık yaratmak adına yine dünya çapında organizasyonlar, ülkemizde de etkinlikler yapılmaktadır.

 

Engelli bireyler için farkında olmak, farkındalık yaratmak ne demektir?

 

Öncelikle engelliler için kullanılan “özürlü” ifadesine açıklık getirmek gerekiyor. Özür, insan ya da makine yapımı olan herhangi bir ticari ürünün, eksik yapılmasıyla ortaya çıkan hataların neticesinin tanımlamasıdır. “Defo” ile eş sayılmıştır “özür” kelimesi. Örneğin, “bu mallar özürlü” veya “bu mallar defolu” deriz. Yine işlenen bir kabahatten dolayı insanlar, telafi etmek adına “özür” dilerler, ki bu da pişmanlıkla ilişkilendirilir. Zihinsel veya bedensel engellilikleriyle doğan -ya da sonradan oluşan-kimseler, mevcut durumlarından dolayı pişmanlık mı duymalılar? “Özürlü” dediğimiz zaman kendi kendilerini yahut bizim onları “kusurlu” gördüğümüz anlamına gelmez mi? Zira, “özür” dilemek aynı zamanda “kusur” dilemeyle eş. “Özür” demek, “kusur” demekse ve özür dilemek; bir kişinin kusurlu olduğundan dolayı af dilemesi ve bunun hoş görülmesi anlamına geliyorsa ve özür dileyen o kişi için “özürlü” diyorsak, o halde engelli insanların hangi kabahatlerinden dolayı bunu onlardan bekliyoruz?

 

Kullandığımız kavramlar önemli mi? İfadeler ne olursa olsun icraatlara mı bakmak gerek?

 

Evet, kavramlar çok önemlidir. Kullandığımız hitaplar veya adlandırmalar onlara verdiğimiz değerlerle doğru orantılıdır. Dolayısıyla yapılan, yapılacak olan icraatlar bu temelde onlar için nasıl bir davranış sergileyeceğimizi belirler. Örneğin; “geri zekalı” demekle “zihinsel engelli” demenin arasında çokça fark vardır. Günümüzde “geri zekalı” ifadesi hakaret olarak kullanılır ve o şekilde kabul görür.

 

Gelelim farkında olma ve farkındalık yaratmaya…

 

Engellilerin durumlarından dolayı onların “farkında olmak” demek; onlara acıyacağımız, o gözle bakıp onları rahatsız etmemiz anlamına gelmez. Bana göre; ‘acımak, ruhunda sinsice efendiliği taşıyan sahte sevgi dürtüsüdür.’ Üzülebiliriz ki bu acımaktan bambaşkadır.

Çok basit bir dille farkındalığı anlatmak gerekirse, asansör kullanımında önceliği engelli insanlara vermeliyiz. Onlara acıyan gözlerle bakmamalıyız. İş hayatında, sokakta, sosyal yaşamın içinde yer almalarına olanak tanımalıyız. Dışlamamalı, onlar için “en uygun ortamın ev” olduğu düşüncesinden arınmalıyız. Ayrıca: Engelli insanları görünce, engelli olmadığımız için, Yaratıcıya ‘şükür’ edasında bulunmak etik değildir; çünkü Yaratıcıya şükretmek için doğada onlarca güzellik varken, bir başkasının acısının bizim acımız olmadığına aslında sevinmiş oluyoruz. (Elma, portakal, narlar veya deniz, su, topraklar için olabilir mesela)

 

Son olarak, 21. Yüzyılda olduğumuzu unutmamalıyız. Adolf Hitler’in, “yaşamaya layık” bulmadığı, 1939-1941 tarihleri arasında resmi olarak öldürülme emrini verdiği binlerce engelli insanın; aç bırakılarak, öldürücü iğne yapılarak ve gaz odalarında yaşamlarının sonlandırıldığı zamanlar tarihin gerisinde kaldı. (Tabii bu resmi tarihlerden önce de, sonra da uzun zaman devam edilmiştir bu vahşete.) İçinde bulunduğumuz çağ da, engelliler için gerekli olan tıbbi cihazlar, tedavi yöntemleri hızla gelişiyor dünyada.

Bizlere düşen, tam ve eşit haklar sağlanarak yaşamanın herkesin hakkı olduğunun bilincinde olmaktır.

Bu arada engelli insanların ihtiyaçları olan medikal ürünlerin ve tedavi yöntemlerinin çok pahalı olduğunu, bunlara erişilmesinin hiçte kolay olmadığını ve engelli insanlar üzerinden haksız maddi-manevi kazançlar sağlayan kimselerin varlığı olduğunu da belirtmek isterim. Umarım, bir başka zamanda tüm bunları yazma olanağı bulurum.

 

Rabia Çelik Çadırcı
Rabia Çelik Çadırcırabiacelik3363@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.