SON DAKİKA

Açık veri ve demokrasi- Serdar Temiz

Bu haber 10 Eylül 2018 - 0:12 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bir önceki yazımda, açık verinin ne olduğunu ve innovasyon için neden önemli olduğunu yazdım. Daha sonra bu alana döneceğim ancak demokrasi ve insan hakları için neden önemli olduğunu sizlere anlatmak istiyorum. Açık veri esasında verinin demokratikleştirilmesidir. Sadece devletlerin ve büyük firmaların erişebildiği veri, açık veri değildir.

Bunarın başında devletin bütçeleri gelir. Devletin ne kadar gelir topladığı, bu gelirlerle ne yaptığı şeffaf olmadığı zaman esasında rüşvete, yolsuzluğa, adeletsizliğe yol açılır. Devletler bütçelerindeki kalemleri bir rapor halinde sunuyor olsalar da, bu harcamaların alt kalemlerini, kimlere, hangi hesaplardan, hangi uygulamalar için harcandığını bilmediğimiz için de bir usulsüzlük varsa da bilemeyiz.

Mesela herhangi bir devlet: ‘Eğitim bütçesinden 5 milyar dolar harcadık’ dediğinde, bu 5 milyar dolar bina dikmeye mi, maaşlara mı harcandı; eğitimin hangi kademesine gitti; özel okullara mı gitti yoksa devlet okullarına mı gitti; belediyenin verdiği eğitim hizmetlerine mi gitti, yoksa milli eğitime mi gitti; bilemeyiz. Bu da esasında harcamaların karanlıkta kalmasına olanak sağlar.

Açık kontrat (ihale diye çevirebiliriz) hareketi de açık veri hareketi şemsiyesinin altında düşünülebilecek bir harekettir. Open contracting partnership (Açık ihale ortaklığı[1]) ile Açık Bilgi vakfının ‘stop secret contracts’[2] (gizli kontratları durdurun) hareketinin temeli şu: Devletler milyarlarca dolarlık ihalelerle mal ve hizmet alımı yaparlar ve bu ihalelerin yapılışı, teklifi, hangi firmaların hangi ihaleleri aldığı pek açıkveri/bilgi değildir. Bu bilgilerin çoğu ticari sır denilerek gizlenir ve her şeyin gizli yapılıp, gizli tutulması ya da seçici açık tutulması suistimallerin yapılmasına olanak sağlar. Mesela Rynair’in kullandığı havaalanlarının bulunduğu şehirlerin belediyelerinden destek aldığına dair iddialar, kontratlar ‘ticari sır’ denilerek gizli tutulduğu için daha sıklıkla dile getirilir oldu. Dolayısı ile ucuza uçtuğunu sanan vatandaş esasında vergi olarak uçusunun biletini ödüyor olabilir. Bahsettiğim gereksinimden dolayı, devlet, özel sektör ve sivil toplum işbirliği ile açık ihale projeleri yapıldı. Bunlardan biri, ihale sistemi çok kötü olan Ukrayna’da yapılan Prozorro platformudur. Bu platformda ihaleler, detaylar, ihaleyi alan firmalar hakkında bilgileri istediğiniz gibi bulabilir, veri olarak indirebilir, kendi analizlerinizi yapabilirsiniz.

Burada yap işlet devlet projeleri için bir parantez açmak isterim, özellikle ‘devletin cebinden tek kuruş çıkmadan’ yapılan projeler beni hep huylandırır. Sonuçta ticari bir firmanın yatırımcıları vardır, ortakları vardır; ticari dertleri olmasaydı zaten vakıf olurlardı. Bu sistemin nasıl olduğuna dair bir örneği bir kebapçı üzerinden vermek isterim. Bi kasaba düşüşün, ilk defa bir kebap restaurantı açılacak. Belediye ‘cebinden para çıkmasın’ diye, ihale açar ve her nedense belediye başkanının tanıdıklarının tanıdıkları 3-4 kişilik ortak olarak ihaleyi alırlar. İlginç alan, belediye sadece tek bir restauranta lisans verir, hatta kuranlara der ki: 1) Günde 1000 yemek siparişini garanti ediyorum. Eğer 1000den az satarsanız, üstünü ben tamamlarım.  2) Özkaynaklarınız yetmez sizin, gelin ben sizin bankadan alacağınız krediye belediye olarak kefil olayım 3) Belediye yemekhanesini kapatacağım, hatta akşam vakti elektrikleri kestireceğim ki, mecbur müşterin artsın 4) Arsa da benden 5) 30 sene kullan, haa bak benden hiç para isteme, 30 sene sonra açtığın restaurant benim. (30 seneye o binadan bir işe yarar beton kalırsa) 6) Bu çok ilginç: fiyatı istediğin gibi koy, bazı belediye kurumlarına senden almayı şart koşacağım. Şimdi, bu durumda, cebinden tek kuruş çıkmayan belediye mi, bu ihaleye girenler mi? İhaleye girmenin, bu ticari işe girmenin riski ne ki?

Benzer örnek havaalanlarında vardır mesela.  Tonla yatırım yapan firma, eğer ülkedeki kapalı su fiyatının 10 katına suyu havaalanında satacaksa, orada iş açmak isteyenlerden tanıdıklarını kayıracak, metrekare fiyatına binlerce dolar isteyecekse, oradaki hizmetten faydalanmak zorunda olan vatandaşın cebinden çıkar bunlar. Mesela Stockholm Arlanda havaalanında öğlen yemeği ve  şehir merkezindeki yemek arasında fiyat farkı dikkat edilmeyecek kadar yakındır. Nedense İstanbul havaalanında uçakla uçtuğunuz için cezalandırılıyormuşsunuz gibi herşey ateş pahasıdır. Peki devletin cebinden para çıkmadı derken, gitmek zorunda olduğumuz havaalanlarının bu kadar pahalı olmasının, cebimizden ödediğimiz paraların hesabını kim tutacak?

 

Madem açık ihale ortaklığından başladık, açık devlet ortaklığından (ADO)(Open Government Partnership-OGP) bahsetmemek olmaz. Bu kurum, devletlerin daha şeffaf ve demokratik olmaları için kurulmuş, ortak ülkelerin sivil toplum örgütleri ve uzmanlar ile beraber çalıştığı uluslararası bir kuruluş. Devletlerin 2 yıllık etkinlik planlarını oluşturmalarını ister ve bunları bağımsız raportörler eşliğinde denetleyip rapor hazırlar. OGPnin kurallarına göre, eğer bir ülke 12 ay hiçbir etkinlik göstermez ise, aktif olmayan statüsüne girer. 4 Mayısta Cape Town da toplanan yönetim kurulunun oy birliği ile Türkiyenin aktif ülke statüsünden düşürülmesi kararı alındı ve bu kararın aktif hale gelmesi için de,  Türkiyeden zaten üye olmak için kabul etmiş oldukları mükeffefiyetleri yerine getirmelerini isteyerek yükümlülükleri hatırlatıldı. Bunların içinde bakanlık biriminin iletişim personeli belirlenmesinden, ulusal planın yazılıp halka açık hale getirilmesi ve planın takibi ve uygulaması için devletten destek istendi. Bunlar için de, Türkiye’den 31 Mayısa kadar cevap verilmesi istendi. Türkiye tarafından bir gelişme olmayınca da Türkiye 2014’teki ulusal etlinlik planını gerçekleştirmediği için 21 Eylül 2016’da Türkiye’yi aktif olmayan ülke statüsüne düşürdü. Bu OGP tarihinde, üye olup, 2 kere 2 yıllık planı arka arkaya yerine getirmeyen ilk ülke olarak, geçti. Bunu da tüm dünyaya basın açıklaması ile duyurdu[3]. Şu anda OGPnin aktif olduğu ülkelerin haritasına bakarsanız[4], Türkiyenin olmadığı haritada Sırbistan’dan, Moğolistan’a; Kenya’dan Nijeryaya aktif ülkeler görürsünüz.

Nijerya demişken, sizlere orası hakkında açık veri ile ilgili ilginç bir olayı anlatayım:

Nijerda Afrika kıtasının en büyük, dünyanın da 7. En büyük petrol üreticisi ülkesi. Ülkede işsizlik, gelirin haksız ve adaletsiz dağılımı, eğitime erişememe gibi sorunlar var. Nijerya devleti petrol fiyatlarında indirim yaparak, halkın ekonomisine katkıda bulunuyordu. Hükümet bu fiyat desteğini kaldırmaya karar verdiğinde, BudgIT[5] isimli açık veri grubu, Nijerja bütçesi hakkındaki verileri analiz ederek, başkanın yıllık gıda bütçesinin 1 milyar Naira (Nijerya para birimi, dolar olarak o zamanki karşılığı 6.2 milyon dolar) olduğunu twitterdan paylaştı. Bu kanıta dayalı bilgi, protesto edenler tarafından kullanıldı ve tepkileri, bütçenin şeffaf ve adil olmasına dair talepleri arttırdı. Sadece 9500 takipçisi olan twitter hesabına rağmen, grubun sitesi 4 milyon kere ziyaret edildi, verilere erişim için 4000 talep geldi. BudgIT ekibi devletin yönetimindeki eksikliği halkın bilmesine ve taleplerinde daha somut olmasına yardımcı oldu.

 

Umarım bu örnekler açık verinin demokrasi  ve şeffaf, hesap veren devletler oluşturmak için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yardımcı olmuştur. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hepinize selam ve saygı gönderiyorum

www.serdartemiz.net

[1] https://www.open-contracting.org/

[2] https://stopsecretcontracts.org/

[3] https://www.opengovpartnership.org/stories/turkey-made-inactive-open-government-partnership

[4] https://www.opengovpartnership.org/participants

[5] http://yourbudgit.com/ & http://venturesafrica.com/how-technology-is-fostering-good-governance-in-nigeria

Görsel: http://maximumgovernance.com/perspectives/strengthening-democracy-through-open-government-data-platform/

 

Serdar Temiz
Serdar Temizserdartemiz@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.